Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Ayarını kaçırmak...

Oktay EKŞİ

Sistemin bir kere suyu çıkmayagörsün. Hani ‘‘bürokratik engelleri kaldırma’’ kampanyası yaşadığımız Özal'lı yıllar var ya... O'nun serpintilerini hálá yaşıyoruz.

Ve o sayede kuralsız muralsız yuvarlanıp gidiyoruz.

Nitekim yargıçlar karar gerekçelerini ‘‘şiirli’’ yazıyorlar. Bazısı da coşup aşk ve evlilikle ilgili görüşlerini romantik ifadelere döküyor.

Ve TBMM Başkanvekili, muhataplarına şiirle yanıt veriyor.

Bari şiirler de şiir olsa... Okuduğunuz veya dinlediğiniz zaman hani şu beceriksiz halk ozanlarının ‘‘atışma’’ yoluyla birbirlerine verdikleri şiirli yanıtlar vardır da... İçiniz burkulur, gülemezsiniz, ağlayamazsınız, alkışlamanız beklenir ama kılınızı kımıldatamazsınız... İşte o türden dizeler...

Tüm bu dediklerimizin örnekleri var. Hem de sonuncusu, yani bize bu satırları yazdıran örnek Sarıyer'de yaşanmış:

Arkadaşlarımızın ‘‘Romantik Hákim’’ diye nitelendirdikleri Sayın Yargıç İzzet Doğan, tanınmış ses san'atçısı Emel Sayın'ın 6 yıldır haber alamadığı eşinden boşanmasına karar verirken, ‘‘Evlilik aşk demektir, sevgi demektir. Sevgi emektir, özveridir, paylaşmaktır, düşünmektir. Belki her insandan, sevdiğini bir ozan duyarlılığında ‘O şimdi ne yapıyor, nasıl, nerede, kederli mi mutlu mu' diyerek her an düşünmesi, araması beklenemez. Ne var ki yaşamın olağan akışına göre, insan eşini bir ozan duyarlılığında olmasa bile düşünmeli, anmalı, ona her an yanındaymış gibi bir duyguyu, bir güvenceyi yaşatabilmelidir’’ demiş.

Sayın Yargıç daha önce de bir diğer tanınmış san’atçı olan Sezen Aksu'nun boşanma davasında aynı türden görüşler dile getirmiş.

‘‘Ne var bunda?’’ derseniz, sizinle aynı dili konuşmadığımızı lütfen bilin. Denenlerin ‘‘doğru’’ olması ayrı, onların ‘‘yargı kararı’’ olması ayrı...

Kaldı ki bunda çok şey var... Örneğin bunda devletin kurallarını, törelerini korumakla ona boş vermek arasındaki tercih var.

Devletin bir kurallar ve töreler bütünü olduğunu unutmayalım.

Eğer onu unutursanız yerinizi de karıştırırsınız. Bir Savcı'mızın Sayın Hikmet Uluğbay'ın intihara teşebbüs etmesi karşısında yaptığı gibi, tutup ‘‘ötekiler neden intihar etmiyor?’’ anlamında demeçler verirsiniz...

Son on-on beş yıldır katıldığınız nikáh törenlerinde siz de tanık olmuşsunuzdur:

Nikáh memurları yasaya uygun bir şekilde evlilik müessesesinin kurulması için kendilerine verilen görevi -pek çoğunun hiç beceremediği- bir esprili hitabet sebebi saymaya başladılar. Münasebetli münasebetsiz bir sürü lafla o çok ciddi ve önemli olayı TV'lerin ucuz ve seviyesiz şovlarına çevirdiler... ‘‘Evlilik’’ kurumunun kutsallığını ve ciddiyetini bozdular.

İpin ucunu bu kadar kaçırmaya mecbur muyuz?



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI