"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Oktay sansür mü istiyor?

Geçen ay evlendiği eşiyle teknede çekilmiş fotoğrafları medyaya yansıyan Oktay Kaynarca, bu konuyla ilgili Başbakan Erdoğan’a mektup yazdığını açıkladı.

Başbakan’ın ilgilenmediği bir tek bu konu kalmıştı zaten. Oktay sayesinde o işe de el atarsa tam olacak...
Şampiyon olan takım kupasını alamaz, Başbakan’ı arar...
Kayısı üreticisi dolandırılır, Başbakan’a dert yanar...
Oyuncunun teknede fotoğrafları çekilir, Başbakan’a mektup yazar...
Başka arzunuz?
Oktay Kaynarca diyor ki; “Topluma açık bir alanda değiliz, teknede fotoğraflarımız nasıl çekilir?”
Oktay Kaynarca insanların bulunmadığı sessiz alanla, topluma açık alanı karıştırıyor olmalı...
İstersen en ıssız koya git sevgili Oktay, orası da topluma, yani kamuya açık alandır.
Kamuya açık alanlarda çekilen fotoğraflar nedeniyle basına açtığını söylediğin davaların hiçbirini de kazanamazsın.
Oktay tam da bu yüzden Başbakan’a mektup yazmış zaten.
Bu basın kanununun değiştirilmesini istiyor, “kamuya açık yer de olsa” izinsiz fotoğraf çekilememesini istiyor.
Oktay, kızgınlıkla söylediklerinin ucunun nereye gittiğinin farkında değil.
Oysa bu açıkça basına sansür getirilmesini talep etmektir.
Kimine göre medya terör haberlerini hiç görmemelidir...
Kimine göre alkollü müzik festivallerin haberi bile yapılmamalıdır...
Kimine göre kadın voleybolcuların şortlu fotoğrafları bile basılmamalıdır...
Kimine göre kamuya açık yerde olsa bile ünlülerin fotoğrafı çekilmemelidir...
Bu liste uzayıp gider...
Peki herkes kendi doğrusunun otorite tarafından bütün medyaya uygulanmasını istese ne olur Oktay?
Emin ol eşinle fotoğraflarını bastıkları için seni kızdıran o gazeteleri çok ararsın...
Çünkü otoriteden yasak talep etmenin sonu yoktur ve o yol bir açıldığı zaman sonunun nereye varacağını kimse bilemez.

Peki Oktay yüzmesin mi?

Oktay Kaynarca diyor ki; “Peki bu memleket bizim değil mi, o plaj bizim değil mi? Ben orada eşimle duramayacak mıyım? Çin’e mi gidelim yani?”
Sen de biliyorsun ki Çin’e de gitsen bir şey değişmez sevgili Oktay. İşte Kenan Doğulu’yla Beren Saat Meksika’ya gittiler, dünyanın bir ucunda dudak dudağa görüntülendiler. Üzgünüm, ünlüler için kaçış yok artık. Baksana koskoca Prens’i çırılçıplak görüntüleyip madara ettiler...
Cumhurbaşkanlarını sevgilileriyle plajda, başbakanları eşleriyle teknede çekiyorlar. Ötesi var mı?
Günümüz dijital dünyasında gazeteciler çekmese de o fotoğrafları çekecek birileri illa çıkıyor.
Gazeteler yayınlamasa internete düşüyor. Sosyal medya almış başını gitmişken bu işi sadece gazetecilik ve magazin üzerinden tartışmak saçma zaten...
Peki nasıl olacak? Oktay eşiyle yüzmeyecek mi?
Elbette yüzecek. Fotoğraflarının çekilmesini istemiyorsa bundan sonra daha fazla dikkat edecek, daha ıssız yerleri tercih edecek ya da -en doğrusu- çekildiğinde bu kadar dert etmeyecek.
Mesleği bırakıp inzivaya çekilmek gibi bir üçüncü şık daha var ki bunu hiçbirimiz istemeyiz...
Not: Oktay’la yıllara dayanan hukukumuz var. Bu fotoğraflarla ilgili ne doğrudan bizi eleştirdi ne de bir sitem iletti. Yani eleştirisi doğrudan bize olmasa da ben çıkıntılık yapıp üzerime aldım.

Otobüs yolu ilk gün raporu

Pazartesi sabahı 07.30’da otobüs yolu uygulamasının yeni başladığı Millet Caddesi’nden geçtim.
İşte ilk gün raporu:
-Otobüs yolu grafik çizimlerde olduğu şekliyle cillop gibi ve farklı renkte değil. Hatta otobüs yolu olduğu bile zor anlaşılıyor. Çünkü yola çizilen otobüs şekli şimdiden silikleşmiş, belli
olmuyor.
-İlk günün sabahı kimsenin otobüs yolundan haberi yoktu. Herkes eskiden olduğu gibi en sağ şeride girmeye devam ediyordu.
-Servis araçları ve taksiler, şeridi en çok ihlal edenler. Sağ şeridi boş bulup yükleme-indirme yapan kamyonetler park etmek için kullanıyordu otobüs yolunu.
-Taksim-Topkapı dolmuşları da sık sık otobüs yoluna giriyor.
-İlk gün olması yüzünden otobüs yolunda çok sayıda trafik polisi, zabıta aracı ve çekici vardı. Hatta sabah saatinde normal araçlardan bile fazlaydılar...

Kıvanç 22 kilo verdi

Herkes Kıvanç Tatlıtuğ’un zayıflığını konuşuyor.
Dal gibi oldu, avurtları çöktü, incecik kaldı.
Kuzey’deki baklavalar gitti, kemikleri sayılıyor adeta...
Önceki akşam Tarkan konserinde de görüntüsüyle herkesi şaşırttı ama bu yine kilo almış hali Kıvanç’ın.
Doğruyu söylemek gerekirse pek çok hayranı yakıştırmıyor bu kadar zayıflığı Kıvanç’a...
Haklılar da, ancak Kıvanç, Yılmaz Erdoğan’ın filmi “Kelebeğin Rüyası” için bu kadar zayıfladı.
Yılmaz bu filmde açlık, kıtlık, yokluk, yoksulluk yıllarını anlatıyor.
II. Dünya Savaşı’nda geçen hikayede Kıvanç da veremli bir şairi canlandırıyor.
Filmdeki bazı sahnelerde tanıyamayacağınız kadar zayıf görüntüsüyle seyirci karşısına çıkacak.
İşte bu rol için tam 22 kilo verdi Kıvanç.
Bu yüzden Yılmaz sır gibi saklıyor filmin görüntülerini ve hikayesini...
Filmde bir başka şairi canlandıran Mert Fırat’ın da rolü için tam 11 kilo verdiğini söyleyeyim...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI