Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Parti içi anarşi...

Oktay EKŞİ

SABAH televizyonda bir söyleşi vardı... Ses tanıdık gelmedi. Ama sözler kulak vermeye değer türdendi. Ekranın karşısına geçince Cumhuriyet Gazetesi yazarı Aydın Engin'i gördük.

Engin CHP'nin durumuna ilişkin soruları yanıtlıyor ve özetle ‘‘Ben anlamakta zorlanıyorum, Deniz Baykal ile Ertuğrul Günay veya H.Fehmi Güneş nerede ayrılıyorlar?’’ diyor, sonra da CHP içindeki kavganın ‘‘post kavgası’’ dışında bir mantığı olmadığını ifade ediyordu.

Gerçekten yıllardır CHP'yi biz de izleriz. Aydın Engin'in dediği gibi, biz de sözü geçen hizipler veya hizip başlarının Türkiye'nin hangi temel meselesinde birbirinden farklı görüşler ürettiklerini soran olsa, net bir yanıt veremeyiz. Çünkü ortada dolaşan günlük itirazlar ve eleştiriler dışında ‘‘ayrı bir fikri hareket’’ denebilecek bir görüşten söz edemeyiz.

Şöyle bir geriye doğru bakın:

Sayın Deniz Baykal'ın Genel Sekreterlik ve Genel Başkanlık dönemlerinde ortaya attığı ‘‘yenilik’’ iddialı politikalardan zihninizde kalan bir kelimelik bir iz var mı?

Tansu Çiller'in UDİDEM'li, ‘‘çift anahtar’’lı politikalarından bile aklımızda hiç değilse isim kalmış. Burada o da yok...

Hoş Türk siyasi hayatında bu durum çok alışılmış bir şeydir. Sorun çözmek değil, sorunları yeni ve sistemli bir yaklaşımla çözebilecekmiş gibi görünmek önemlidir. Çünkü bizim politikacıların hemen hepsi, Adnan Menderes merhumun ifadesiyle ‘‘insan hafızası, unutma özürlüdür’’ diye düşünür. Bir başka deyişle mesele, karşı karşıya bulunulan ilk kavgayı kazanmaktır.

Bu duruma parti içi demokrasi demek mümkün değildir. Bu tek kelimeyle parti içi anarşidir. Ve CHP'nin yıllardan beri tedavi edilmeyen -veya edilemeyen- hastalığı budur.

CHP Genel Başkanı Altan Öymen belli ki biraz da aşırı iyimser bir yaklaşımla hareket etti. Parti içindeki hizipleri görmezden geldi. Genel merkezde ve örgüt içinde herhangi bir gerginlik olmamasına özen gösterdi. Ama onun bu yaklaşımını takdir etmesi gerekenler, anlaşılan bir zaaf gibi değerlendirdiler. Yoksa 50 küsur il başkanını içine alan ve düpedüz Genel Başkan'a nispet yapıyormuş gibi sahnelenen eylemlere girebilirler miydi? Keza partinin Genel Başkanına aba altından sopa gösterme anlamına gelecek türden -bunların hepsi bilinçli yapılır- karşılama ve ağırlama törenleri yapılabilir miydi?

Kamuoyunun asıl üzerinde durduğu gerçek nedir bilir misiniz?

CHP'de önceki gece cereyan eden olaylarla ilgili olarak diğer meslektaşlarımızın değerlendirmelerini dün dikkatle okuduk. Hemen hepsinin ortak görüşü, CHP'nin iç kavgalarının herkesi bıktırdığı idi.

İnsan merak ediyor:

CHP'nin içinde bunca yıl politika yapmış, önemli sorumluluklar üstlenmiş insanlar bu kadar basit bir gerçeği göremiyorlarsa bizden kendilerinin kalitesine güven duymamızı nasıl isteyebilirler?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI