Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Vali valiliğini bilmeli

Oktay EKŞİ

Yeni il olan Düzce'nin valisi Fikret Güven'in iki büklüm olmuş halde Başbakan Bülent Ecevit'in elini öperken çekilmiş resmini gazetede görünce, ‘‘İyi ki devletin devlet olduğu, Atatürk'ün veya İsmet Paşa'nın başta bulunduğu tarihte bu zata valilik verilmemiş’’ dedik.

Çünkü daha o gün, yani Atatürk veya İsmet Paşa o ilden ayrılmadan kendisini başka bir yerde bulurdu.

Gerçi Büyük Atatürk'e yetişemedik. Ama İsmet İnönü'yü olabildiğince yakından tanıdık. Hem Atatürk'ün, hem de İnönü'nün ‘‘terbiye’’ye son derece büyük önem verdiklerini öğrenerek, görerek büyüdük.

Kesin olarak bildiğimiz bir şey var:

Bu iki büyük adam da, kendisine ‘‘Devleti temsil etme’’ yetkisi verilen bir kimsenin, o sıfatla kimsenin elini öpemeyeceğini ona öğretirlerdi.

Tesadüfen dün bir gazetede yine Ecevit'le ilgili böyle bir ‘‘el öpme’’ hikáyesi vardı:

1957 milletvekili seçimlerinde İsmet İnönü, kendisinin silah arkadaşı bir emekli orgeneralin aday gösterilmesi için o zamanki CHP Genel Sekreter Yardımcısı Kamil Kırıkoğlu'na söylemiş. Emekli Orgeneral adının konduğunu öğrenince partiye gelip Kırıkoğlu'nun elini öpmeye kalkmış. Bunun üzerine Kırıkoğlu ismin yanına bir işaret koymuş. Liste İnönü'nün onayına sunulunca İnönü o işaretin anlamını sormuş. Kırıkoğlu durumu anlatınca İnönü generalin ismini çıkartmış. Bülent Ecevit'in adı onun yerine konmuş.

Bu örnek Atatürk ve İnönü Türkiyesi'ni anlatmaya yetmez mi?

Gerçekten bizim devlet geleneğimize göre bir ilin valisi, oraya gelen kişi cumhurbaşkanı bile olsa, o sırada o ildeki en yetkili insandır. Örneğin cumhurbaşkanı -veya başbakan- o ildeki bir kamu görevlisine (örneğin emniyet müdürüne) emir vermeye kalksa, o emrin yerine getirilmesi ancak valinin talimatıyla mümkün olur.

Yıllardır o yüzden yazarız. Cumhurbaşkanı veya başbakan gibi en üst düzeyde yetki sahibi kişilerin bile valinin makamına oturması yanlıştır, deriz. Hatta bunu yazdığımız için eski Cumhurbaşkanı Sayın Kenan Evren'in bir meydan konuşmasında bizi eleştirdiğini anımsarız.

Kaldı ki modern Türkiye'nin benimsediği değerler sistemi de (dini bayramlar gibi özel günlerde el öpme; aile büyüğü, öğretmen, yaşlı tanıdıkların elini öpme hariç) ‘el öpme’yi reddeder. Daha doğrusu bunu ‘özel yaşam’ sınırları içinde kabul eder de ‘kamusal alanda’ yanlış bulur.

Aslını ararsanız bu, ‘‘çağdaş’’ uygarlığın ‘‘Temelde herkes eşittir. Her insan saygıdeğerdir. Daha çok saygı, yaşlılıkla değil, o saygıya layık olduğunuzu ispat edecek şeyler yaparak sağlanabilir’’ anlayışından kaynaklanır. O yüzden ‘‘şark’’ın insanları hemen ‘‘hiyerarşik bir dizi’’ içine oturtan ‘‘daha önce doğan daha çok saygı görmelidir’’ anlayışı ile bağdaşmaz.

Düzce Valisi'nin tavrı, Başbakanlık makamında Necmettin Erbakan'ın oturduğu bir Türkiye'ye uygun düşebilir. Ama Bülent Ecevit'in başbakan olduğu bir Türkiye'de gözardı edilemeyecek kadar önemli bir olaydır.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI