Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Konuşuluyor ama...

Oktay EKŞİ

Bu ara biliyorsunuz Anayasa yine en çok konuşulan konulardan biri oldu... Geçenlerde İstanbul'da, bir grup aydının tamamen yeni bir anayasa yapılmasına yönelik imza toplama kampanyası kamuoyuna duyuruldu.

Henüz kamuoyuna duyurma aşamasına ulaşmamış başka çalışmaların giderek şekillendiği biliniyor.

Siyasi partilerin önceki yıllardan başlayarak aşama aşama oluşturdukları öneriler var...

Bunlara bakınca Türkiye, kendi anayasasını ciddi bir şekilde değiştirecek veya tamamen yeniden yapacak sanabilirsiniz.

O kadar tez canlı olmayın... Henüz o aşamalardan çok uzağız.

Ama olsun... İki gündür de anayasa ve seçim başta olmak üzere siyasal konulara gösterdiği yakın ilgi ve yayınlarıyla tanınan Toplumsal, Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı (TESAV) ile Türk Parlamenterler Birliği'nin ortaklaşa düzenledikleri ‘‘Türkiye'de Siyasi Yapılanma ve Temel Siyasi Sorunlar’’ konulu bir sempozyum, TBMM binasında yapılıyor.

Biz bu satırları sempozyum henüz tamamlanamadan kaleme alıyoruz. Çünkü ‘‘yazı saatimiz’’le çakışan son oturuma katılmak ve ‘‘değerlendirme’’ yapmakla görevli olanlardan biriyiz. Ama izlediğimiz kadarına ilişkin izlenimimizi sanırız ki aktarabiliriz:

Türk siyasi yaşamının oybirliğiyle kabul ettiği bazı gerçekler var. Bunların başında ‘‘1982 Anayasası'nın kötü olduğu’’ gerçeği geliyor. Herkes, ‘‘Türkçesi bozuk; zihniyeti demokrasiye yabancı; hem parlamenter sistemi korumuş gibi görünüyor, hem onu bozan hükümler içeriyor; yargı bağımsızlığını zedeliyor; ‘yasaklanmış dil' gibi, ‘ölüm cezası' gibi çağdışı kavramları ihtiva ediyor; gereksiz ve laf kalabalığı türü hükümlerle kendi itibarını kırıyor’’ türünden itirazları dile getiriyor.

Nitekim sempozyumda bunlara da değinildi. Ama ilk günkü tartışmalar daha çok, ‘‘Parlamenter sistem yerine başkanlık veya yarı başkanlık sistemine geçmek doğru olur mu?’’ sorusuna verilen yanıtlarla geçti.

Hemen belirtelim:

İstanbul Üniversitesi Anayasa Hukuku profesörlerinden Burhan Kuzu'dan başka kimse ‘‘Başkanlık sistemi’’ne destek vermedi. Özellikle Prof. Süheyl Batum ile Prof. Ergun Özbudun başkanlık ve yarı başkanlık sistemlerinin Türkiye'ye yarar değil sadece kriz (bunalım) getireceğini vurguladılar.

Bir başka deyişle Türkiye'nin Turgut Özal, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan gibi sağ kesim politikacılarının kendilerini ‘‘seçilmiş padişah’’ olarak görme hevesleri iltifat görmedi.

İlginçtir... Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olan ‘‘parti içi demokrasi’’ konusu ile ‘‘ifade özgürlüğünün kısıtlılığı’’ konusu sadece Prof. Batum'un ve Prof. Özbudun'un vurgulamalarıyla sınırlı kaldı. Sempozyumu izleyen politikacılardan (eğer biz atlamadıksa) hiçbiri bu konulara değinmedi, soru bile sormadı.

Hele (kamu kurumlarından) ‘‘bilgi isteme ve alma hakkı’’ndan, ‘‘devletin saydamlaşması’’ndan söz eden politikacı olmadı.

Bu kadroların demokrasiyi nereye götüreceğini söylememizi istersiniz?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI