Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Genelkurmay'ın açıklaması...

Oktay EKŞİ

GENELKURMAY Başkanlığı önceki akşamüzeri ‘‘2000 yılı İç Güvenlik Harekátı Değerlendirmesi’’ başlıklı bir açıklama yaptı.

Ve herkese, ‘‘Ne oluyoruz? Ortada ne var da bu açıklamaya gerek görüldü?’’ dedirtti.

Öyle ya... Yıl daha bitmedi... Sonra, yıl bittikten sonra örneğin 6 yahut 7 Ocak 2001 tarihinde yapılsa kim ne derdi?

O halde bu açıklamanın tam da Başbakan Bülent Ecevit'in Avrupa Birliği ülkeleri zirve toplantısına katılmak üzere Fransa'nın Nice şehrinde bulunduğu sırada yapılması bir anlam taşıyor olmak lazım.

Biz ‘‘eskiden ne güzeldi’’ demeye bayılanlardan değiliz. Çünkü böyle konuşanlar çoğu kez eskinin kötülerini unutmayı tercih ederler. Ama bugün bir istisna yapalım:

Eskiden bir başbakan veya cumhurbaşkanı yurtdışına gidince ona yönelik eleştiriler de dönüşüne ertelenirdi. Hele Genelkurmay'ın, doğruca bağlı olduğu başbakanı sıkıntıya sokacak bir açıklama yapması akla bile gelmezdi. Bu dediğimizin unutulmayan istisnası, 1960'lı yılların ilk yarısında, Başbakan İsmet İnönü ABD'de iken Meclis içinde tertip yapıp onun dayandığı çoğunluğu bozan Süleyman Demirel'in yaptığıdır.

O nedenle Genelkurmay'ın tavrına, bu açıdan bakınca görünen hiç de iyi değil.

Gerçi açıklama, bizim gazetelerin genellikle yaptığı değerlendirmenin aksine hükümete veya başka herhangi bir devlet organına herhangi bir politika empoze etmiyor. Hatta açıkça, ‘‘Kürtçe televizyona biz karşıyız’’ da demiyor. Ama yine de PKK'nın siyasallaşma çabaları, propaganda faaliyetleri vs.'den söz ederken, siyasi nitelikli konulara hayli giriyor.

Bunları Genelkurmay'ın söylemesinde ne sakınca var, derseniz yanıt şu:

Anayasamız meşru bir platform yaratmış. Buna da Milli Güvenlik Kurulu demiş. Asker böyle görüşlerini orada söylesin istemiş.

Aksi yapılınca MİT çıkar bir şey söyler, onu Genelkurmay yanıtlar. Derken birileri Emniyet Genel Müdürlüğü'nün görüşünü açıklar. Bu sürüp gidince hepimiz ‘‘Acaba Tapu-Kadastro Genel Müdürü'nün görüşü nedir?’’ diye tartışmaya başlarız.

Konunun esasına gelince:

Gerçekten Genelkurmay Başkanlığı 2000 yılının fotoğrafını çekmiş. Burada hem PKK'ya karşı yapılan mücadelenin ulaştığı noktaları özetlemiş, hem de PKK'nın siyasallaşma çabalarını ve bu konuda izlediği politikaları açıklamış. Bize kalırsa bu tespitleri genelde doğru.

Ama o açıklama eğer ‘‘Başta Kürtçe eğitim ve yayın olmak üzere, son günlerde yapılan girişimler PKK'nın siyasallaşma çabalarıdır’’ anlamına da geliyorsa, (Kürtçe eğitime biz de karşıyız ancak) Kürtçe televizyon neden PKK'nın işine yarar da Türk devletinin işine yaramaz, onu anlayamıyoruz. Bu devlet adına acz beyanı değilse nedir?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI