Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Perdenin ardındaki gerçek

Oktay EKŞİ

ADAMLARIN derdi belli ki ne ‘‘F’’ tipi denen cezaevlerinin ‘‘oda’’sı, ne de -zaten olmadığı bildirilen- ‘‘hücre’’si...

Tek meseleleri var:

‘‘F’’ tipi cezaevlerine nakledilince oraya hükmedemeyeceklerini biliyorlar.

Önceki gece CNN-Türk'ün ekrana getirdiği ‘‘Ölüm orucuna başlama töreni’’ görüntüleri bunun açık kanıtı:

Yer Bayrampaşa Cezaevi... Bir salona aşırı solun DHKP-C; TKP-ML; TİKKO ve TİKP rumuzlarıyla anılan silahlı çetelerine mensup tutuklu ve hükümlü yüzlerce genç erkek ve kadın toplanmış. Duvarlarda önemli liderlerinin resimleri var. Her taraf orak-çekiçli bayraklarla donatılmış. Kürsü hazır. Mikrofon yerinde... Masada daha önce şehit (!) olmuş militanların fotoğrafları var. Sanki cezaevinde değil, düğün salonundalar.

Yayınlanan kısımdan, törenin belli ki çok kısa bir bölümünü görebiliyoruz. Bant iki saatlikmiş. Anlaşılan, görmediğimiz kısımda nutuklar, marşlar ve benzeri coşturucu etkinlikler de var.

Derken lider konumunda biri ölüm orucuna başlayacak yiğitlerin (!) isimlerini okuyor. Ve önce genç bir çocuk... Onun ardından aynı yaşlarda yani çok çok 18-19, bilemediniz 20 yaşında görünen bir başkası ‘‘Şanlı (!) Ölüm Orucu Mücadelesinden Dönmeyeceklerini’’ ispatlamak üzere kürsüye geliyor. Başına genç bir kadın mahkûm tarafından, ‘‘şanlı bir şehit’’ olacağını gösteren kırmızı bant bağlanıyor. Ve ölümün üstüne gözünü kırpmadan yürüyen bu yiğit, o dakikadan itibaren ölüm orucuna başlıyor.

Zavallı... Beyni öylesine yıkanmış olmalı ki, eminiz ‘‘İyi de... Neden ben ölüm orucuna başlıyorum da bana bu kutsal (!) görevi veren liderlerimizden hiçbiri bu şanlı görevi üstlenmiyor?’’ diye sormamıştır.

Sorsa da faydası yok... Çünkü onun görevi, teröristlerin hapishane içinde kurdukları iktidarı güçlendirmek.

Hele bir sorgulamaya kalksın da görsün o zaman ertesi sabaha sağ çıkıp çıkmayacağını...

Ölüm orucu hikáyesinin gerisindeki tek gerçek bu...

İşin ilginci bunlara birilerinin, özellikle de aydın geçinen birtakım uçukların destek vermesi.

Bunların özelliklerini bilirsiniz:

Önce -haklı olarak- hapishanelerde fiziki koşullar kötü diye şikáyet ederler. Peki der, modern, insan onuruna yakışan (F tipi gibi) hapishane yaptırırsınız, bu defa ondan davacı olurlar. Çünkü her şeye itiraz etmek aydın olmanın onlara göre birinci koşuludur.

İyi de... ‘‘Ne yapalım?’’ derseniz, yine sonuç alamazsınız. Çünkü çelişkileri net konuşmalarına engel olur. Yanıtları, ‘‘devlet önlem alsın’’la sınırlı kalır.

Aslı şu... Bizimkiler ‘‘aydın’’ olmayı ‘‘çok kitap okumak’’ sanırlar.

Çok kitap adamı aydın değil bilgili yapar. Oysa gerçek aydın, topluma karşı sorumluluğunu yerine getiren insandır.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI