Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Okuyucular ile...

ÖNÜME her gün tomarla gelen internet mesajlarını káğıda çektiriyorum, tamamını okuyup saklıyorum. Buna faksları ve mektupları ekleyin. Tamamı saklanıyor, birikiyor. Araştırmacılar için inanılmaz bir hazine... Çünkü Türk toplumunun nabzı o belgelerde, Hürriyet okurlarından bana gelen yazılarda yatıyor.

Onların içinde ne ararsanız var. Hepsine ne yazık ki tek tek yanıt vermem mümkün olmuyor. Bu konuda bana lütfen gücenmeyin. Bizim Leyla önüme günde birkaç taksitte tomarlarla mektup getiriyor. Bazen ona "yeter artık be Leyla" diye takılıyorum.

Günde ortalama 150-200 yazılı mesaj!

Bir şey dikkatimi çekiyor. Parasal yardım isteyenlerin sayısı hızla artıyor. Öğrenciler, emekliler, ev kadınları, küçük esnaf... Diyelim ki bunların bir bölümü palavra. Belki de yeni bir dolandırıcılık yöntemi. Ama bazılarının içtenlikle yazıldığını, ülkemizde insanların ne yazık ki bu duruma düşürüldüğünü biliyorum.

Bazı mektupları okuyunca içim sızlıyor. Bazıları ise beni kahkahalarla güldürüyor. Kendi kendime "Olamaz böyle bir şey" diyorum. İşte bir örnek:

"Uyku sorunu çekiyorum, hiç uyuyamıyorum. Kültür Bakanı Atilla Koç ise Meclis’te Başbakan konuşurken dahil her ortamda horul horul, mışıl mışıl uyuyor. Ona imreniyorum. Acaba kullandığı bir uyku ilacı mı var? Kendisine nasıl ulaşıp bunu öğrenebilirim?"

Okurum Necdet Çetinalp, Kültür Bakanlığı’na -Atilla Koç’a hitaben- dilekçe verirse, sorusuna mutlaka yanıt alacaktır!

Sadi Gülergüç öldükten sonra kadavrasını üniversite hastanelerine bağışlamak istemiş ama olumlu yanıt alamamış. Üniversite hastanelerinin isimlerini bana yazıyor, girişimde bulunmamı istiyordu.

Karı koca kavgaları, avukat arayanlar, mahkemede haksızlığa uğradığını iddia edenler, belediyelerden, rüşvetten yakınanlar, ülkenin genel gidişinden tiksinti duyanlar, yolsuzluk bildirenler, yaşanan çirkin olaylar, çok sayıda övgüler ve az da olsa eleştiriler...

Bazen bizim İslamcı kesimden gelen dört dörtlük (!) mesajlar: "Allahsız kitapsız, dinsiz imansız, Ermeni tohumu, Yahudi tohumu!.."

Her gün bu tomarları okumak benim görevim.

BİR ÖZÜRLÜNÜN DRAMI

Önceki gün gelen bir mesajı okuyunca yine içim ezildi. 28 yaşında Gülcan Aksoy yazıyor:

"Doğuştan özürlüyüm. Yüzde 60 oranında işgöremezlik raporum var. TED Ankara Koleji’ni ve Ankara Üniversitesi İstatistik Bölümü’nü bitirdim. Hacettepe’de master yaptım. Hayatta asla yılmadım. TÜBİTAK tarafından 2005 yılında açılan özürlü sınavına girip kazandım, özürlü kadrosunda işe başladım.

Dört ay sonra sakatlığım bahane edilerek işten çıkardılar! Ama bu süre içerisinde hep üzerime geldiler. Dava açtım. İş Mahkemesi’ne verdikleri savunmada ’kişisel ihtiyaçlarımı kendi başıma karşılayamadığım, başkalarının yardımına muhtaç olduğum’ belirtildi.

Evet, ben sakatım ve ne yazık ki kendi kendime yetmiyorum. Başkalarının yardımına muhtacım ve bu yüzden işe sakat kadrosundan alınmıştım.

Davayı kaybettim. Gerekçede altı aylık süre dolmadığı için kaybettiğim yazılı. Oysa sakatlar için böyle bir kural yok. Dosyam şimdi Yargıtay’da.

Bütün dünyam yıkıldı. Türkiye’de bize reva görülen bu mu olmalı?"

* * *

Dün Gülcan’ı gazeteye çağırdım ve tanıştık. Babası ve abisiyle birlikte geldi. Pırıl pırıl, kafası dört dörtlük çalışan bir genç kız. Çok iyi İngilizce biliyor. Gerçekten de yardımsız yürüyemiyor, ellerini rahatça kullanamıyordu.

Siyasal iktidar TÜBİTAK’ı ele geçirdi. Neresi burası? Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırmalar Kurumu! En iyi elemanları baskıya dayanamadı, ayrılıp gitti.

Peki Gülcan oraya nasıl girmiş? Gazetelerde yayınlanan "özürlü uzman yardımcısı alınacak" ilanıyla. Sözlü sınavı kazanıp başlamış. Bir süre sonra masasını, bilgisayarını almışlar. On gün tek başına sandalyede oturtmuşlar.

Gülcan’dan sonra -yasal zorunluluk olduğu için- yeniden ilanla özürlü almışlar! "Üniversite işletme mezunu santral memuru..."

Gülcan’
ın olayı Türkiye’de üniversite bitirmiş, master yapmış, yabancı dil bilen bir özürlünün dramı.

Bir de bu niteliklere sahip olmayan gariban özürlülerin başına gelenleri ve nasıl süründüklerini düşünün.

Özürlülerin bile üzerine gidip onlarla uğraşanların galiba insanlığı da kalmamış. Çok yazık.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI