Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Olağan Türkiye tablosu

TEĞMEN su ürünleri mühendisi. Güneydoğu’da teröre karşı savaşıyor. Yüzbaşı mimar.

Güneydoğu’da teröre karşı savaşıyor. Askerliğinin bitmesi için gün sayan Mehmetçik mühimmat deposuna girmiş, el bombası sayıyor.

Askeri helikopter düşüyor, beş asker şehit oluyor.  Bu bir kaza. Uludere yolunda minibüs hendeğe yuvarlanıyor, dokuz asker, bir korucu şehit oluyor. Bu bir kaza. Önceki akşam Afyon’daki facia, yirmi beş asker şehit düşüyor. Bu bir kaza. Terörde şehit düşenler ayrı.

Her gün bir felaketten ötekine koşan Türkiye’de nasıl oluyor da, bu kazalar üst üste geliyor. Artık hiç kimse bunların kaza olduğuna inanmıyor.

Kaza olsa bile, bunca insanın ölümü Türkiye’de neyi değiştiriyor? Bir sonraki kazayı önlüyor mu?
Ölüm herkese artık eşit mesafede, Güneydoğu’da yaşamak şart değil. İşte Foça, işte Gaziantep, işte Afyon. İster sivil, ister asker.

Teşbihte hata olmaz, Hatay Hava Alanı çok modern, çok iyi bir yapı, ama yağmur yağınca alanı sel basıyor. Tipik Türkiye tablosu.

ORDU MORALSİZ

Orduda nasıl oluyor da, bu kadar “kaza” arka arkaya geliyor? Bu sorunun yanıtını arayan herkes aynı yerde birleşiyor:

Ordu moralsiz. Bu iktidarın rütbe verdiği, kuvvet komutanlığı, Genelkurmay Başkanlığı verdiği bir orgeneral terör örgütü başı olarak hapiste ise, orduda moral kalmaz”.

General ve amirallerin yüzde yirmisi aylardır tutuklu ise, hangi moral?

Afyon faciasıyla ilgili pek çok soru dökülüyor ortaya. Saat 21’de sayım olur mu? Sayım yapan askerler o konuda eğitimli mi? El bombaları bir yerde, fünyeleri ayrı yerde saklanmalı, öyle mi? Öyle değilse, neden? O kadar asker, o depoda bulunmaz, depoda neden o kadar çok asker var?

Bomba mı patladı, elektrik kontağı mı çıktı? Başka bir nedenle yangın mı? Ya da hiç biri değil, bir ihmal, bir hata ya da benzeri bir şey mi?

Suriye sınırında düşen uçağı, Uludere’de 35 kişinin öldürülmesini unuttuğumuz gibi, bu faciayı da unutacak mıyız? Bu facia bir sonraki faciayı önleyecek mi?

HABERLER

Sıradan bir gün, geçenlerde herhangi bir TV’de herhangi bir haber bülteni.

İlk haber trafik kazası, sekiz ölü. İkinci haber orman yangını. Üçüncü haber cinayet, aynı aileden üç ölü. Dördüncü haber sokakta kavga, iki ölü. Beşinci haber
birileri bir şeyi protesto ediyor, yolu kapıyor, polis geliyor, biber gazı, hastane.

Derken ekrana “son dakika” düşüyor. Güneydoğu’da çatışma, iki şehit.

İşte, size Türkiye. Dünyanın 18’inci büyük ekonomisi. Her ülkenin gözünün içine baktığı, şimdi ne diyecek, diye merak ettiği büyük devlet.

Erdoğan’dan çok çarpıcı cümle

BDP’li milletvekillerini eleştirirken Tayyip Erdoğan yaşadığımız dönemi tanımlayan en çarpıcı sözlerinden birini söylüyor:

“Yargıya zaten gerekenleri söyledik, yargı da gerekeni yapıyor”.

Türkiye kuvvetleri ayrılığı ilkesinin, yasama, yürütme ve yargının birbirinden bağımsız olduğu bir demokrasi değil mi? Bu üç kuvvetten hiç birinin diğerine etkisi ve
telkini, kulağına fısıldaması mümkün mü? O zaman bu yönetim biçimi demokrasi olabilir mi?

“Yargıya zaten söyledik” cümlesi beraberinde çok vahim bir ihtimali akla getiriyor. Örneğin, Ergenekon, Balyoz, Oda TV gibi siyasi davalarda, uzun tutukluluk sürelerinde “yargıya söyledik” var mı, yok mu?

Yargı Erdoğan’ın sözünü ne kadar tutuyor, ne kadar “siz bize karışamazsınız” diyor? Karışamazsınız, diyorsa, neden hiç bir yüksek yargı organı tepki bu söze göstermiyor?

Ali Demir komedisi

TV’de ÖSYM Başkanı Ali Demir’i izliyorum, bir süre önce çekilmiş bir söyleşide:

“Sınavlarla ilgili en küçük bir şey olsa, istifa ederim
”.

Yok ya, ciddi mi? Daha ne olacak? 2010 KPSS, öğretmen adaylarının sınavında 350 aday 120 soruda 120 doğru yapıyor. Sorular sızmış, sınav iptal.

2011 yurt dışı yüksek öğretim diploma denkliği sınavında 100 sorudan 75’i önceki yılın sorularıyla aynı, sınav iptal.

2011 ALES, sorular eksik çıktı, sınav iptal.

2011 YGS’de sorular şifreli, hatalı sınav kitapçıklarının gönderildiği yerlerde sınav iptal.

2010 doktorların hatalı soru iddiaları yargı kararıyla yeniden hesaplanıyor, doktorların görev yeri değiştiriliyor.

Ve son olarak hakim ve savcı adayları sınavında bazı kesimlere kıyak çekildiği iddiası, sınav iptal.

Bu kadar hatalı sınavın üst üste gelmesi tesadüf olamaz. Bir gariplik var. Örneğin, belli bir kesime ayrıcalık mı var? Ne var, belli değil,  ama ortada 32 kısım tekmili birden Ali Demir Komedisi var.

 

X