Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Okur Temsilcisi'ne mektuplar

    Doğan Satmış
    06.02.2006 - 00:00 | Son Güncelleme: 05.02.2006 - 23:47

    Guardian’da bir gün

    GEÇEN hafta, tüm dünyada Hazreti Muhammed’in karikatürleriyle ilgili tartışma sürerken gözler, İngiltere basınının üzerindeydi. Fransız, Alman, İtalyan ve İspanyol gazetelerinin, "Bu düşünce özgürlüğüdür" diye karikatürleri tekrar yayınladığı gün, İngiliz BBC televizyonuna çıkan bir yorumcu şu soruyu sordu:

    "Bugün 4 Avrupa ülkesinde gazeteler, karikatürleri yayınladılar. Ancak İngiltere’de yayınlanmadı. Bundan gurur mu duymalıyız, yoksa ifade özgürlüğü açısından utanmalı mıyız?"

    İşte tam bu gün, Hürriyet'in Okur Temsilcisi olarak ben ve Sabah'ın Okur Temsilcisi Yavuz Baydar İngiltere’de, ülkenin en önemli ve ciddi gazetesi Guardian’daydık. Gazetenin "Haber Toplantısı"nda, BBC’de yapılan üstteki yorumu hatırlatıp, görüşlerini sorduk:

    Guardian bu karikatürleri yayınlayacak mı?

    Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni, aynı soruyu bize yöneltti:

    - Türkiye’de bu karikatürler yayınlanır mı?

    - Hayır, bunlar Türkiye’de yayınlanmaz, cevabını verdik. Yavuz Baydar ise, Sıvas olayını hatırlattı.

    Guardian Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni konuyu tartışmaya açtı. Toplantıya katılan, muhabirinden editörüne, başyazarından okur temsilcisine 25 gazeteci, konuyu tartışmaya başladı. (Gazeteciler, toplantı odasına sığmadığı için, çoğu aynen İngiltere Parlamentosu'ndaki milletvekilleri gibi ayakta duruyordu.)

    Kısaca şu görüşler dile getirildi:

    - Yayınlamalıyız, bu karikatürleri bizim karikatüristimiz çizse, sansür uygulayıp yayınlamayacak mıydık?

    - Hayır, yayınlayamayız. Müslüman toplumun hassasiyetlerini dikkate almamız gerekir.

    - Yayınlamazsak, ifade özgürlüğü diye bir şey kalmaz.

    - Yayınlamayalım, isteyen baksın diye internetten link verelim.

    - Yayınlayan gazetelerin fotoğraflarını verelim.

    - Bu kadar konuşulan, bu kadar tartışılan bir konuyu nasıl yayınlamayız? İfade özgürlüğünün sınırlarını elinde silah olanlar mı çizecek?

    - Tartışılan her şey yayınlanmaz. Çocuk pornografisini de her gün tartışıyoruz, ancak kimse alıp görüntü kullanmayı aklına bile getirmiyor.

    - Salman Rüşdi'nin Şeytan Ayetleri de tepki görmüştü ama kitap çıktı. Kimse kitabın yayınlanmamasını savunmadı.

    YAYINLAMAMA KARARI

    Bu tartışmaları Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Alan Rusbridger dikkatlice ve yorum yapmadan izledi. Toplantıda ağırlık "Yayınlamak" yönündeydi ancak henüz bir karar verilmemişti.

    Bir saat sonra, bu kez gazetenin başyazısını yazan yazarlar bir araya geldiler, aynı soruya yanıt aradılar, başyazının anahatları belirlendi.

    Sonuçta, gazete karikatürleri yayınlamadı, sadece isteyen görebilsin diye internetteki adresini verdi, başyazısını da "Karikatürlerin önü ve arkası" başlığıyla bu konuya ayırarak şunları yazdı:

    <ı>"İfade özgürlüğü, sınırsız değildir. Yasa, töre, ilke, adalet ve beğeni gibi sınırlar vardır. Bu sınırlar önemlidir ve gözden kaçırılmamalıdır. Tartışılan karikatürler hem provokatif, hem de rahatsız edicidir. Gerçi karikatürler de zaten böyle olsun diye çizilirler ve gazetelerin bu tür karikatürleri yayınlamasına olanak veren ifade özgürlüğü, çok zor kazanılmıştır, mutlaka savunulmalıdır ancak gazetelerin görevi, sadece tartışılıyor diye çirkin karikatürleri bir daha yayınlamak değildir. Nazi Almanya’sında sıradan olan Yahudi düşmanı veya eskiden çok yaygın olan siyahi kölelerle ilgili karikatürleri şimdi yayınlamak gerekmez. Her gazete, çocuk pornografisini konu eder ama kimse görüntü yayınlamayı düşünmez."

    Bu görüşlere ben de aynen katılıyorum. İfade özgürlüğü önemlidir, savunulmalıdır ancak gazetelerin, bile bile insanları kızdırmak, tahrik etmek, birbirine düşman hale getirmek gibi bir görevi ve amacı olamaz, olmamalıdır. İlkeli gazetecilik bunu gerektirir.

    Başbakan Erdoğan’ın sözlerine karşı BBC’de genelge yayınlandı

    LONDRA’da
    BBC yöneticileri ile de konuştuk. 28 bin çalışanı olan BBC’de 4 numaralı kişi olarak gösterilen ve kurumun editoryal politikasından sorumlu olan David Jordan, Başbakan Erdoğan’ın bir konuşmasının bu kurumdaki önemli yansımasını anlattı:

    Geçen yaz Başbakan Erdoğan "Dünya çapındaki bu iki önemli medya kuruluşunu, BBC ve Reuters'i, terörist örgüt PKK'yı milis diye nitelemeleri nedeniyle kınıyor ve lanetliyorum. Uluslararası medya kuruluşlarını bu konu hakkında objektif bir tavır almaya davet ediyorum" demişti.

    Bu sözler, BBC’de tartışma yaratmış. Aynı günlerde bir BBC yöneticisinin, Londra’da patlamalarının faillerine "terörist" demesiyle tartışma büyümüş.

    Sonuçta, BBC'de bir genelge yayınlanmış. BBC çalışanlarına iletilen genelgede, "Terörist sözcüğü kullanma konusunda, BBC'nin Editoryal Başvuru Kitabı'ndaki maddeyi uygulayın" denilmiş. Madde özetle şöyle:

    <ı>Dikkat etmeden kullanacağımız duygusal veya yorumlu sözcükler, güvenirliliğimizi sarsabilir. Terörist sözcüğünü kullanmak, konuyu daha iyi anlatacağına, bunun önündeki engel olabilir. Bu yüzden bu sözcüğü, başkaları söylemediği sürece kullanmaktan kaçının. Siz sadece ’bombacı, saldırgan, silahlı kişi, direnişçi, rehine alan veya militan’ sözcüklerini kullanarak yaşananları aktarın, bırakın yorumu başkaları yapsın.

    Artistik patinaj

    FRANSA'
    nın Lyon Kenti'nde yapılan Avrupa Artistik Patinaj Şampiyonası'nda Tuğba Karademir'in on üçüncü olarak elde ettiği başarı bence sporumuz için, özellikle de 10 sene önce Türkiye'nin bir gün finallerde yer almasının hayal edilemeyeceği bir spor dalı için çok ama çok önemlidir. Bu yazıyı niye yazıyorum biliyor musunuz? Türkiye'nin en çok satan gazetesi olan Hürriyet'te ne bu şampiyona, ne de Tuğba'nın on üçüncülük gibi inanılmaz başarısı bir tek satırla bile yer almadı. Bunda bir tuhaflık yok mu? Bu kızın başarısı sizler için hiçbir şey ifade etmiyor mu? Yoksa spor servisinizin bu şampiyonadan veya Tuğba Karademir'in derecesinden haberi mi yok?

    Nihat PULAK-ANKARA

    <ı>TEMSİLCİNİN NOTU: Tuğba Karademir'in başarısının haber değeri kesinlikle var. Zaten yarışma öncesinde Hürriyet'te buna ilişkin haber çıkmış, ancak sonuç verilmemiş. Bence talihsizlik.


