Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Af kime lazım, kime değil?

Oktay EKŞİ

İyi anımsıyoruz. Sayın Rahşan Ecevit bir ‘‘af’’ fikrini bundan aylar önce ortaya attığı zaman nerdeyse herkes karşı çıktı.

Aşağıda özetleyeceğimiz itirazlar bize kalırsa çok yerindeydi.

Şöyle deniyordu:

Türkiye'deki infaz sistemi Turgut Özal'ın ‘‘devleti çürütme’’ misyonu çerçevesinde zaten dejenere olmuş durumdadır. Nitekim bu yüzden halen, beş yıl ceza alan bir insan iki yıl hapis yattıktan sonra serbest kalmaktadır.

Yıllardır uygulanan bu, ciddiyetini kaybetmiş infaz sistemine ek olarak bilindiği gibi her fırsatta çeşitli konularda ‘‘af’’lar çıktı. Vergi kaçakçılarına af, döviz kaçakçılarına af, toplu kaçakçılık suçu faillerine af, laik cumhuriyeti yıkmak isteyenlere (163'üncü madde mahkûmlarına) af, hayali ihracat soyguncularına af... Derken zaten -tabiri hoş görün- bir halt edip de yakayı sıyırmamış kimse kalmadı.

Yolsuzluk yapmış, devleti soymuş, bankasını boşaltarak halkın parasının üstüne yatmış, çetelerle işbirliği yapmış, her türlü pis işe bulaşmış ama yolunu bularak, dosyasının zamanaşımına uğramasını sağlamış olanları hiç saymıyoruz.

Oysa biliyoruz ki, yukarıdakilerin her birinin hukuk sistemine aykırı bir şekilde, bir gün olsun ortalıkta dolaşması, kamu vicdanına da, hukuk devleti ilkelerine de aykırıdır.

Buna rağmen şimdi devletin mantıken hiç hakkı yokken, yetki kullanıp devlete karşı işlenmiş suçlar dışındaki suçlar için af getirmesinin savunulması kolay değildir.

Gerçekten devletin ne hakkı var ancak mağdur olan kadının affedebileceği ırz düşmanını affetmeye? Veya ancak evi soyulmuş bir insanın affedebileceği bir hırsızı sokağa salıvermeye? Veya ancak yakını öldürülmüş bir kişinin söyleyebileceği ‘‘seni affettim’’ sözünü onun adına kullanmaya?

Devlet ancak kendisine karşı işlenmiş suçların faillerini veya ifade özgürlüğünü kendisinin kısıtlı tutması yüzünden hapse atılmış insanları özgürlüğüne kavuşturabilir. Bu da onun bir lütufkárlığı değil, uygarlığa ve hukuka olan borcunun gereğidir.

İfade özgürlüğünü kötüye kullanan mı var? Örneğin ülkenin bölünmez bütünlüğüne aykırı yayın mı yapılıyor?

Kimse bunları yapana ceza verilmesin demiyor...

Ver bu suçu işleyene 10-15 milyar TL. para cezası... Ödesin bakalım.

Bunları biz ‘‘Türkiye'de düşünceleri ifade özgürlüğü kısıtlıdır’’ iddiasında olanlardan biri sıfatıyla ve 1 Eylül 1998'den 1 Nisan 1999'a kadar olan 7 ay boyunca, tam 186 dava dosyasının ‘‘resmi’’ özetlerini tek tek inceleyip 153 sayfalık bir rapor hazırlamış olmanın gücüyle söylüyoruz.

Elbet aksini düşünenler de var. Bu da normal. Çünkü başkalarına hakaret edip mahkûm olduğunuz zaman bunun bedelini siz değil de patron öderse fikir özgürlüğü var sanırsınız.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI