Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: CHP'de yeni bir şey yok...

Oktay EKŞİ

CHP'nin hizipleşmeden duramayan kadroları aylar önce Ankara'da Genel Merkez'e karşı örgütlenip kendi aralarında yönetim kurulu, sözcü, muhasip üye seçtikleri, üstelik bir hesap açtırıp aidat toplamaya başladıkları zaman ‘‘CHP, CHP'leşiyor’’ dedik diye bize kızmayan kalmamıştı.

Genel Başkan Altan Öymen yargımızın yersiz olduğunu, ötekiler ise kendilerine karşı haksızlık ettiğimizi ileri sürmüşlerdi.

Önceki akşam görüldü ki, CHP'de değişen hiçbir şey yok:

Bu partide hizipçilik öylesine köklü bir hastalık ki, ne anlatabilirsiniz, ne de eşini bulabilirsiniz. Nitekim son olayda ‘‘Birbirimizi yemeden önce genel başkanı yiyelim’’ demişçesine hareket ettiler. Üç ayrı kanat (Baykal'cılar, Güneş'çiler ve Günay'cılar) el ele verip Genel Başkan'ın yönetimini ve partinin genel sekreterini devirdiler.

Sebep de çok tuhaf:

Altan Öymen genel başkan olunca ilk iş olarak parti üyelerinin yazımını yenileme kararı aldı. Genel Sekreter Tarhan Erdem -ciddi ve dürüst bir isim olarak şöhretlidir- kolları sıvadı. Partinin 200 bin gerçek üyesi saptandı. Ama bu sırada İçel'de 1900 küsur isimli bir naylon üye rezaleti ortaya çıktı. Öymen bu rezaletin faillerini görevden uzaklaştırmada ısrar edince ilkeli politika şampiyonu geçinen bazı Merkez Yönetim Kurulu üyeleri karşı çıktı. Kısaca üye sahtekárlığı yapanlar korundu.

Ve bu olay, Genel Merkez'deki ayrılığı su yüzüne çıkardı. Öymen yönetimi bu yüzden düşürüldü.

Öymen'in suçu neydi?

Üye yazımlarında sahtekárlık yapılmamalıdır demek mi?

Parti tüzüğünü değiştirip siyasette ahlak ilkelerini hayata geçirmeyi (böylece herkesin mal beyanında bulunmasını, seçim harcamalarının denetimini, yetki ve sorumluluk üstlenen partililerin devletle iş ilişkisine girmesinin önlenmesini) istemek mi?

Tüm görevler için kadınlara yüzde 25 kontenjan tanımak mı?

Partinin ocak, bucak düzeyinde de örgütlenmesini talep etmek mi?

En az 8000 partiliyi ‘‘siyasi eğitimden’’ geçirmek mi?

Yoksa her ilde ‘‘halkla birlikte çözüm’’ toplantıları yaparak demokratik katılımı en geniş alana yaymak mı?

Soruşturduk... Kabahati bunlardan çok ‘‘partinin sesinin duyulmaması’’ imiş.

Bizce o değil... Çünkü CHP'nin sesi, Meclis dışında kalmış partilerin hepsinden fazla çıkıyordu.

Öymen'in asıl kusuru politika kurtlarını hafife almış olmasıdır.

Devlet kurmuş, insanlık tarihinin en köklü ve en başarılı kültür devrimini gerçekleştirmiş bir partiyi, post kavgası ve yanlış politikalar sonucu yüzde 10'luk seçim barajının altına düşürdükleri yetmedi zahir...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI