Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Okur Temsilcisi'ne Mektuplar

    Doğan SATMIŞ
    24.10.2005 - 00:00 | Son Güncelleme: 23.10.2005 - 23:56

    Okurlara çağrı

    SEVGİLİ okurlar!Hürriyet, 4 yılı aşkın süredir sayfalarını okur eleştirilerine açmış durumda.

    3 yılı aşkın süredir ben de Okur Temsilcisi olarak görev yapıyorum.

    Hem okurların değişik yollarla gönderdiği eleştirilerini, hem de telefonlarını yanıtlamaya çalışıyorum.

    Bu yıllar içinde binlerce okurun eleştirisi bu köşede yayımlandı. (Çok daha fazlası da günlük olarak internette yeralıyor.)

    Eleştirileri, Hürriyet’in tecrübeli gazetecileri olgunlukla karşıladı, haklı eleştirilerden ders çıkarıldı.

    AĞIR İFADELER

    Ancak bu sürede olmamasını dilediğim bir şeyi size aktarmak istiyorum.

    Bazı okurlar, eleştirilerini dile getirirken, ağır ifadelere, hakaretlere ve bazen de küfürlere başvuruyorlar. Örneğin, bir okur ‘start almak’ sözcüğü kullanıldı diye şöyle diyor:

    ‘Bunu yazan ya kafasız ya da dilbilgisi bilmiyor. Başladı demek varken, bu saçmalık nereden çıktı?’

    Bir başkası, daha ileri gidiyor, pek çok gazetede her gün görülebilecek bir hatayı anlatırken, ‘Siz kara cahil misiniz?’ diyor.

    Ağır ifadeler içeren mektupları bile, eğer içinde yapıcı bir eleştiri varsa ayıklayarak yayımlamaya gayret ediyorum.

    Ancak hakaret etmek, ağır ifadeler kullanmak, aşağılamak, kötülemek doğru değil.

    Bakın Türkiye’de belki 25 gazete yayınlanıyor. Yüzlerce TV istasyonu, binlerce radyo var.

    Kendilerini okur eleştirisine açan medya organı sayısı ise beş bile değil.

    Şeffaf davranan, eleştiriye açık olan, hatasının sergilenmesinden kaçınmayan gazetelerin, gazetecilerin şevkini, böyle ağır ifadelerle kırmayın. Şeffaf olmayan, okur eleştirisine önem vermeyen basın organlarını da sevindirmeyin.

    TECRÜBELİ GAZETECİLER

    Son olarak şunu eklemek istiyorum:

    Hürriyet gazetecilerin işe başlayıp, uzun yıllar çalışıp emekli oldukları bir ‘kariyer’ gazetesi.

    Burada çalışan editörlerin tümü hem mesleklerinde çok başarılı olmuş kişiler, hem de ortalama 20 yıllık tecrübeye sahipler.

    Okur eleştirisine konu olmak, en küçük bir hata çıkması, zaten onları çok üzüyor, buna bir de ağır ifadeler eklemeyin.

    Ama haklı iseniz, görüşünüzü doğru buluyorsanız, eleştirinizi de en net ve sert biçimde yapmaktan kaçınmayın.

    Hatalı fotoğrafHürriyet

    17 Ekim tarihli gazetenizin Seyahat ekinde ‘Bayram Tatili İçin 10 Farklı Seçenek’ başlıklı bir yazınız yayımlandı. Yazıyı destekleyen 10 fotoğraf arasında Sinop da yer alıyor. Ancak Sinop’a ait olduğu belirtilen fotoğraf aslında Kastamonu’nun Abana İlçesi’nden bir görüntüdür. Ben de yerel gazetecilik yapan bir meslektaşınız olarak sizi uyarmak istedim. Fotoğraftaki yer Sinop değil, Abana’nın Hacıveli Mahallesi’dir. Bayram tatilini Sinop’ta geçirecek olan okurlarınız, fotoğrafı yayımlanan yeri bulmak için boşuna yorulmasınlar.

    Temsilciye Not: Abana, Hacıveli Mahallesi’ne ait fotoğraf www.abana-bld.gov.tr adresinde görülebilir.

    Kadir YILDIRIM-İnebolu

    <ı>TEMSİLCİNİN NOTU: Seyahat eki editörü Emel Armutçu, fotoğrafın arşivde Sinop diye yer aldığı için kullanıldığını söyledi. Dokümantasyon Müdürü Ufuk İlman ise fotoğrafı çeken muhabirin, burayı Sinop diye kendilerine gönderdiğini, bu yüzden arşive böyle kaydedildiğini belirtti.

    Ancak tabii ki bunlar, fotoğrafın yanlış kullanılmasını ve okurun eleştirisinin haklılığını ortadan kaldırmıyor.


    ANKA’nın haberine Yargıtay’dan yanıt

    15 Ekim tarihli gazetenizde yer alan ‘Yargıtay, Eşi Rahatsızlanan Hákimi Hapse Mahkûm Etti’ başlıklı haberde, konu çarpıtılarak gerçek tahrif edilmiş ve Yargıtay’a yönelik isnatlarda bulunulmuştur.

    Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sözü geçen hákimi yargılamış ve görevi savsamak suçundan 2 ay 27 gün hapis ve 427 YTL adli para cezası vermiş, hapsi de paraya çevirmiş ve bu cezayı da ertelemiştir. Haberde yazılan ‘5 yıl hapis cezası’ tamamen gerçek dışıdır.

    Ayrıca haberde yazıldığı gibi ilgili, eşinin acil kan ihtiyacını karşılamak amacıyla duruşmayı yarım bıraktığı için değil, karar verdiği 297 dava dosyasının gerekçeli kararlarını yasal süresinde yazmadığı, 7 aya varan gecikmelere neden olduğu, böylelikle görevini savsadığı için mahkûm olmuştur.

    Gürsel KASIM

    Hákim/Genel Sekreter Yrd.

    Yargıtay Basın Bürosu

    <ı>TEMSİLCİNİN NOTU: Hürriyet bu haberi abonesi olduğu ANKA Ajansı’na dayanarak kullanmıştı. Bu düzeltmeyi, ANKA Ajansı’na ilettim. ANKA Ajansı Muhabiri Semira Sibel Hürtaş, ‘Yargıtay’daki duruşmayı izlediğini, Hákim Ethem Tuğrul Toprakoğlu’nun kendisini savunurken söylediklerini olduğu gibi aktardığını’ söyledi.

    Ancak haberde yer alan iki öğe yanlıştı:

    1- Hákime 5 yıl ceza verilmemişti.

    2- Mahkûmiyet, bir davada hákimin, eşinin acil kan ihtiyacını karşılamak amacıyla duruşmayı yarım bıraktığı gerekçesiyle değil, 297 dava dosyasının gerekçeli kararlarını yasal süresinde yazılmaması nedeniyle verilmişti.

    İdeali, böyle bir haberin, Hürriyet’te kendi muhabirleri tarafından doğrulatılmadan kullanılmaması.


    Bulmacanın boyutu

    SON yıllarda günlük bulmacanızı her gün çözmeye başladım. Beni ve bulmacanızın tiryakisi birçok arkadaşımı rahatsız eden bir hususu dikkatlerinize sunmak istiyorum.

    1. Bulmacanın boyutu her gün değişmektedir.

    2. Bulmaca karesinin büyüklüğü de, boyuta bağlı olarak her gün değişmektedir.

    3. Yine boyuta bağlı olarak hurufat puntoları da bir büyüyüp bir küçülmektedir.

    Yani anlayacağınız, başımız dönmektedir. Bize sorarsanız en uygun boyut, 10 cm. yükseklik ve 23 cm. uzunluk gibi görünüyor.

    Haşmet GÜNGÖR/İSTANBUL

    Dicle’ye atama

    30 Eylül tarihli gazetenizde ‘Yasakçı Kaymakam Dicle’ye Atandı’ haberinde iki önemli hata vardı:

    Şöyle ki: Haber metninde genç meslektaşım Mustafa Altınpınar’ın, yazarımız ‘Orhan Pamuk’un kitaplarını toplatma ve imhası için kamu kuruluşlarına talimat vermesi’ ile bağlantı kuruluyor ve Sütçüler’den Dicle İlçesi Kaymakamlığı’na ‘kaydırıldığı’ ifade ediliyor. Yani cezalandırıldığı ima ediliyor. Böylece Sayın Cumhurbaşkanımızın yıllar önce hákim olarak görev yaptığını bildiğim ve benim de 1983-1985 yıllarında kaymakamlık yaptığım Dicle İlçemizde yaşayan yurttaşlarımız rencide ediliyor.

    İkinci hata ise bilgi eksikliğinden olsa gerek: Mülki amirlerin atama yönetmeliğine göre meslektaşım, Sütçüler İlçesi’ndeki sınıf hizmetini tamamlayarak terfien (yükseltilerek) Dicle İlçesi’ne atanmıştır.

    Saim ESKİOĞLUGönen Kaymakamı

    Tecavüz kurbanının fotoğrafı

    GAZETENİZDEKİ bir tecavüz haberinde kurbanın fotoğrafı kullanılmış. Gözleri karelense bile bu fotoğrafın kullanılmasına gerek var mı? Zaten kızın yaşadığı ili, köyü, isminin baş harflerini yazmışsınız, bir tek adresini vermediğiniz kalmış. Bu haberin ana konusu, nerede yaşadığını öğrendiğimiz ve oraya gidip sokakta görsek tanıyabileceğimiz o kızın başına gelenler mi, yoksa Türkiye’de işlenmiş bir suçun duyurulması mı? İlk seçeneğin olduğunu düşünmüyorum. İkincisi diyorsanız da bu kadar ayrıntıya ne gerek var?

    Yelda SERİNAGAOGLU

    OKURLARIDAN KISA KISA...

    TÜNAY AYDIN: Sıtkı Koçman haberi küçücük kullanılmış. Ben 53 yaşında bir kadınım. Uzun zamandır Hürriyet okuyorum. Sıtkı Koçman, Muğla’ya koca bir üniversite kazandırmıştır. Böyle bir insana bu kadar ufak bir yazıyla veda edilmesi doğru mu? Bence çok yanlış oldu. Eğitime çok katkısı vardı. Ege baskısında genişçe yer verilmiş. Ama Sıtkı Koçman asıl İstanbul’da tanınır.

    İBRAHİM AKBAŞ (Bodrum Belediye Başkan Vekili): 3 Ekim’de gazetenizde çıkan ‘Turist Sele Kapıldı’ haberinde, Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Kocair’in ‘Turizm kentinde bir turistin sele kapılarak ölmesi bizim ayıbımız. Bu olay kabul edilebilir değil’ dediği yazılı. Böyle bir beyanat verilmedi.

    TALİ TURAN: Kelebek’te ‘ücretsiz’ yazılı. Bu gayet yanlış bir sözcük. Sözlükte de yok. Parasız veya bedelsiz denilmesi gerekir. Ücret, emek karşılığı ödenen paradır. Bunu dört-beş kez bildirdim ama ilgilenen olmadı. Hürriyet bizim gazetemiz, bu sözcükten çok rahatsız oluyorum.

    OKTAY ÖZER: 28 Ağustos tarihli gazetenizde Aziz Nesin’le ilgili haber, sanki dalga geçmek için yazılmış. Bahsedilen ‘komik gerekçeler’in nesi komik? Bir askerin, bölüğün ihtiyacı olan malzemeyi satıp parasını cebine atması, emrindekilerden para alması veya depremden yararlanıp yağma ettiklerini birliğine götürmesi ve yargılanıp suçlu bulunmasının neresi komik?
    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı