Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Fikir yüzünden hapsedilmek

Oktay EKŞİ

Turgut Kazan önceki gün Basın Konseyi'nde yaptığımız toplantıda ilginç bir görüş ortaya koydu:

‘‘Hükümet bir af tasarısı hazırlıyor. Haberlerden anlaşıldığına göre it uğursuz ve hırsız affedilecek ama görüşlerini ifade ettikleri için hapse atılan insanlara af getirilmeyecekmiş.

Bir defa ikide bir ‘‘af’’ yasası çıkarmak ilke olarak doğru değildir. Ama sosyal zaruretler bazen bunu kaçınılmaz hale getirirse o zaman da affın özellikle ‘‘siyasi’’ suçları kapsaması doğrudur. Oysa bizde tam tersi yapılıyor: Adi suçlardan hapse atılanları çıkartıp düşünce suçlularını içerde tutmaya kalkıyoruz. Bunu benim aklım almıyor'' dedi.

Tartışılan konu, halen hapishanede bulunan gazeteciler başta olmak üzere düşünce suçu mahkumlarının özgürlüklerine kavuşması için Basın Konseyi olarak ne yapabiliriz sorusuna verilecek yanıt idi.

Gerçekten hükümetin affedilmeleri için hiçbir ciddi neden olmayan adi suç mahkûmlarını sokağa salıp ‘fikir suçlularını’ zindanda tutmaktan yana tavır koyması savunulabilir bir durum değildir.

Gerçi burada Anayasa'nın 14'üncü maddesiyle 87'inci maddesinden kaynaklanan bir engel söz konusudur. Çünkü birçok fikir suçunun dayandığı ceza hükmü, Anayasa'nın 14'üncü maddesi kapsamına girmektedir.

Ama bir gerçek daha var: Anayasa'nın bu maddesi yüzünden Türkiye'nin adı ‘‘dünyanın en büyük hapishanesi’’ne çıktı. Çünkü ülkemizde insanlar, yasa koyucunun beğenmeyerek suç saydığı düşünceleri ifade ettikleri için hapse atıldılar.

Burada bir noktayı belirtelim:

Basın Konseyi bazıları gibi, ‘‘fikir suçu olmaz’’ diyenlerden değildir. Örneğin bir kimsenin görüşleri toplum düzeni için açık ve kesin tehlike yaratıyorsa o elbet cezalandırılmalıdır. Ancak bu hapis değil -çağdaş ülkelerdeki gibi- çok yüksek para cezası olmalıdır.

İşte bu düşüncelerle Basın Konseyi bugün hükümete ‘‘af tasarısı’’ ile ilgili önerilerini üç seçenekli bir proje olarak sunacak. Seçeneklerden biri, 1997 yılında yine Basın Konseyi'nin önerisi üzerine kabul edilen ve birçok sorumlu yazı işleri müdürünün özgürlüğüne kavuşmasını sağlayan 4304 sayılı yasa gibi, ‘‘soruşturmanın, yargılamanın veya infazın ertelenmesi’’ formülünü getiriyor.

İkinci seçenek aynen Terörle Mücadele Yasası'nın Geçici Maddeleri ile 1991'de uygulandığı gibi ‘‘şartlı salıverme’’ yoluna başvurulmasıdır.

Üçüncüsü belki bugünkü konjonktürde gerçekçi görünmeyebilir ama uzun vadede ötekilerden daha da kalıcı seçenektir. Bu, fikir suçlarının kaynağı olan yasa hükümlerini örneğin Ceza Kanunu'nun 158, 159, 312 maddelerini; Terörle Mücadele Yasası'nın 7 ve 8'inci maddelerini değiştirmeyi, aynı yasanın 6'ncı ve 13'üncü maddelerini yürürlükten kaldırmayı öngörmektedir.

Hükümet ‘‘Bize önerinizi getirin’’ diyordu. İşte öneri...



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI