Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Böyle başa böyle tıraş...

Oktay EKŞİ

ESKİLERİN ‘‘dört kol çengi’’ deyince kastettikleri, bir 'kişi'den çok böyle ipe sapa gelmez türden olaylar olsa gerek.

Türkiye'de ipe sapa gelmez olay kıtlığı olmadığı için ‘‘hangisi?’’ diye soruyor olmalısınız...

Kuzey Kıbrıs'ta 12 bin insanın küçük birikimlerini dolandırıp önce Rum kesimine, sonra da bilinmeyen bir yere kaçan Elmas Güzelyurtlu'nun macerasını bugünkü Hürriyet'te okuyunca neye veya kime dört kol çengi dediğimizi daha kolay anlayacaksınız.

Hoş konuyu sadece bu Elmas Güzelyurtlu isimli yaratıkla sınırlı tutmak, dört kol çengi kavramının tamamını anlatmaya yetmez. Olayın bir de Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti boyutu var.

Önce hem banka hem de kumarhahe sahibi olduğu bildirilen Güzelyurtlu'dan başlayalım:

Verilen haberi okuyunca bu adama tek kelimeyle ‘‘dolandırıcı’’ diyesiniz geliyor. Çünkü şeytanın aklına gelmeyen bir şekilde alacaklıların ve devletin elinden kaçmış.

Ama anlayamadığımız bir durum var:

Bu adam madem Kuzey Kıbrıs'tan kaçmayı aklına koymuş, neden Rum kesimine gidiyor da Türkiye'ye gelmiyor?

Öyle ya... Burada onun gibilerden bir sürü var. Hepsi de, hem bankalarının içini boşaltmış -aynen Güzelyurtlu gibi, topladıkları mevduatı kendi şirketlerine ve/veya yurtdışındaki şahsi hesaplarına aktarmış- hem de ortalıkta yeleli aslan edasıyla dolaşan yiğitler.

Güzelyurtlu isimli yaratık bunca insanın parasının üstüne oturmayı biliyor da Türkiye'de suçluların özgür, suçsuzların mağdur olduğunu bilmiyor mu?

Üstelik burada devletin koruması altında yaşardı. Hatta etrafta kendisine dava arkadaşım diyecek nüfuzlu birilerini de bulursa, kimse kılına dokunamazdı.

Neyse bir hatadır yapmış.

Bari Başbakan Sayın Derviş Eroğlu'na bir mektup yazıp kendisinden özür dilesin. Çünkü Sayın Eroğlu'nun hiç aklına gelmeyen bir şekilde firar etmek gibi bir kusur daha işlemiş.

Öyle ya... Kumarhane de işleten birinin banka sahibi olmasına izin veren (veya göz yuman) bir hükümetin, böyle bir ‘‘tip’’e değil de size yahut bana mı güvenmesi gerekirdi?

Gördüğünüz gibi biz bu Güzelyurtlu'un on bini aşkın insanı dolandırıp kaçmasını pek de olağanüstü bir olay gibi algılamıyoruz.

Bir adam dolandırıcı olabilir. Ama bir dolandırıcının da kendi ülkesine, ulusuna ve bayrağına bağlılık gibi üst değerlere sahip olması mümkündür. Hatta böylesi çoktur.

Yazık ki bu yaratıkta o bile yokmuş. Olsaydı 48 yıldır yaşadığı vatanını kendi düzeyine düşürecek kadar aşağılayan laflar eder miydi?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI