Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Erbakan demokrasisi...

Oktay EKŞİ

Fazilet Partisi (FP) yöneticileri aylardır ne diyorlardı?

Türkiye Hukuk Devleti olsun istiyorlardı, değil mi? Demokrasi bütün kurumlarıyla, kurallarıyla yerleşsin... İfade özgürlüğü sonuna kadar ve korkusuz bir ortamda kullanılsın...

Hemen söyleyelim... Fazilet Partisi içinde bunları samimiyetle isteyenlerin olduğuna biz de inanıyoruz.

Örneğin Abdullah Gül'ün, Nazlı Ilıcak'ın, Bülent Arınç'ın, arada bir ‘‘tavır koymayı’’ da deneyebilse Nevzat Yalçıntaş'ın demokrasiye inandıklarından eminiz.

Nazlı Ilıcak hariç, ötekilerin temel hayat anlayışlarıyla bu inançlarını ne kadar bağdaştırabilecekleri onların sorunu. Ama samimiyetlerine güvenebilirsiniz gibi geliyor bize.

Lakin Oğuzhan Asiltürk'ün, -perdenin gerisinde kalmaya artık ihtiyaç duymayacak kadar her şeye müdahale eden- Necmettin Erbakan'ın ve ona körü körüne bağlı olanların? Açık konuşalım... Bunların demokrasiyle memokrasiyle zerre kadar ilgileri yoktur.

Nitekim geçenlerde o kesimin ileri gelen yazarlarından Ali Bulaç, Fazilet Partisi'nde olup bitenleri neden ele alıp görüşlerini açıklayamadığını aynen şöyle anlatıyordu:

‘‘(...) Bizim mahallenin kuralları çok sert. (...) Üstte her şeyi bizden daha iyi bilen büyükler, ağabeyler, üstatlar var. Onlar düşünür, planlar önünüze koyar. Sizden istenen biat etmek, itaat etmek ve hiç itirazsız cihad etmektir. Biat, itaat ve cihad gibi kavramların tek bir amacı var; kurmaylara (Erbakan'a ve müritlerine O.E.) bağlılık.’’

Bulaç doğru söylüyor. Nitekim bunların kafaları ‘‘aşiret’’ kavramından henüz ‘‘devlet’’ kavramına geçemediği için ‘‘hukuk devleti’’ bunlara tamamen yabancıdır. ‘‘İnsan hakları’’ ve ‘‘fikir özgürlüğü’’ ise sadece başkalarından duydukları birer sözdür. Çünkü onlar için ‘‘insan’’ yoktur sadece ‘‘kul’’ vardır. O da Bulaç'ın dediği gibi ‘‘biat’’ eder, ‘‘itaat’’ eder ve emredildiği zaman ‘‘cihat’’ eder. Hepsi budur.

O yüzden Oğuzhan Asiltürk'ün tezgáhladığı bildirilen son tertipler kimseyi hayrete düşürmesin:

Muhterem, Abdullah Gül'ün önerisi sonucu delegeler özgür iradeleriyle seçim yaparsa Erbakan'ın egemenliği sona erer korkusuyla geçen hafta bir gece bir tüzük darbesi yapmış. Bunun için tüzüğün bazı maddelerini değiştiren bir öneriyi, partinin Kurucular Kurulu üyelerine imzalatmış.

Yeni hükümlerin özelliğini söyleyelim:

Abdullah Gül ne önerdiyse onu yasaklıyor.

Oyunun yarısında kural değiştirip de maçı almak fazilet midir?

Aslında tam iki yıl önce, parti genel başkanının nasıl değiştiğini anımsayınca ortada hayret edecek bir şey bulunmadığı görülür. Nitekim İsmail Alptekin o zaman, aynen bu olayda olduğu gibi, Erbakan Molla'nın talimatı sonucu yapılan bir darbeyle, yani başına ne geldiğini anlayamadan, Kurucular Kurulu kararıyla Genel Başkanlık'tan uzaklaştırılmıştı.

Buyurun bakın, bunların hak, adalet, fazilet anlayışı neymiş, görün.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI