Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Okuru aptal yerine koymayın

Sinema eleştirisi üzerine yazılanlar, resmen beni şişirdi.

Bazen ne kadar incir çekirdeğini doldurmayan tartışmalar yapıyoruz. Hani derler ya ‘laf olsun torba dolsun.’ Sinema eleştirisi üzerine yazılanlar da aynen öyle ‘laf olsun, köşe dolsun...’

Bir sinema eleştirmeni, okurlarına ‘Bu filme gitmeyin!’ diyemezmiş, zaten okurları da bu tür eleştirmenlere ‘fasulyeden’ gözüyle baktığı için, sinema eleştirmenleri köşeleri boş yere işgal ediyorlarmış, ‘Gitmeyin denmez’ diye uyarmak sansürmüş, falan filan...

Sanki karşımızda tek tip, her dediğimizden etkilenen, cam fanus içinde yaşayan bir sinema eleştirisi okuru var da, biz de ‘atom bombası’ tesirli bir yazı yazıp onun beynini havaya uçuruyoruz.

Sinema izleyicisi birden fazla eleştiriyi okur, filmin oyuncularına, yönetmenine bakar, filmle ilgili haberleri, reklamları yorumlar, giden arkadaşlarına, akrabalarına sorar, sonra da filme gitme kararı alır. Biz gidin desek de, gitmeyin desek de.. (Bakınız Fida film sinema izleyicisi araştırması.)

Sinema izleyicisi aptal değil, sinema eleştirmenlerinin zevkiyle, sinema anlayışıyla kendilerininkinin uyuşmadığını kısa sürede anlar. Ona ‘Gitmeyin‘ dense de, inadına o filme gider. Ama bu durum okurların sinema eleştirisi okumalarını engellemez. Çünkü insanlar izleyecekleri şey hakkında ne olursa okumayı sever. Farklı bakış açılarını görmek ister.

Bu nedenle... Bırakın isteyen istediğini yazsın. Düşünceler yarışsın. Hiç düşündünüz mü niye bir eve birden fazla gazete alınır? Hiç düşündünüz mü niye aynı anda birden fazla haber bülteni izlenir? Ve niye bir gazetede aynı konuyu farklı yorumlayan köşe yazarları var! Bırakın bir filmi çok farklı yorumlayan çok sayıda sinema eleştirmeni de olsun! Hatta ‘Sinema diye bir şey olmasın’ diyenler de... Kıskanmayın, sinirlenmeyin, sinirlerinizi bilgisayarınızın tuşlarından almayın.

Gülse Birsel

‘Hırsız var’ filmini eleştirirken ‘Gülse Birsel’in oyunculuğu çok itici, onu gereksiz göğüs dekoltesi de kurtarmıyor’ diye yazmıştım. O sabah Ertuğrul Özkök aradı ve ‘Sana bu kez katılmıyorum. Gülse’nin oyunculuğunu çok beğeniyorum’ dedi. Aslında daha önce de bu konuyu Ertuğrul Hoca’yla birkaç kez tartışmıştık. ‘Hocam’ dedim, ‘Sanırım bir yanlış anlama var. Benim oradaki eleştirim ‘Hırsız Var’la sınırlı. Gülse Birsel’in ‘Avrupa Yakası’ndaki oyunculuğunu çok seviyorum. Ama en çok sevdiğim yazarlığı.’ Ben böyle deyince Özkök de yanıtı yapıştırdı:

‘Gülse Birsel’in dekolteye gereksinimi yok yazsan, istediğin anlamı daha doğru verebilirdin!’ Telefonu kapattım. Yazdıklarımı yeniden okudum. Ertuğrul Hoca haklıydı... Sanki yazdıklarımdan Gülse Birsel’in hiçbir oyunculuğunu beğenmiyorum gibi bir anlam çıkıyordu. Gördüğünüz gibi insan ‘hoca’ olsa da, ‘hoca’sından hálá öğreneceği bir şeyler var. Yazmayı çok seviyorum. Yazının gücünü ve anlamın derinliklerini her gün biraz daha keşfetmeyi de.

İbrahim Tatlıses anlamalı

İbrahim Tatlıses yazdıklarımı çarpıtarak orada burada hakkımda yalan yanlış yorumlarda bulunmaya başladı. Gerçi ne dediğini çok da iyi anlayamadım ama bir konuyu iyi anlamasını istiyorum.

Tatlıses’in sesine, sanatına, gösteri performansına, oyunculuğuna en ufak bir söz etmiyorum. ‘Ayağında Kundura’dan bu yana birçok İbrahim Tatlıses türküsü, şarkısı her zaman beni heyecanlandırmış, bir albümü çıktığında da neredeyse ilk dinleyenlerden biri olmuşumdur.

Arabesk dinleme konusunda hiçbir kompleksim yok. Bu konuda seçiciyim. Zaman zaman Orhan Gencebay dinlerim, şimdilerde Müslüm Gürses’in bazı yorumlarını çok seviyorum. Ama artık İbrahim Tatlıses albümü almaya elim, İbrahim Tatlıses haberi okumaya aklım, İbrahim Tatlıses izlemeye gözüm gitmiyor.

Tatlıses’in kadına bakışını ‘maço’ erkek tavırlarıyla yarattığı korku imparatorluğunu içime sindiremiyorum. İbrahim Tatlıses’i bu tavırlarıyla baş tacı yapanları da.

İbrahim Tatlıses’in çok sevildiğini, onu taklit eden çok sayıda gencin olduğunu tabii ki biliyorum. Zaten sorun da bu.

İbrahim Tatlıses sıradan biri gibi davranamaz. Bu ülkede kadına yönelik şiddet, aşağılama had safhada, İbrahim Tatlıses bir star, bu konuda sorumluluğunu bilmeli. Ona çanak tutan medya da. Hepsi bu!

Garipsedim

Mucizeler Komedisi’ni izledim. Pamela Spence’i çıplak gözle ilk kez gördüm. Şarkılarını ve yandan bağlı saçlarını anımsayınca, kendini pozisyonladığı yere bakınca ‘Pam’ bana düşündüğümden biraz daha ‘yetişkin’ geldi. Bu kez kendimi garipsedim. Niye ‘Pam’ deyince daha ‘gençlik’ algısı var ki!

Kutlarım

CHP Kurultayı’ndaki ‘kanlı savaş’ görüntüleri için başta Baykal olmak üzere tüm CHP kurmaylarını kutlarım. Bir kongre ancak bu kadar kötü planlanabilir, bu kadar kötü uygulanabilir ve bu kadar kötü imaj bırakabilir. Sorarım size, küçücük bir Kurultay’ı yönetemeyen bir parti Türkiye’yi nasıl yönetecek? Gerçekten kutlarım.

Baydı

Meltem Cumbul ‘Ayrılacak mı, ayrılmayacak mı’ tartışması resmen baydı. Meltem ‘Çok mutluyum, ayrılmıyorum’ diyor işte, daha ne istiyorsunuz? Yalan makinasına bağlanmasını mı?
X