    Boşanma haberi

    28 Ocak'ta Hürriyet'te, "Acılı Bakana Damat Darbesi" başlığıyla bir boşanma haberi yer aldı. Okurlar, haberin ayrıntılarıyla manşetten verilmesini eleştirdiler. Şaban Seçgin, "Yaşım, Mehmet Yazar'ın siyasetteki yıllarını bilecek durumda, kendisine de sempatim yoktur. Ancak kızıyla ve damadıyla ilgili haberin manşet yapılmasına bir Hürriyet okuru olarak çok üzüldüm. Çok ayıp. Bir insan hak etmeyeceği bir şekilde böyle manşetten haber olur mu?" dedi.

    Zafer Gürsoy adlı okur da, "Haberden ötürü sizi kınıyorum. Haberdeki 'Mehmet Yazar şimdi de damadından bir darbe yedi' cümlesine 'Ve bir darbe de gazete olarak siz vurdunuz' diye ekleyin" diye eleştirdi.

    Aynı konuyla ilgili soruları yanıtlayan Mehmet Yazar ise, "Yıllarca Mehmet Yazar olarak siyasetin içinde oldum. Ama gazetelerde, siyasi kimliğimle bu boşanma haberi kadar yer almadım" serzenişinde bulundu.

    M.A.Tünay ise, "Haber ne amaçla manşet oldu anlayamadık. Türkiye'de başbakanlık yapmış Tansu Çiller'in oğlu da aynı gün boşanmış ve bu haber 4. sayfaya sıkışmış. Sayın Yazar'ın ayrıcalığı nedir anlayamadık. Bu haber yüzünden damat, çalıştığı kuruluştan atılırsa bunun ceremesini kim ödeyecek?" dedi.

    <ı>TEMSİLCİNİN NOTU:

    Boşanma haberleri, ayrıntılarına bağlı olarak çoğu zaman okurun tepkisini çekiyor, haberlerin ilk sayfadan büyükçe verilmesi eleştiriliyor.

    Boşanma haberlerinde özel hayata ilişkin ayrıntı verilirken, kamu çıkarı göz önüne alınmalı, kamu çıkarı yoksa ayrıntılardan mümkün olduğunca kaçınılmalı.


    Türklerin imajı

    GEÇTİĞİMİZ günlerde "Google"ın, ülkelerin "kalıplaşmış alışkanlıkları"nı değerlendirdiği bir haber yayımladınız. Haberde Türkler için "silah kullanma" yargısının uygun görüldüğü yazılıydı. Oysa Türklere sadece "silah kullanma" yargısı değil aynı zamanda "misafirperverlik" de yakıştırılmıştı. Hatta önce misafirperverlik, sonra silah kullanma yargısı. Bardağın yarısını göstermeden önce o bardakta gerçekten ne olduğunu eksiksizce söylemek gerekmez mi? Bu eksik bilgi, okuyucunun haberi farklı yorumlamasına sebep olmaz mı?

    Kaan EGEMEN

    OKURLARDAN KISA KISA

    SERPİL YILMAZ: Tiyatrocu Mümtaz Sevinç'in ölümüyle ilgili haberinizde, "Tiyatrocu Sevinç, Felsefeci Sevgilisi Tarafından Öldürüldü" başlığınızın uygun olmadığını düşünüyorum. Kişilerin mesleklerini, işledikleri suçlarla yan yana anmanız toplumda yanlış bakış açılarına sebep olmaktadır.

    KEMAL KAYIŞOĞLU: Daha önceleri bütün liglerin puan durumunu veriyordunuz. Biz de bunlara bakarak Spor Toto oynuyorduk. Şimdi gazetenizde bu yorumlar ve Spor Toto tahminleri yapılmıyor. Bir Spor Toto keyfimiz vardı, o da bitti.

    BEHÇET KORA: Dış basından Türkiye'yle ilgili haberler veriyorsunuz. Bu harika. Ancak genelde pozitif haberleri yayımlıyorsunuz. Oysa ben bir Hürriyet okuyucusu olarak, dış basında ülkem hakkında yayımlanan sadece pozitif haberleri değil, negatif haberleri de duymak isterim.

    YAVUZ ELMA: Oktay Ekşi, Cüneyt Ülsever ve diğer yazarların yayımlandığı sayfa arkalı-önlü oluyor. Makaleleri kesip ayrı ayrı dosyaya koyamıyorum. Hepsinin fotokopisini çekmek gerekiyor. Makaleleri birbiriyle denk gelmeyecek biçimde sayfayı düzenler misiniz? Selamlar.
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı