Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Okyanusu toplu geçişe Türk kadınları da katılıyor

Okyanuslara açılmak isteyip de buna tek başına cesaret edemeyenler için toplu geçişler düzenleniyor.

Koskoca okyanusta kimse birbirini görmese de, büyük ve hızlı tekneler alıp başını gitse de; bir yandan okyanus sonsuzluğunu yaşatmak, bir yandan herkese aynı havuzda oldukları duygusunu vermek, sonsuz yalnızlıktan uzaklaştırmak bu toplu geçişlerin hedefi. Bu toplu geçişlerden en önemlisi olan ARC’ye yani Gezi Tekneleri için Atlantik Rallisi’ne bu yıl bir Türk teknesi de katılacak.

Okyanus aşmak, yelkene gönül verenleri heyecanlandıran ve korkutan bir düş. İnsanın yeryüzünde minnacık bir nokta olduğunu hiç aklından çıkartamadığı iki yerden biri okyanusun ortasıdır, diğeri ise çöl.

Karadan yüzlerce, binlerce kilometre uzakta mutlak yalnızlık. Gece seyirlerinde yalnızca yıldızların aydınlattığı okyanusta evreni izlemek, teknenin arkasında bıraktığı yakamozlu su. Yelken seyrinde insanı çağanoza çeviren yan yatmış bir tekne. 6-7 knot hızla aşılan okyanuslar...

Gerçi uydu telefonlarının ulaşılabilir fiyatlara inmesi, GPS sistemleri, ucuzlayan radarlar, hava durumunu ileten haberleşme sistemleri okyanus geçişlerini daha az korkulur hale getirdi ama... Yine de sayıların artmasına rağmen kendi başına okyanus geçişine kalkana, hálá başka bir yüzyılın maceraperesti gözüyle ve gıptayla bakılıyor.

KADINLAR TAKIMI

Okyanus aşmak isteyip de buna tek başına cesaret edemeyenler için toplu geçişler düzenleniyor. Koskoca okyanusta kimse birbirini görmese de, büyük ve hızlı tekneler alıp başını gitse de, bir yandan okyanus sonsuzluğunu yaşatmak, bir yandan herkese aynı havuzda oldukları duygusunu vermek ve sonsuz yalnızlıktan uzaklaştırmak bu toplu geçişlerin hedefi. Bu toplu geçişlerden en önemlisi, ARC, yani Gezi Tekneleri için Atlantik Rallisi, 20 Kasım 2005’te başlayacak.

Bu yıl mürettebatını kadınların oluşturduğu Türk bayraklı bir yelkenlinin de katılacağı 20. ARC için tekneler Kanarya Adaları’nda Las Palmas Limanı’ndan demir alacak. Kanarya Adaları-St. Lucia arasındaki 2700 deniz millik geçişin teknenin boyuna göre 18 ila 21 gün arasında tamamlanması bekleniyor.

Marmaris’te yelken eğitimi veren bir şirketi olan ve Türkiye’de yelken eğitiminin öncüleri arasında yer alan Cumhur Gökova’nın reisliğini üstleneceği Dufour 40 tipi tekne, 1 Ekim’de Marmaris’ten ayrılacak ve Kanarya Adaları’na doğru yola çıkacak. Marmaris-Malta, Malta-Malaga, Malaga-Las Palmas etapları arasında yelken eğitimi verilecek ve her etapta ekip değişecek.

YARIŞMA DA VAR

İngiltere’de kurulu World Cruising Club adlı bir şirket tarafından düzenlenen ARC, açık deniz becerilerini geliştirmek isteyenlerin yanı sıra, amatör ruhla yarışanlara da heyecanlar sunuyor. Boy ve diğer özelliklerine göre tekneler geçiş performanslarına göre sıralanıyor.

ARC’ye katılmak için uyulması gereken çok katı kurallar var. Okyanus için biraz da küçümsemeyle ‘gölcük’ denmesi kimilerinin güvenlik önlemlerini savsatmasına yol açabiliyor. ARC yönetimi belirlediği güvenlik önlemlerini almayanları ve gerekli teçhizatı bulundurmayanları kabul etmiyor. Las Palmas’ta geçiş öncesinde yapılan sıkı denetimlerle de güvenlikten ödün verilmeyeceğinin altı net bir şekilde çiziliyor.

20. ARC NOTLARI

Kayıt yaptıran tekne sayısı 225.

Tekne mürettebatı içinde 40 çocuk var. Bu rakam geçen yılın iki katı.

Geçiş sırasında Atlas Okyanusu’nda 21 farklı ülkenin bayrağı dalgalanacak.

En küçük tekne Vancouver 32 (9,75 metre), İngiliz bayraklı Free Spirit of Itchenor, en büyük tekne Cayman bayraklı Kalikobass II (32 metre).

Teknelerden 26’sı Beneteau, 21’i Hallberg Rassy, 19’u Jeanneau marka.

İrlandalı çift Jim ve Jane erken emekliye ayrılıp, kendi bahçelerinde yaptıkları Suncat 40 ile katılıyor.

Norveçli çift Eivind ve Heidi mallarını mülklerini satıp aldıkları Bavaria 42 ile katılacakları ARC’yi 5 yıllık dünya turunun ilk ayağı olarak görüyor.

Hamburg: Sevgili su kenti

Birbirini ve güneşin ışıklarını kesen daracık sokaklar.

Sokakların köşelerinde sürprizler; ya küçücük bir köprü ya da koyu yağ yeşili bir su kanalı. Kanalın kenarında merdivenle inilen küçük bir kafe. Birbirine zincirlenmiş masa ve iskemleler.

İkinci Dünya Savaşı’ndaki büyük bombardımandan sonra yapılan taş binalar. Binaların içinden bir diğer sokağa ya da nehir kenarına açılan zarif pasajlar; Galleria, Akmerkez öncesi eski İstanbul pasajları gibi.

Hafta sonu yapılan karnavalın döküntüleri temizlenmiş, kırık birkaç bira şişesi dışında hiç iz kalmamış. Bir gece önceki hıncahınç kalabalığın yerini, sakin göle bakan banklarda oturan erkenciler almış, benim gibi.

Hamburg’da bir pazar sabahı; saat 08.00.

*

Hamburg çocukluk haritamda yeri bellenmiş ilk şehirlerden biriydi. Almanya’ya giden ilk kuşak gurbetçilerden olan dayım Hamburg Limanı’nda işçiydi ki, sonra limanda kaza geçirecek ve yıllar sonra Hamburg’da ölecekti. Alman ekonomik mucizesinin Türk yaratıcılarından ve kurbanlarından biri.

Her yaz beyaz Volkswagen otomobili ile İstanbul’a gelişi bir kutlama nedeniydi. Bir seferinde, bütün gün Kadıköy Yavuztürk Sokak’ta teyzemin evinin terasında gözüm yolda onu beklemiştim. Yokuşun başında görünen her beyaz otomobil Hamburg’dan geliyordu, HH plakası ile. Bütün gün bekledim, bir kere içeri girdim ve kapı çaldı, gelmişti.

Hamburg’daki ilk saatlerimde, yol işaretlerinde gördüğüm semt adları çocukluğumda duyduğum sesleri ete kemiğe büründürüyordu. Altona örneğin; dayımın yaşadığı semt. St.Pauli, dayımın tuttuğu takımın semti.

*

Adım başı suyla karşılaştığım Hamburg’da su kokusu beni hep izledi.

Otelin önündeki küçük meydan Elbe Nehri’nin küçücük kolunun kenarındaydı.

Yoğun gemi trafiği ile Elbe Nehri biraz yürüyünce karşımda. Kıyıya aborda olmuş müze gemiler; İkinci Dünya Savaşı sırasında Avrupa’yı ayakta tutan Victoria tipi yük gemilerinden biri, Almanların pek de başarılı olmayan sömürgecilik deneyiminin yansıması çok direkli hızlı ticaret gemileri ve yaklaşık 70 kilometrekare alana yayılan limanı gezdiren turistik nehir tekneleri ile Elbe yoğun bir turizm trafiğinin de merkezinde.

Dev gemilerin arasında manevra yaparak 110 kilometre ötedeki Kuzey Denizi’ne doğru hareketlenen yatlar, kıyıda gördüğüm kulüplere bağlı yüzlerce yelkenli tekne, dünyanın en büyük dokuzuncu limanının içinde yelken yapılabildiğini ve bunun da teşvik edildiğini gösteriyor.

Küçük tarihi yelkenlilerin aborda olduğu göl kenarında çocuklara tekneler ve yelken anlatılıyor. Ellerinde yelken bezleri, ipler, teknenin kıç üstündeki küçücük taburelere çöküp dinliyorlar, soruyorlar, ilgileniyorlar ve öğreniyorlar.

Adım başı rastlanan yat malzemesi satıcıları, tekne maketçileri, denizcilikle ilgili kitaplar ve eski - yeni haritalar satan mağazaların çokluğu kıskandırıyor. Aaah İstanbul diyorum.

*

Beni asıl kıskandıran ise kanal teknelerindeki kaptanların mahareti. Burada tabii çok kişisel bir kıskançlıktan söz ediyorum; tekne yanaştırma beceriksizliğim işin içine giriyor.

Kentin tam göbeğinde bir römorkör dev bir çatanayı çekiyor. Ben de üstteki köprüden izliyorum. Kanal, teknelerden biraz daha geniş. Suyla hemkenar taş binalarla aralarında birkaç metre ya var, ya yok. Kaptan rahat; çatanadaki yardımcısı bir elinde ip, öbür elinde sigara, sakin sakin oturuyor. Ne yapacaklarını çok iyi bilenlerin sessiz anlaşması var aralarında.

Römorkör 90 derece sancak (sağ) tarafında daha da dar bir kanala yöneliyor. Kaptan, iki ileri, birkaç tornistan ile römorkörü o kanala sokuyor. Ama çatananın da peşinden gelmesi gerek. Bir bisiklet kullanır gibi birkaç basit manevra ile çatana da o dar kanalın içinde; her şey birkaç dakikada olup bitiyor. Belli belirsiz bir ses duyuyorum, çatana, binalardan birine değiyor. İğneye iplik geçirmek kadar zor bir iş, kalecisiz kaleye gol atmak rahatlığında tamamlanıyor.

Çocukluk haritamda yeri bellenmiş ilk şehirlerden Hamburg... Artık sevgili su şehirlerimden birisin.

Oyun

Kaptancılığa var mısınız?

Virtual Skipper 3, yelken yarışçılığını çok gerçekçi bir programlama ile bilgisayarlara soktu. Dünyanın altı bölgesinde, tasarım özellikleri uygun gerçek teknelerle yarışılan, tüm manevraların yapılabildiği, akıntı, hava durumu etkilerinin hesaba katılması gereken oyun, uluslararası yarış kurallarını da dikkate alıyor. Deneyimli deneyimsiz tüm yelkencilerin keyif alacağı oyunun Almanya satış fiyatı 38 euro.

Sağlık

Kalp krizine karşı

Philips tarafından üretilen defibrilatör, denizde kalp krizi geçirenlerin kurtulma şansını yüzde 50’nin üzerine çıkartıyor. Cihaz, kriz geçirip duran kalbi elektrik şoku ile çalıştırıyor. Kalp krizi; trafik kazaları, meme kanseri, prostat kanseri, felç, AIDS ve yangınların toplamından fazla ölüme yol açıyor. Cihaz İngiltere Kraliyet Yatçılık Derneği (RYA) tarafından öneriliyor. İngiltere satış fiyatı, RYA tarafından verilen eğitim de dahil olmak üzere 1295 sterlin.
X