Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: Adli yıl konuşmaları

Oktay EKŞİ

ADALET barışın temelidir. O nedenle yeni bir adli yılın açılışı barış ve huzurun da müjdecisi olmak gerekir.

Oysa bizde yeni bir adli yıl barışın değil, yepyeni tartışmaların müjdecisidir.

Dün Ankara'da yapılan törenle ilgili haberler yıllardır sürüp gelen bu kötü geleneği henüz terk edemediğimizi söylüyor.

Gerçi törende kimse kimseyi doğruca karşısına alarak bir şey söylememiş. Ama Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Eralp Özgen'in söylediklerinin özeti ile Yargıtay Birinci Başkanı Doç. Dr. Sami Selçuk'un 115 sayfayı bulan konuşmasının özetini okuyunca, bu iki otoritenin başka başka devletlerin yargı yılı açılış töreninde konuştuğunu sanabilirsiniz.

Bir Yargıtay Başkanı, yeni adli yılın açılış töreninde yargının içinde bulunduğu durum ve yargının sorunları gibi konuları ön plana alır değil mi?

Arkadaşlarımızın verdiği habere göre Sayın Sami Selçuk, yargıyla ilgili son tartışmalardan hiç söz etmemiş. Özellikle Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun ‘‘Yargıya Fethullahçıların sızdığı’’ yolundaki sözleri hakkında ne düşündüğünü açıklamamış.

Oysa bu ülkenin bazı mahkemelerinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerlerine aykırı bir yapılanma olduğu ortaya atılınca, bundan rahatsızlık duyduğunu açıklaması beklenecek ilk kişi Yargıtay Başkanı'dır.

Bu tavır, Sayın Selçuk'un devlete yönelik bir irtica tehlikesi olmadığı yolunda bir kanaati var da, ona dayalı ise, sorunun kökü daha derinde demektir.

Nitekim Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Eralp Özgen'in çok belirgin bir duyarlıkla bu nokta üzerinde durması, iki otoritenin başka başka törenlerde konuşmuş gibi görünmelerine yol açmıştır.

Sayın Selçuk özgürlükçü bir kafa yapısına sahiptir ve sağlam bir hukuk adamıdır. Onun bu nitelikleri hukukun üstünlüğüne önem veren herkes için bir güvencedir.

Ama Sayın Selçuk'un -konuşmasının özetinden okuduğumuz- görüşleri, kendisinin değil de Türkiye'nin sorunlarıyla ilgilenen yabancı bir aydının görüşleriymişçesine gerçekçilikten uzaktır.

Bir örnek verelim:

Sayın Selçuk 1982 Anayasası -ki seveni sayanı kalmamış bir Anayasa'dır-, bir Kurucu Meclis teşkil edilerek toptan değiştirilsin istiyor.

Bugünün Türkiye'sinde dile getirilen böyle bir istekle peri padişahının kızına talip olmak arasında zerre kadar fark yoktur.

Öyle ya... Bu Kurucu Meclis'i nasıl kuracaksınız?

Káğıt üstünde kolay görünebilir ama pratikte mümkün mü?

Yer kalmadığı için uzatmayacağız. Ama Sayın Selçuk gibi bir hukukçu her ülkenin kendi temel değerlerini korumak için yasalarına koyduğu meşhur bizim Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesinin kaldırılmasını ister mi? Laikliği güvence altına alacak yasal önlem almadan onu yıkmak isteyenlerin sonuna kadar özgür bırakılmalarını talep ettiği anlamına gelen sözler söyler mi?

Söylerse Türkiye işte böyle sağırlar diyaloğuyla çalkalanır durur.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI