Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Yılmaz'ın kampanyası...

Oktay EKŞİ

Şunun şurasında bu satırları okuduğunuz günle birlikte önümüzde 5 gün kaldı. Altıncı gün sandık başına gideceğiz ve oylarımızı kullanacağız.

Bize göre ‘‘milletvekili’’ değil ‘‘lidervekili’’ seçeceğiz ama, fark etmez:

Neticede birilerini seçeceğiz.

İşte o ‘‘seçme’’ işini kendi lehlerine yapmamız için siyasi liderler bir buçuk aydır oradan oraya koşuyorlar, konuşuyorlar, birbirlerine hücum ediyorlar... Ve ‘‘en iyisi bizim parti’’ mesajı dışında hemen her konuda farklı şeyler söylüyorlar.

ANAP Lideri Mesut Yılmaz'dan başlayarak -önümüzdeki günlerin elverdiğince- ne demişler ona bakalım da değerlendirmemizi bunun ışığında yapalım diyoruz:

Yılmaz bu kampanyada ‘‘yapıcı, olumlu, barışçı ve uzlaşmacı’’ olacağını baştan ilan etmişti.

Doğrusu yeri geldikçe rakiplerinin hepsini eleştirdi, ama özünde bu söze sadık kaldı.

Eleştirdiklerinin başında Tansu Çiller'in gelmesi beklenirdi.

Hayır, o daha çok CHP'ye ve Deniz Baykal'a yüklendi. Baykal'ı Çiller ile (DYP ile değil) Fazilet Partisi izledi. DSP'ye şöyle bir değindi geçti.

Yılmaz'ın rakiplerine neler dediğini tekrarlamaya kalkarsak yazıya yer kalmayacak. Sadece şunu söyleyelim:

Bu hücumlar (yahut eleştiriler) eğer oy kazandırıyorsa o zaman en çok Baykal'a hücum etmesi anlamlı değildi. Çünkü ANAP'ın CHP taraftarlarından oy beklemesi hayaldir.

Yok ‘‘onlar savunma amaçlı eleştirilerdi’’ derseniz, o başka...

Yılmaz'ın konuşmalarında değindiği konulardan, parti örgütünün kendisine neleri telkin ettiği anlaşılıyordu:

Buna göre örgütün, ‘‘İmam hatiplere sahip çıkın... Kur'an kursları ile ilgili kararın Erbakan döneminde alındığını söyleyin’’ dediği belli.

Demek ki ANAP hálá muhafazakár kitleye dayanıyor. Zaten ‘‘8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim’’i fazla sahiplenmemesi de o yüzden galiba...

Yılmaz'ın ‘‘Öcalan'ın yakalanması’’na ve ‘‘çeteler’’e değinmesinden anlaşılıyor ki, örgüt ‘‘bunlar bize oy kazandırır’’ demiş.

ANAP'ın ‘‘herkese iş ve aş’’ vaadinden anlaşıldığına göre ‘‘İşsizlik had safhada... Biraz da ona değinin’’ diye telkin edilmiş olmalı.

Bunlar hem bugünkü Türkiye'yi hem de ANAP seçmeninin özlediği Türkiye'yi de çiziyor.

Yılmaz'ın ileriye dönük beyanlarına gelince, ANAP lideri kampanya başında bir ‘‘Türkiye Sözleşmesi’’ ilan etti. Bunu ‘‘2R+3G’’ şeklinde bir formülle açıkladı. Ama böyle karışık formülleri halka anlatmanın zorluğunu görmüş olmalı ki bu konuyu sonra işlemedi. Bize kalırsa iyi de etti.

Sonuç olarak Yılmaz öyle kitleleri ayağa kaldıran bir mesaj veremedi. Ama kavga etmeksizin politika yapması ona puan kazadıracak kadar önemliydi.

Bunda haklı mı haksız mı, görebilmemiz mümkün. Ama aydınlık bir Türkiye için oylarımızı mutlaka kullanırsak...



X
YAZARIN DİĞER YAZILARI