Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Okulların açılması vesilesiyle Lise Terk’in klibini sunarız

Yol kenarlarında adım başı aynı tabela: ‘Eylül’de Çeşme başka olacak!’ Cümlenin dibinde, tabelanın alt cenahında, birçok restoran ve otelin imzası...

Çeşme’nin sezonu kısa ya... Son yıllarda işletmelerin fiyat politikasından yana gülünç derecede şımartan yerli turist -Çeşme’nin hakikaten en güzel dönemi olan- eylül ayında ortamdan elini eteğini çekmesin diye ortaya atılmış, nafile medet umulmuş bir slogan işte...

Birkaç senedir Çeşme’nin eğlence piyasası paranla rezil olduğun bir hengámeye dönüştüğünden, iki nefes soluklanmak için eylülü bekleyen tanıdığım birçok insanın tüylerini diken diken etti bu tabelalar.

Nisan sonu-mayıs başı gibi Çeşme’ye gelen, temmuz kapıya dayanıp ortam cıvırdamaya başladı mı, sıcağa rağmen tası tarağı toplayıp İzmir’e giden ve ortalık sakinleyinceye, yani eylüle kadar bir daha Çeşme’ye ayağını basmayan Ayfer’im Ayfiş’imi elinde baltayla bu tabelalara girişmemesi için zor tuttuk meselá.

Şimdilerde o tabelaları kendisi dikmiş gibi mutlu oysa. Zira Çeşme eylülde hakikaten bir başka: İn cin top oynuyor... Cennete nötron bombası düşmüş de şanslı bir azınlık sağ kalmış gibi... Cennet, tüm cömertliğiyle, bir avuç insanın tapusuna geçmiş gibi...

Özel okulların bir kısmı 5 Eylül’de açıldığı için millet toparlanıp kışlık temposuna döndü. Bizim minikonun, Elif’in okulu 12 Eylül’de açılanlardan... Geçtiğimiz pazar, yani ayın 11’inde, İzmir’de görüşmek üzere kısa süreliğine vedalaşırken; ‘Sen ne güzel kalıyorsun. Bizim gitmemiz lázım. Yarın ne gün biliyorsun’ dedi.

‘Biliyorum bebeğim’ dedim; ‘darbenin 25. yıldönümü...’ Suratıma bakıp ‘Öf nasıl yani?’ bakışıyla kafasını salladı. Zamane işte... Cevabımı hiç kaale almadı ve ‘Okul açılıyor yarın’ dedi. Uzatmadım... Eh, o da her öğrencinin algılamasına göre değişebilecek şekilde bir nev’i darbe ya da ihtilál sayılabilir tabii.

33 yaşımda, bu olamamış, pek tırnak içinde ‘olgunluğum’la, bir de baba ocağında, çocukluk arkadaşlarımla birlikteyim ya, regresyon tavan yapmış; sanki gözümün değdiği her şeyi, ortaokul, hadi bilemediniz lisedeki gözlerimle görüyorum.

Vazife başında da algıda seçicilik báki... (Lafı biraz daha uzatırsam, askerlik anılarına girer gibi okul anılarıma dalacağım, biri beni durdursun.) Dolayısıyla, bu haftaki kliptomanın şansına Lise Terk adlı grubun, Umut adlı albümünün, albümle aynı adı taşıyan şarkısının klibi düştü. Bütün suç Türk eğitim siteminde, benim bir kabahatim yok yani...

Lise Terk’in şarkı yazarı sıfatıyla omurga kemiği ve solisti Burçin’i ilk gördüğüm andan beri birine benzetip duruyordum. Bünye sonra sonra idrak edebildi. Daha önceleri uzun, desenli elbiseleriyle, ortadan ayrılmış saçları ve numaralı gözlükleriyle, elinde akustik gitarıyla türkü söylerken izlediğimiz Burçin’in ta kendisiymiş meğerse, iyi mi!

Burçin Hanım’ın bundan önceki albümünün adı ‘Bence Türkü Söylemek Lázım’dı. Birileri, ‘Bence bir daha düşün’ demiş olsa gerek ki -bu kişinin albümün yapımcısı Dr. Erol Bey, pardon Erol Köse olduğunu tahmin ediyoruz- şimdilerde bambaşka tarzda bir Burçin var karşımızda.

Yanına dört erkek eleman (Soyadlarına ulaşmaya vakıf olamadığımız Bora, Serkan, Cüneyt ve Koray Beyler...) daha katmış olan Burçin, ‘Okul paydos oldu; hadi ekose eteği bel kısmından çekiştirip miniye dönüştürelim, beyaz gömleği de üstten birkaç düğmesini açıp alttan göbekte düğümlemek suretiyle seksi bir bluza çevirelim’ modeli formasıyla ve tavşan kulaklarıyla, bir okul binasında zıplayarak şarkısını söylüyor:

‘Er ya da geç bu hüzün geçecek / Üzgün yüzüm gülecek / Er ya da geç bu acım dinecek / Umut yenilmeyecek!’

Sanırım gruba Lise Terk isminin seçilmiş olmasının sebebi, dikiş bu kez de tutmazsa, liseli imajı muhabbetini terk edip bir dahaki sefere başka bir janr denemek adına yol yapmaları. Bir dahaki grubun adı Hip-Hop’a Hazırlık Dershanesi ya da Nu-Metal’den İkmál filan olabilir belki, ne bileyim...

Lise Terk, tanıtım bültenlerinde bir rock grubu olarak lanse edilmiş ki, farazi konuşuyorum ama bunda piyasanın gidişatının kokusunu tazı misali aldığını iddia eden Eol Köse’nin yönlendirmesinin payı vardır gibi geliyor.

Keza klibin ve albümün, okulların açılışına denk düşen mükemmel bir zamanlamayla ortaya sürülmesinde de...

Gelin görün ki pop müzik yapıp gitarları biraz fazla cayırdatınca onun adı rock, maalesef olmuyor.

İnternette, bir magazin sitesinde (Uçankuş) okuduğum bir haberin yalancısıyım. Grubun üyeleri, her tür röportaj ve performansa okul üniformalarıyla katılmalarıyla ilgili şu açıklamayı yapmış: ‘Hepimiz çok başarılı birer öğrencilik dönemi geçirmemize rağmen, ülkemizde okulların açılacağı şu günlerde aksayan eğitim sistemine karşı dikkat çekmek için kıyafetlerimizi ve grubumuzun ismini belirledik.’

Hö? Ve: Deme be? Ve dahi: Oldu, gözlerim doldu! Ve hatta: Atıyosuuun!

KLİPTOMAN LİSE TERK’E KARNE VERİYOR

Bu beyanat hakikaten doğruysa, kendilerine haddimiz olmayarak şöyle fantastik bir karneyi uygun gördük:

Röportaj verme becerisi: Fırlama imajı üzerine boca edilmiş sosyal duyarlılık kaygısı geyiğinden dolayı, öğretmenler odasının köşesinde tekayak üstünde dikilme cezası...

Tarih: Burçin’in nezdinde ele alındığında, çağımızın değişim akselerasyonuna tur bindirebildiği için beş, pekiyi, aferin... (Öyle bir not kaldıysa tabii?)

Rock: Eylül’de gel. Ama bir dahaki eylülde, ikmále gel.

Hadi bütün öğrencilere yeni eğitim yılında başarılar dileyerek bağlayalım. Ve bir kez daha söylemeden yapamayacağım:

Eylülde Çeşme bir başka güzel...
X