Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Banka soyma özgürlüğü...

Oktay EKŞİ

BİZ çocukken bu toplumun üretebildiği tek kibar hırsız tipi, Peyami Safa'nın romanlarındaki Cingöz Recai idi.

Meğer Peyami Safa merhumun yaratıcılığı bayağı sınırlı imiş. Çünkü günümüzün banka boşaltıcı tiplerini görebilseydi Cingöz Recai'nin ne kadar amatör kaldığını görür, yazdıklarından utanırdı.

Merhum hiç değilse Yahya ve Murat Demirel kuzenleri tanımalıydı.

Hoş bir zamanlar Sayın Nazlı Ilıcak'ın pek içten bir destekle savunduğu (Nazlı Hanım'ın huyudur, daha sonra terk edeceklerini önce pek hararetli şekilde savunur) Yahya bile artık demode oldu. Çünkü o çok çok odun talaşını mobilya, bez kırpıntılarını ipek halı diye yurtdışına gönderip bol bol vergi iadesi (iyi ki Üstün Hizmet Madalyası istememiş) alarak devleti soyuyordu.

Aylardır kamuoyunu işgal eden Murat Demirel hikáyelerine bakarsanız, başkasını bilmeyiz ama Yahya'ombudsman yapasınız gelebilir.

Murat Bey, biliyorsunuz bazılarının kasaları bizzat sahipleri tarafından boşaltıldığı (buna soyulduğu demek bizce daha doğru olur) için el konan 5 bankadan biri olan Egebank'ın sahibiydi.

Kendisi sadece bu nedenle değil, dört koccaman hafta boyunca, çifter koruma eşliğinde bedelli askerlik yaparak vatana hizmet borcunu ödeyen, bu suretle de dikkat çekmeyi başaran bir genç olarak tanınmaktadır.

Şimdi öğreniyoruz ki, Murat Demirel'in başarı (!) ve becerisi (!) bildiklerimizden ibaret değilmiş. Nitekim bugünkü Hürriyet'te Egebank'tan 8 milyon dolar kredi almayı umarken bu paranın doğruca Murat Demirel'e gönderildiğini iddia eden Ömer Gülüştür isimli birinin hikáyesini okuyunca çok muhtemelen siz de aynı şeyi söyleyeceksiniz.

Güngör Uras geçen sene yani 22 Aralık 1999 tarihinde Egebank, Esbank, Sümerbank, Yaşarbank ve Yurtbank'a el konulunca aynen şöyle yazmıştı:

‘‘Banka batıranlar bugüne kadar batmadı ki... Banka batıyor, sahip ve ortakları daha iyi yaşıyor. Çünkü batır bankayı, at devletin kucağına... İşte o kadar.’’ (23.12.1999 Milliyet).

Sebep basit... Türkiye'de banka soyma özgürlüğü var da ondan...

Ancak Türkiye'de bankayı dışarıdan soyarsanız, yani duvarını deler yahut kasasını kırar da soyarsanız cezası büyüktür. Ama içeriden soyarsanız, yani mevduat sahiplerinin getirip size emanet ettiği parayı yasalara aykırı yollardan kendi cebinize indirir, üstelik posası çıkmış bankayı devletin sırtına yükler giderseniz korkacağınız hiçbir şey yoktur. Muteber bir işadamı fiyakasıyla ortalıkta dolanır, utanmadan demeçler bile verirsiniz.

Eğer aksini düşünüyorsanız söyleyin bakalım... Yukarıdakilerden önce el konan Hisarbank'ın, Marmarabank'ın, İmpeksbank'ın, TYT Bank'ın sahip ve yöneticilerinden hapse mahkûm edilmiş tek bir isim anımsıyor musunuz?

Türkiye'nin PKK'ya karşı yürüttüğü mücadele için bir yılda yaptığı harcama tutarı olan 8 milyar dolar zararı devlete yükleyip serbestçe dolaşanlar, bunun yerine bir ifade özgürlüğü suçu (!?) işleselerdi başlarına ne gelirdi, hiç düşündünüz mü?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI