Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Cezaevleri protokolü

Oktay EKŞİ

Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Eralp Özgen'in dünkü gazetelerde yayınlanan sözlerini okuyup da ‘‘Avukatlar da tadını kaçırdı’’ dememiş kaç kişi vardır, bilemiyoruz.

Başkan, Adalet, İçişleri ve Sağlık Bakanlıkları arasında cezaevlerini ıslah etme amacıyla imzalanan protokolü protesto ediyordu.

Biliyorsunuz bizim ülkemizin en demokratik kurumu cezaevlerimizdir. Orada ‘‘egemenlik kayıtsız şartsız mahkûmların’’dır. Çünkü isteyenin silah ve cep telefonu edinme şansı büyüktür. Uyuşturucu en kolay oraya girer. Çeteler orada yetiştirilir. Soygun veya suikast planları oralarda hazırlanır, uygulanmak için ilgililere oradan iletilir. Bu iletme işini de genellikle cezaevi personeliyle avukatların yaptığı kanısı yaygındır.

Üç bakanlık işte bu rezalete bir ölçüde olsun engel koymak amacıyla uzun bir protokol imzaladı. Cezaevlerini eski deyimle zapt-ü rapt altına almaya kalkıştı.

İşte tam bu aşamada Barolar Birliği Başkanı Eralp Özgen vaveylayı kopardı. Özetle:

‘‘Bu protokol, adaletin en mukaddes kurumu olan savunma hakkını zedeliyor. Çünkü avukatın sanığa vereceği her belgenin cezaevi görevlileri tarafından incelenmesini emrediyor. Kısaca sansür koyuyor. Bu ve benzeri hükümler orada durdukça biz cezaevlerine gitmeyiz. Tutuklu ve hükümlülerle görüşme yapmayız’’ dedi.

Özgen'in haklı olup olmadığına gelmeden bir şey soralım:

Tabip Odaları Birliği Genel Başkanı bir gün ortaya çıkıp benzeri bir tepki göstermek için ‘‘Yarından itibaren hastanedeki hastaları muayene etmeyeceğiz. İlaçlarını vermeyeceğiz’’ dese Eralp Özgen bunu onaylar mıydı?

Gerçi Özgen'in ve öteki avukatların tepki göstermekte haklı oldukları hususlar yok değil. Özellikle tutuklu veya hükümlünün avukattan alacağı belgelerden ‘‘yargı ve savunma ile ilgili olanlar’’ dışında kalanların görevlilerce alıkonulması düpedüz bir sansürdür. Hele cezaevi görevlileri yetkilerini kötüye kullanırlarsa bu önlem bir işkenceye dönüşür. Ama cezaevlerinin bozulmasında (görevlilerin yardımıyla içeriye silah, telefon ve uyuşturucu sokulması yetmiyormuş gibi) avukatların da ciddi bir rolü olduğu kanaati yaygındır. O nedenle üç Bakanlığın imzaladığı protokole karşı çıkan Baroların ve Barolar Birliği'nin kendi meslektaşlarından bu tür şeylere bulaşanlara karşı şimdiye kadar ne yaptıklarını açıklamak gibi bir borçları vardır.

Getirilen protokolün, görevlilerin gözü önünde ‘‘cezaevlerine giren çıkan istisnasız herkesin duyarlı geçitten geçmesini’’ öngören veya ‘‘fiziki arama’’ şartını koyan hükmüne karşı çıkmanın savunulur bir yanı yoktur. Buna karşılık ‘‘savcı’’nın ‘‘fiziki arama’’ önleminden muaf tutulmasına karşın ‘‘avukatın’’ fiilen aranmasına yapılan itiraz teorik olarak haklıdır. Ama herkes bilir ki bir veya birkaç savcının yapacağı yanlışı fark etmek mümkündür. Buna karşılık yüzlerce avukatı denetlemek zordur (hatta imkánsızdır). O nedenle gösterilen tepki bizce abartılıdır.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI