Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Mumcu cinayeti aydınlanırken

Oktay EKŞİ

UĞUR Mumcu'yu elimizden aldıkları o meş'um suikastın bir gün aydınlanacağını artık beklemez olmuştuk. Çünkü bizzat olayı soruşturan DGM Savcısı, ‘‘Devlet istemezse bu cinayet aydınlanmaz’’ demişti.

İşin tuhafı, karşımıza çıkan her şey, ‘‘devletin bu cinayeti aydınlatmayı istemediği’’ izlenimini veriyordu:

Örneğin, o günlerde yakalanan ve üç yıl önce işlenen Çetin Emeç cinayetine karıştıkları belirlenen İslami Hareket isimli şebekenin üyeleri Mehmet Ali Şeker, Mehmet Zeki Yıldırım ve Ayhan Usta‘nın yakalanma tutanaklarındaki tarih polis tarafından iki kere değiştirilmişti. Oysa Ayhan Aydın adında biri bunlardan Mehmet Ali Şeker‘i, Mumcu‘nun arabası altına muhtemelen bir bomba yerleştirirken gördüğünü ileri sürmüş ama iddiasını ispat edememişti.

Ötekileri de anımsayalım:

Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Başbakan Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü faillerin yakalanması için var güçleriyle çalışacaklarına dair verdikleri sözü kısa zamanda unutmuşlardı. Nitekim ‘‘Uğur Mumcu suikastını aydınlatmak için kurulan özel ekip‘‘ kısa zamanda dağıtılmıştı. Daha doğrusu böyle bir ekibin kurulmasına karar verildikten hemen sonra bu karardan vazgeçildiği yıllar sonra ortaya çıkmıştı.

Kısaca herşey Uğur Mumcu cinayetinin aydınlatılmak istenmediğini düşünmemize yol açmıştı.

Daha doğrusunu söylemek lazım:

‘‘Bu olayın altında devletin gizli servislerinin karıştığı kirli bir gerçek var‘‘ inancı herkesin kafasına yerleşmeye başlamıştı.

Kaldı ki daha önce işlenen öteki cinayetler örneğin Prof.Dr. Muammer Aksoy, yazar Turan Dursun ve Doç.Dr.Bahriye Üçok cinayetleri de aynı şekilde karanlığa gömülmüştü.

Gerçi bütün parmaklar komşu ülke İran‘ın İstihbarat Bakanlığı‘nı gösteriyor ve genellikle İran yetkilileri tarafından görevlendirilmiş veya kiralanmış katillerin bu suikastlarla ilişkili olduğu sanılıyordu. Nitekim Çetin Emeç cinayeti ile, rejim karşıtı İran‘lılardan İstanbul‘dakilerin bir çoğunun öldürülmesi olayının ardında İran‘ın İstanbul Başkonsolosluğunda görevli Muhsin Karger Azadi isimli bir diplomatın olduğu ortaya çıkınca bu iğrenç herif ortadan kayboldu.

İran‘ın o yıllardaki diplomatları hep bu Azadi‘ye benzer tiplerdi.

Neyse ki Mumcu cinayeti faillerinin nihayet ele geçtiği görülüyor. Böylece yıllardır -giderek kaybolan bir umutla- beklediğimiz günün geldiğine inanıyoruz.

Üstelik bu olayla ilgili olarak devletimize ve polisimize yönelik kuşkuları zihnimizden atacağımız için memnunuz.

Ama en önemlisi, bu büyük başarıdan dolayı İçişleri Bakanı Sadettin Tantan‘ı ve İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir‘i kutlarız.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI