Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Polise değil amire bakın...

Oktay EKŞİ

O gün yani İstanbul'daki Çevik Kuvvet mensubu binlerce polisin Yeniçeri usulü kazan kaldırıp yasa dışı yürüyüş yaptıkları 12 Aralık günü ihtimal siz de içinizden isyan etmiştiniz. Ve ihtimal aynen bu satırların yazarı gibi, ‘‘Yasa adına görev yapan polis nasıl olur da yasaları ayaklar altına alır ve yasa dışı toplu bir eylemde bulunur?’’ demiştiniz.

İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Kazım Abanoz'un bayramın birinci günü Çevik Kuvvet karargáhını ziyaret ederek polislerle bayramlaşmasından sonra gazetecilere söylediklerini önce televizyonlardan izleyip ertesi gün de gazetelerde okuyunca, bir kez daha anladık ki, sorun poliste değil amirin- dedir.

Gerçekten bu temel görüşümüzü neden unutmuş da o gün, büyük bir kısmı beş on aylık, kalanı bir veya birkaç senelik polis memurlarını kınamışız?

Gerçi İstanbul Emniyet Müdürü Kazım Abanoz da o yasadışı yürüyüşe katılanları koruyucu laflar etmiş ama, onun maksadı bizimkinden çok farklı. Çünkü biz, polisin görevini yasalara uygun yapması için öncelikle amirlerin yasaya saygılı olmasını şart görüyoruz. Oysa Abanoz ve aynı düşüncedekiler yasaya aykırılık eğer örtbas edilemezse, alt düzeyde birkaç kişiye gözdağı vererek dosyanın kapatılmasından yanalar.

Aslında Abanoz öyle bir konumda ki... Ağzından güven sarsıcı tek kelime çıkmaması lazım. Hele kamuoyu ile alay eder gibi konuşması, hiç affedilir bir tutum değil:

‘‘Polislerimiz o gün şehitlerimize karşı son görevlerini yapmak niyetindeydiler (Bilindiği gibi bir gün önce teröristler bir polis otobüsünü taramış ve iki memuru şehit etmişlerdi, onu kastediyor). Ancak topluluk psikolojisiyle öndekilerin arkasından gittiler. Olaylar art niyetsiz ve irade dışı gerçekleşti’’ diyor.

Hadi, ‘‘Dişe diş! Kana kan!’’, ‘‘Ankara! Ankara! Duy sesimizi. İşte bu Çevik'in ayak sesleri!’’ sloganlarını unutalım. Teşhir edilen silahları da...

Abanoz bilmez mi, dediklerinin gerçeklerle taban tabana zıt olduğunu?

İstanbul'dakilerin o günkü yürüyüşleri ‘‘iki arkadaşlarının şehit edilmesine’’ tepki idiyse Ankara'dakilerin yaptığı neye tepki idi?

Ya ertesi gün İzmir'de, Bursa'da, İçel'de, Adana'da, Gaziantep'de, Antalya'da sokağa dökülen polislere ne diyeceğiz?

Demek istiyoruz ki, Abanoz önce gerçeği kabul etsin, sonra konuşsun...

Sayın Abanoz bu kayırmacı haliyle, ‘‘işkenceci’’ polislere arka çıkan İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a, Emniyet Genel Müdürü Turan Genç'e, İstanbul Alibeyköy Polis Karakolu'nda ele geçen işkence aletini soranlara ‘‘Birisi bir sopa bulmuş. Ne olduğu bilinmiyor’’ yanıtını veren İstanbul Valisi Erol Çakır'a ve eski İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir'e benziyor. Bu tutumuyla halkı enayi yerine koyuyor.

Ama en önemlisi, halkın zaten zedelenmiş olan güvenini daha da yıkıyor.

Bu tabloya bakınca insan bir kere daha inanıyor ki, hukuka ve yasaya saygı eğer amirlerin zihnine yerleşmiş değilse, alttakilerle uğraşmak boşadır.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI