Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Sizi rahatsız etmiyor mu?

Oktay EKŞİ

SAYIN Başbakan istediği kadar, ‘‘Halkımızı rahatsız edebilecek hiçbir şey yok içinde...’’ desin, açık bir dille ifade etmek gerekirse bu ‘‘af’’ meselesinde ‘‘halkımızı rahatsız etmeyecek’’ hemen hemen hiçbir şey yok.

Ama Mesut Yılmaz'ın dediği -daha önce bizim de değindiğimiz- gibi, konu o hale geldi ki, ‘‘Bir af yasasının çıkmamasının zararı, artık çıkmasından daha fazla’’ olacak.

O yüzden artık herkes, -hatta ihtimal af fikrinin sahibi Sayın Rahşan Ecevit bile- ‘‘Lanet olsun! Ama çıksın’’ deme durumuna geldi.

Ve dün Ankara'dan gelen haberlerden anlaşıldı ki, ‘‘af kapsamı içine giren’’ suçlardan 10 yıla kadar ceza alanlar derhal, ötekiler yani daha uzun süreli ceza alanlar ise, 10 yıllık bölümü düştükten sonraki kısım kadar yatacak, o kısmın infazı tamamlanınca bu yasanın hükümlerinden istifade edecekler.

İşin teknik tarafına gelince:

Başbakan Bülent Ecevit'in dün açıkladığı gibi, bu işlem bir ‘‘af’’ olmayacak. Yani kimseye ‘‘Aldığın cezayı biz defterden sildik ve unuttuk. Çık dışarı serbestçe dolaş’’ denmeyecek. Tam tersine, ‘‘Seni salıveriyoruz ama bir şartla... Eğer bir suç daha işler de hapis cezası alırsan, şimdiki suçunla ilgili hüküm de infaz edilecek’’ denecek.

Bu belki birçok mahkûmu yeni bir suç işlemekten alıkoyar. Ama profesyonel cani yahut profesyonel hırsız türü suçlulara tesiri olmaz. Onlar ‘‘çıkalım da aklımızdaki şu işi de yapalım’’ diye düşündükleri ve bekledikleri için yüzde yüz kesinlikle söyleyebiliriz ki, yeni cinayetler bu yüzden işlenecek ve yeni soygunlar bu sayede gerçekleşecek. O nedenle bize kalırsa hiç değilse ‘‘daha önce aynı suçu birden fazla işlemiş olanların’’ da af kapsamı dışında kalması doğru olur.

Yeri gelmişken değinelim:

Biliyorsunuz bu ‘‘af’’ meselesi, -daha öncekilerde de aynı şey söylenirdi- hep ‘‘kader mahkûmu’’ denenler için ortaya atılır. Ama biz hiçbir zaman bu ‘‘kader mahkûmu’’ denenlerin kimler olduğunu anlayamayız. Çünkü o ‘‘kader’’ nerededir, insanları nasıl mahkûm eder bilemeyiz. Örneğin, 6 yıl önce, ‘‘Bizi şuraya götürür müsün?’’ diyerek, arkadaşımız Metin Sertoğlu'nun gencecik oğlu Erdim'in arabasına binen, sonra da onu hunharca öldüren katiller bu aftan yararlanacaklar.

Söyler misiniz, bu hunhar alçakların neresi ‘‘kader mahkûmu’’dur?

Sadece onlar değil, kim olursa olsun, cana kıyan veya bir yeri soyan, yahut birinin malını gasp eden insan, nasıl kader mahkûmu olabilir?

Sayısız defa söyledik:

Devlet eğer ‘‘af’’ yetkisini kullanmak istiyorsa, bunun bedelini Metin Sertoğlu'na veya onun gibi mağdurlara ödetmesin. Devlete karşı işlenmiş bunca suç var. Hadi onlardan vatana ihanet gibi birkaçını kapsam dışı tutsun, ama devlet denen kurum eğer -tabir yerindeyse- erkekse onları affetsin.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI