Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: İnanmak için acelemiz yok...

Oktay EKŞİ

İşaretlere bakarsanız, akılları başlarına gelecekmiş gibi görünüyor. Bu tabii memnuniyet verici...

Ama ‘‘Akılları başlarına geldi’’ dedirttikten sonra eski huylarına, eski politikalarına dönerlerse ne yapacaksınız?

Konu başta Fazilet Partisi'nin kendilerine ‘‘yenilikçi’’ dedirten kanadı ve son Hizbullah şokundan sonra ‘‘utanma’’ zorunluğunu duyanların en sonunda ‘‘laikliği’’ savunur görünmeleri...

‘‘Ben değiştim. Herkesi dinin yakasından elini çekmeye davet ediyorum’’ (Ömer Vehbi Hatipoğlu 7 Şubat 2000, Hürriyet) demeleri; ‘‘Referansım İslam'dır’’ (Recep Tayyip Erdoğan) diyenlerin şimdi ‘‘demokrasiyi içselleştirdim (özümsedim)’’ (6 Şubat 2000, Zaman) türünden sözler söylemeleri; yıllarca herkesin ‘‘Bunlar laik devleti bir İslam Devleti'ne çevirmek istiyorlar’’ diye düşünmesine (hatta bu yüzden partilerinin kapatılmasına) yol açtıktan sonra şimdi ‘‘İslam Devleti diye bir gayemiz yok. İslami hareketin taraftarı kalmadı’’ (Bülent Arınç, 6 Şubat 2000, Zaman) tespitinde bulunmaları...

Bu dediklerine bizim hiçbir itirazımız yok. Çünkü şimdi onların söylediklerini, yani partilerin dini değerleri kullanmadan siyaset yapmalarının doğru olduğunu, demokrasiyi özümsemeden demokrat olunamayacağını ve laikliğin öncelikle dinine bağlı bireyler için güvence teşkil ettiğini yıllardan beri biz söylüyorduk.

Eğer önyargılı olmasalar, yıllardan beri ‘‘İslami terör olmaz’’ iddiasında bulunanların şimdi başlarını eğmelerine de gerek kalmazdı... O zaman her türlü kötülüğü ‘‘kendileriyle fikri akrabalık bağı bulunmayan kesimler’’ içinde arama bağnazlığına da düşmezlerdi.

Tekrar edelim...

Samimi iseler bu değişim memnuniyet verici. Ama hiçbiri sanmasın ki, ‘‘Biz İsviçre'deki, ABD'deki gibi ve o kadar laiklik istiyoruz’’ türünden demagojik laflara hemen inanacak kadar safız. Çünkü İsviçre'deki, ABD'deki gibi ve o kadar laikliği talep edebilmenin ilk koşulu, dini siyasallaştırmaktan vazgeçmektir. Onu yapmadan hatta dini politikaya alet edenlere açıkça ve etkili bir şekilde karşı çıkmadan inandırıcı olamazlar.

Buna benzer aldatıcı bir söylem de kıyafetle ilgili olarak karşımıza çıkıyor... Bunlar şimdi ‘‘demokrat’’ kesildiler ya... O yüzden ‘‘kimsenin kıyafetine karışmazlar’’mış.

Bu sözün arkasında örneğin ‘‘İsteyen kadın memur işyerine çarşafla gelirse, buna karışılmamalı’’ mesajının yattığını sanki görmüyoruz.

Oysa ‘‘Din kurallarının kamusal yaşama müdahale etmesine biz de karşıyız’’ deseler, mesele bitecek...

Çıkmaz yolda olduklarını görüp bu kadar değiştilerse, bir gün o noktaya da gelirler inşallah...

Gelince de bu sistemin partisi ve bu sistemin politikacısı olurlar.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI