Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Kaç kişi destekliyor?

Oktay EKŞİ

ÖLÜM orucuna veya ‘‘şunu yapmazsanız kendimi öldürürüm’’ tehdidine, ne biz ilk defa tanık oluyoruz ne de dünya...

Geçenlerde bir gazetede de anımsatılıyordu:

Ölüm orucuna yatarak sonuç alma uygulamasının en tanınmış ismi Mahatma Gandi'dir.

Gandi ölüm orucuna yattığı zaman Hint halkının ona saygısı ve bağlılığı o derecede yüksek ve yoğundu ki, İngiliz hükümeti, ‘‘Gandi ölür de Hindistan bu yüzden karışırsa...’’ korkusuyla titrerdi.

Kuzey İrlanda'nın İngiltere'den ayrılması için yıllarca silahlı mücadele yapan IRA'nın militanlarının 1981'de Maze hapishanesinde başlattıkları ölüm orucu sırasında 11 militan öldü. Onların da ardında Kuzey İrlanda'da yaşayan geniş bir Katolik halk kitlesi vardı. Ama Başbakan Margaret Thatcher ödün vermedi.

Ve ölenler öldükleriyle kaldılar.

Peki bizdeki ölüm orucunu, onları bu eyleme zorlayanlara sempatisi olan bir avuç aydın(!)ımızla, eylemin hapishane içinde ve dışında bulunan örgütleyicileri dışında kaç kişi destekliyor?

Samimi kanaatimizi söyleyelim:

Bir toplum içinde elbet her türden marjinaller bulunur. Bunlar kendi meşreplerine uygun ne varsa desteklerler. Örneğin, Satanistleri bile savunurlar. Ama eğer geniş toplum yığınlarından veya genel kamuoyundan söz ediyorsak, bu eyleme katılanları ve taraftarlarını destekleyenlerin oranının onbinde biri bile bulmadığından eminiz.

Çünkü olayın öncelikle mantığı yok.

‘‘Siz bizi şu anda içinde bulunduğumuz hapishanelerden daha modern, daha iyi insani koşullar sağlayan F tipi hapishanelere nakledemezsiniz’’ diye ayağa kalkılır veya ölüm orucuna yatılır mı?

Diyeceksiniz ki, ‘‘O senin gözünle yapılan değerlendirme... Peki ama ölüm orucuna yatanlar da aynı şeyi mi söylüyor?’’

Aslında bizzat ölüme yatanların da aynı şeyi söylediğinden eminiz. Çünkü onlar (belki birkaçı müstesna) kendi özgür iradeleriyle bu eyleme girmiş değiller. Ya bu şerefli (!) mücadelede canını verirsin, yahut da bir gece şişlenir geberirsin tehdidi altındalar. Bir başka deyişle bunlar hapishane içindeki terör örgütleri tarafından düpedüz rehin alınmış kurbanlardır. O yüzden onlar da biliyorlar tüm meselenin ‘‘hapishane içinde kurulmuş örgüt hegemonyasını koruma’’ kavgası olduğunu. Ama örgüt emrine uymaktan başka çareleri yok.

Bu tablo karşısında yapılabileceği hükümet yapmış bulunuyor. Çünkü F tipi cezaevlerinde mimari açıdan yapılabilecek değişiklikleri uzmanlarla (teröristlerle değil) görüşmeye hazır olduklarını Adalet Bakanı açıkladı. Bundan gerisi Başbakan'ın da dediği gibi, onları ölüme sürükleyenlere ait bir sorumluluktur.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI