Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: İran'ın gerçek dostları

Oktay Ekşi

HİÇ sevmediğimiz şey gazetecilikte ‘‘Ben dememiş miydim?’’ciliktir. O nedenle kendi yazılarımıza bu tür atıflarda bulunmaktan öteden beri sakınırız.

Ama başta Muammer Aksoy ve Çetin Emeç cinayeti olmak üzere onları izleyen Turan Dursun, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı suikastlarıyla ilgili yazıları okuyanlar anımsarlar:

Belki yüz, belki 200 defa ‘‘bu cinayetlerin arkasında İran -hatta İran İstihbarat Bakanlığı- var’’ diye yazmışızdır.

Arada başka kuşkularımız olunca, örneğin Musa Anter olayında, Cem Ersever olayında ve benzerlerinde ‘‘bunların gizli servis işi’’ olabileceğini de vurgulamışızdır.

Şimdi bakıyoruz Aksoy, Emeç, Dursun, Üçok, Mumcu ve Kışlalı gibi aydınların canına kasteden her olayda, kafaları karıştırmaya gayret edenler, bu olayların İran tarafından düzenlenmiş suikastlar olduğu gerçeği inkár edilemez hale gelince nedense yine telaşlandılar.

Artık yıllarca tekrarladıkları ‘‘İslam'da terör olmaz’’ tekerlemesini ağızlarına alamıyorlar. Çünkü bunu söylediler, söylediler, ama Hizbullah'ın hunharca işlenmiş cinayetlerle en az 60 kişiyi katlettiği ortaya çıkınca:

‘‘Sureta var gibi görünen ‘fikri akrabalık' yüzünden başım yere eğik, günlerdir kimsenin yüzüne bakamayacak kadar utanıyorum; ancak insanları vahşileştiren bir sistemi üzerimize deli gömleği gibi giydirenler (Onlar kimlerse ve sözü edilen sistem ne ise, o belli değil) ‘Oh olsun' tavrını takınıp üste çıkmaya çalışmıyorlar mı, beni esas yaralayan bu işte...’’ demeye mecbur kaldılar.

Bunlardan biri son açıklamalar karşısında ‘‘gerçeklerin resmen tahrif edildiğini’’ yani bile bile bozulduğunu ileri sürerek, elinin altındaki arşivin ona başka şeyler söylediğini vurguluyor. Buna göre siyasal cinayetlerin ve toplumsal olayların ardında, ‘‘devlet içinde yuvalanmış çeteler’’ varmış. Dahası muhteremin arşivi Aksoy, Emeç, Mumcu, Kışlalı ve ötekileri öldüren örgütlerin işte bu çetelerle irtibatlı olacağına (olabileceğine bile değil) işaret ediyormuş.

Bu nasıl bir kafa yapısıdır ki, İran için önüne kanıt koyuyorsun, gözleri onu göremiyor. O, çözülmüş her problemi bir soruna dönüştürmeye meraklı kafa ‘‘Nuh’’ diyor ‘‘peygamber’’ demiyor.

Bir böyleleri var.

Bir de Mumcu cinayetinin soruşturmasını yapıp da bugünkü bulgulara ulaştığını ama ‘‘Türkiye-İran ilişkilerinin bozulmaması için o dönemde işlem yapılmadığını’’ söyleyen eski Ankara DGM Başsavcısı Nusret Demiral ile bugünkü gerçekler önüne konduğu halde DGM'de dava açmayan Savcı İrfan Özliyen gibiler var.

Hadi ötekilere ‘‘görüş açıklıyor’’ diyelim, geçelim. Ya bu savcılardan ‘‘görevlerini ihmal etmelerinin’’ hesabı sorulmaz mı?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI