Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: MİT önce kendine bakmalı...

Oktay EKŞİ

MİT işi iyice karıştı. Karışması da gerekiyordu. Çünkü devletin gizli istihbarat için kurduğu bir örgüt çıkar da sahnede gösteri yapmaya kalkarsa o yanlışlığın katlana katlana büyümesinden tabii bir şey olamazdı.

Gösteri de ne gösteri!

Sayın Müsteşar tutuyor, kendisinin rakibi gibi görülen yardımcısını iyi lisan bilen bir gençle birlikte Washington'a göndermeye kalkıyor.

Gerekçe de çocukları bile kandırmaya yetmeyecek türden:

Mikdat Alpay Washington'a gidince CIA senin, FBI benim, istediği gizli haber alma örgütünün patronuna çat kapı gidip görüşecekmiş.

Sanki hiçbirimiz bilmiyoruz... Öyle ‘‘geçerken şöyle bir uğrayayım dedim’’ türü şark usulü ziyaretlerin özellikle Batı ülkelerinde hiçbir zaman yapılamayacağını...

Kaldı ki ‘‘randevu’’ alsanız bile, yanınızda bir tercüman var iken size kim söyler en gizli sırlarını...

Anlaşılan bu düpedüz bir tasfiye operasyonu idi. Ama onun gözden saklanması için MİT adına birtakım açıklamaları birlikte yapma senaryosu uygulandı.

Bu zevat belli ki, istihbaratı biliyor ama kamuoyu önünde gösteri yapmaya hayli yabancılar. O yüzden senaryo, istenen etkiyi yapmadığı gibi tam tersine sonuçlar da verdi:

Ve yapılan tayin Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nden döndü.

Bize kalırsa MİT'in başındakiler, böyle gösterilerden hele medyada görünme merakından vazgeçerlerse daha iyi ederler.

Evet MİT'in de kamuoyuna mesaj vereceği konular ve sebepler olabilir. Ama onlar -daha önce de yazdığımız gibi- politik görüşler olamaz. Onlar ancak kamuoyuna hesap verme zorunluğu olan konularda ve onları açıklama amacıyla yapılırsa kabul edilebilir. Örneğin, Türk kamuoyu halen Kürtçe TV yayını yapılmalı mı yapılmamalı mı, konusunda MİT'in ne düşündüğünü biliyor, MİT yetkililerinin ‘‘Fethullah Hoca’’ hakkındaki kanaatinden de haberdarız. Keza MİT'in Abdullah Öcalan'ın idamına karşı olduğunu da öğrendik. Ama hálá, ‘‘Yeşil’’ isimli şeriri Milli İstihbarat Teşkilatı hangi eylemlerde kullandı? ‘‘Yeşil’’in bir görevli refakatinde Beyrut'a gönderildiği iddiası doğru mu? Bu kişinin Ankara polisi tarafından yakalanması üzerine onun polisten alınıp MİT tesislerinde tedavi ettirildiği iddiası ne oldu? Hadi onlardan vazgeçtik:

MİT bu tür kirli ilişkiler konusunda ne düşünüyor bilmiyoruz.

MİT'in işi istihbarattır değil mi? Bu istihbaratı da özellikle Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a ve Genelkurmay Başkanı'na iletir diye bilinir.

MİT görevini bihakkın yapan bir kuruluş ise 1960, 1971 ve 1980 askeri müdahalelerini cumhurbaşkanına ve başbakana önceden haber verme görevini neden yapmamış, siz hiçbir açıklama duydunuz veya okudunuz mu?

Bakın biz çok basit bir şey istiyoruz:

Herkes, kendi görevini yasaların öngördüğü şekilde yapsın. O yeter.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI