Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Korutürk'ün isyanı

Oktay EKŞİ

Merhum Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün halen Norveç'in başkenti Oslo'da Türkiye'yi temsil eden oğlu Büyükelçi Osman Korutürk'ü -hiç istemeden- incitmişiz. Bize ‘‘İnsanı asıl dostun attığı gül yaralar’’ der gibi bir mektup yolladı. İtiraf edelim ki duygulandık. Bugün onu sizinle paylaşmak istiyoruz.

Bu sütunu izleyenler bilirler... Biz merhum Korutürk'ü pek de başarılı bir cumhurbaşkanı olarak hiçbir zaman görmedik. O'nun görev süresinin sonuna doğru, ‘‘Anayasa şu konuda bana yetki veriyor mu?’’ anlamında bir yazıyla Danıştay'a başvurmasını da her fırsatta eleştirdik.

Ama itiraf edelim ki yeni Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer'den söz eden 6 Mayıs tarihli yazımızda kendisinin ‘‘Fahri Korutürk'leşmemesini’’ dilediğimizden söz edişimizin Sayın Osman Korutürk'ü inciteceğini aklımızdan geçirmedik.

Böyle bir amaç gütmediğimize göre, belli ki kullandığımız deyim maksadımızı aşmış. O nedenle Sayın Osman Korutürk'ten özür diliyoruz.

Doğrusunu isterseniz Sayın Osman Korutürk'ü bugün buraya konuk etmemiz, yazdığı mektubu okuyunca merhum babası hakkındaki kanaatimiz değiştiği için değil. Bize kalırsa merhum Korutürk, kuralların altında adeta ezilmiş gibiydi. Merhum kuşkusuz çok dürüst, son derece kibar, tüm insanlara karşı saygılı, muhterem bir kişiydi. Oğlu Osman Korutürk'ün isabetle vurguladığı gibi, göreve başlarken verdiği sözü sonuna kadar tuttu. Nitekim, görev süresi boyunca ‘‘Cumhurbaşkanlığı andım rehberim olacaktır’’ demişti. Bundan bir milim sapmadan 7 yıllık süresini tamamladı.

Sayın Osman Korutürk'ün tavrına ve tepkisine içtenlikle saygı duyduğumuzu belirtelim. Merhum Fahri Korutürk'e yöneltilen eleştirilere yanıt vermemesinin, ‘‘Oğlu olarak vakur, dürüst ve şerefli yolunu izlemekle daima iftihar ettiği babasına karşı 'hayırsızlık' ve 'vefasızlık' sayılabileceği düşüncesiyle’’ kaleme aldığını bildirdiği mektubu işte bu saygıyla okuduk. Merhum Korutürk bu tepkiyi bilseydi, oğluyla iftihar ederdi, diye düşündük. Ama doğrusunu söylemek gerekirse, Sayın Osman Korutürk'ün ortaya koyduğu argümanların 7 yıllık bir hizmet dönemine ilişkin yargıları değiştirebilecek ağırlıkta olduğunu düşünmedik.

Bununla beraber Sayın Osman Korutürk'ün mektubundan iki gerçeği öğrendiğimizi belirtmek isteriz:

İmam Hatip Okulu mezunlarının Harp Okullarına girmeleri için bir yasanın maddeleri arasına sıkıştırılan tuzak hükmü merhum Korutürk yakalayıp bu yasayı ‘‘görüşülmek üzere Meclis'e iade’’ etmiş.

Meğer 12 Eylül darbesini yapanlar Fahri Korutürk'e başvurarak ‘‘Başımıza geçin’’ demişler, ama Korutürk bu öneriyi kesin şekilde reddetmiş.

Bunlar kuşkusuz merhum Korutürk'ü saygıyla anmamızı gerektiren bilgiler. Biz onları da belirtip hükmü tarihe bırakıyoruz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI