« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Okyanus Türkler'inden Haberler

Uzaklar II ile, Yüksel İnşaat ana sponsorluğunda Horn Burnu’na yol alan Atasoy, bölgede hüküm süren fırtınalar ve zorlu doğa koşullarıyla “Yedi Denizlerin Everesti '' ya da “Dünya nın Ucu '' olarak da anılan Horn Burnu nu dönüp bir ilki gerçekleştiriyor.

Arif Erdem
SON GÜNCELLEME

Yaklaşık bir yıl sürecek, toplamda 19.500 deniz mili mesafenin kat edileceği bu zorlu seyahatte Uzaklar II nin rotası; Brezilya, Arjantin, Horn Burnu, Şili, Peru, Panama Kanalı, Bermuda, Cebelitarık Boğazı, Türkiye şeklinde devam edecek. Atasoy a bu zorlu yolda profesyonel dalış eğitmeni ve sualtı rehberi Sibel Karasu eşlik ederken, kara destek ekibinde de Fatih Çekirge ve İDO Pazarlama Şefi Murat Nurcan yer alıyor.

Rio Grande’de  Osinografia Müzesinin iskelesinden ayrılırken hüzün ve mutluluğu ayni anda yaşıyordum diyor. S/ Y Uzaklar  II ekibi Sibel Karasu ve Osman Atasoy, Kendi ağızlarından hikayelerini ise Sibel Karasu şöyle aktarmakta .

 İyisiyle kötüsüyle uzun zaman geçirdiğimiz Brezilya’daki son durağımızdan ayrılıyorduk artik. Palamarları çözüp de , sakınliğine  alıştığımız Lagoa Dos Patos’un çamurlu sularından okyanusa doğru ilerlerken mendirek taşlarının üzerinden gelen homurtuları duyduk. Dikkatli baktığımızda kocaman mendirek taşlarını şezlong gibi kullanarak güneşlenen deniz aslanlarını gördük.

Kimileri güneşten sıcaklamış olacak ki iri bedenlerini denizin serin sularına bırakıyordu.

Bu görüntüler, güneye indikçe değişecek cografyanın, iklimin ve göreceğimiz hayvan çeşidinin habercisi gibiydi.

Bu bölgede kisin başlamsından dolayı soğuk hava da aksamları kendini hissettirmeye başladı polarları, kazakları  çıkardık. Gece vardıyasında sıkı giyinmek gerekiyor. Uzun zamandır yaza alışmış bedenimizin kişi hatırlaması uzun sürmez umarım.

Bu arada sakin sulara da alışmış olmalıyız ki farklı yönlerden gelen soluganlarla ilk gün sersem gibi olduk. Kısa seyirlerin de sevmediğimiz yani ,  tam vucudumuz salınıma alıştı derken bitiyor olması, bu seyrimizde öyle oldu. Kuzey-doğudan esen 4 kuvvetinde ki rüzgarın önünde kanatlarını açan Uzaklar dalgaların üzerinden uçarcasına ilerledi. Ve bizi iki gun sonra sağsalım La Paloma limanına getirdi.

Bu kıyılarda balıkçı tekneleriyle pek karsılaşmadık fakat bir ara transit gemi yoluna girdiğimiz için güneye inen ve güneyden dönen gemilerin arasında kaldık.  Bize bu konuda AIS cihazımız yardımcı oldu gemilerin hızlarını, bize uzaklıklarını ve isimlerini cihazın ekranından takip edebiliyorduk. Onlar da bu cihaz sayesinde bizim bilgilerimizi görebiliyorlardı. O yüzden tedirgin olmak yerine  güvenli ve keyifli bir seyir yaptık.

Dikkat edilmesi gereken diğer konu da okyanusda olduğumuz halde nehirlerin taşıdığı kumla sığlaşan kıyılardı. Yolumuzun üzerinde ki bir çok sıglık ve batığın şamandıralarla işaretlenmiş olduğunu haritadan görebiliyorduk ama elimizdeki haritaların tarihi biraz eski olduğundan bir sorunla karşılaşmamak için dikkatli gözcülük yaptık.
 

Tam liman ağzında iken La Paloma liman kontrol arayıp bize sorular sormaya başladı ve zaten geçmiş olduğumuz sığlıklara dikkat etmemizi söyledi. Ama bu iyi niyetli uyarma bizim kafamızı karıştırmaktan başka bir şeye yaramadı.Uruguay’da yer azlığından sanırım demirlemek yasak ya tonaz alınıyor yada limana bağlanılmasını soyluyorlar.  Bunların da bir üçreti var tabi ki.
 

İlk Uruguay’a  yazlIk kasabası olan La Paloma’dan ayak bastık. Şu an terk edilmiş kasaba görüntüsünde olsa’da yazın ne kadar hareketli ve şirin bir yer olduğu belli.Beyaz ihtimamlı kulesiyle denizcilere yol gösteren Santa Maria deniz feneri de bu kasabanın adeta simgesi olmuş.Bağlandığımız günün aksamında kuzey-batıdan 9 kuvvetinde, yerlilerin pampero dedikleri fırtına esti. Korunaklı limanda olduğumuz halde gece yine nöbetteydik.Burada bir kaç gün kalıp önümüzde ki seyir için hazırlık yapacağız. Rotamıza her zaman ki gibi rüzgar karar verecek.

aerdem@hurriyet.comtr


Bunları da Beğenebilirsiniz