Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Sahne ışıkları altında

Oktay EKŞİ

YAZIK... Ülkenin siyaset yaşamında 35 yıldan beri aktif şekilde rol almış Sayın Süleyman Demirel'i, Çankaya'dan uğurlarken eski deyimle bir ‘‘icmal’’ yani kısa bir toparlama yapmak bugün de nasip olmayacak.

Olmayacak, çünkü yeni Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer'in ‘‘ant içme’’ töreni ardından yaptığı ‘‘teşekkür’’ konuşması öne geçti.

Neyse ki merhum Turgut Özal gibi Sayın Demirel için de, kendi yüzüne karşı söylenmedik hemen hemen hiçbir şeyimiz kalmadı. O yüzden sözünü ettiğimiz ‘‘icmal’’i bir başka güne bırakmakta fazla sakınca yok.

Sayın Sezer'in dünkü konuşması bize kalırsa kendisini seçen Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ‘‘teşekkür’’ ifade etmekten öte bir anlam ve içerik taşıyordu.

Öyle ya bir teşekkür konuşması 10-15 dakika sürer mi?

Sürerse onun içinde ‘‘Teşekkür ederim ama...’’ diye başlayan ve yön gösterme amacını taşıyan ifadeler bulunur.

Nitekim Sayın Sezer de hem teşekkür etti, hem de iki şey yaptı:

Öncelikle cumhurbaşkanı olarak kendisini 7 yıl süreyle bağlayacak olan anlayışı vurguladı. Örneğin, ‘‘Cumhurbaşkanlığının karar ve işlemlerinin değişmez yol göstericisi ve esin kaynağı, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ile O'nun aydınlanma ve çağdaşlaşma programının esasları olacaktır. Bu doğrultu kesinlikle korunacaktır’’ dedi. Keza bu ülkenin ve bu ulusun bütünlüğüne, hukukun üstünlüğüne bağlı kalma taahhüdünde bulundu.

Gerçi cumhurbaşkanlığı ‘‘ant içme metni’’nde de bunlar var. Var ama o resmi bir metin... Onu Turgut Özal bile okumuştu. Tıpkı Necmettin Erbakan'ın milletvekili seçildiği zaman, ant içme metnindeki ‘‘Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma (...) büyük Türk milleti önünde namusum ve şerefim üzerine ant içerim’’ sözlerini okuyup da tam aksini yapmak için hiçbir fırsatı kaçırmaması gibi...

O nedenle Sezer'in konuşmasında ‘‘demokrasinin temelini oluşturan laiklik ilkesi olmadan özgürlükten ve demokrasiden söz edilemeyeceğini’’ belirtmesi, ‘‘din kurallarıyla devlet ve toplumsal yaşam düzenlenemez’’ demesi ve ‘‘polis devletini çağrıştıran yapı ve uygulamaları terk etmeden çağdaş toplumun gereksinimlerinin karşılanamayacağını’’ vurgulaması bizce önemliydi.

Sezer bir bakıma Meclis'ten ve hükümetten beklentilerini de ifade etti. Gelir dağılımındaki bozukluğa işaret etmesi herhalde bundandı. Hukuka aykırı eylem ve işlemlere, yolsuzluklara kesinlikle izin verilmemesini istemesi keza bu yüzden olmalıydı.

Kısaca söylemek gerekirse Sezer, ‘‘çağdaş bir hukuk devleti cumhurbaşkanına’’ yakışan bir konumda ve görünümdeydi.

Dileyelim de ‘‘hukuk’’a bağlılığın, ‘‘dirayetsizlik’’ sonucu doğurmayacağını ispat etsin...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI