Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oktay Ekşi: 24 Temmuz'un neresindeyiz

Oktay EKŞİ

Bireyler gibi galiba ‘‘ulusların’’ da bazı tarihleri veya bazı günleri ‘‘uğurlu’’ bazılarını ‘‘uğursuz’’ saymaları beşeriyetin ortak gerçeği.

Bizim için 24 Temmuz ile 26 Ağustos tarihinin ‘‘uğurlu’’ gün olması gibi.

Ancak bir günün ‘‘uğurlu’’ olması yetmiyor. Yani piyangodan çıkan ikramiyenin eğer kıymetini bilemezseniz, bir gün eski yoksulluğunuza dönüyorsunuz.

Böyle bakınca 24 Temmuz 1999 tarihinde -yani dün itibariyle- önemli sorular var karşımızda...

Sansürün kaldırılmasının 91'inci yıldönümünde Türkiye sansürsüz bir Türkiye mi?

Lozan Antlaşması'nın 76'ncı yıldönümünde Türkiye Lozan'da kazandıklarının ne kadarını koruyor?

Toplu İş Sözleşmesi, Sendika ve Grev haklarıyla ilgili yasaların çıktığı 1963 yılının 24 Temmuzu'na göre bugün aynı haklar açısından neredeyiz?

Elini vicdanına koyup ‘‘Her şey o tarihlerdekinden daha iyi’’ diyen varsa lütfen bir adım öne çıksın.

Sansür 1908'de kaldırıldı ama 1992'den 1999'a kadar Türkiye'de 25 gazeteci öldürüldü.

Sansür 91 yıl önce kaldırıldı ama sadece son 7 yıl içinde 36 gazeteci silahlı saldırıya uğradı, 493 gazeteci gözaltına alındı, 154 gazeteci tutuklandı, 599 gazete ve dergi hakkında toplatma kararı verildi ve 142 gazete ve dergi mahkeme kararıyla ‘‘kapatıldı’’ ise, böyle bir ülkede ‘‘91 yıl önceki yiğitliğimizle’’ övünmeye kalkmak komik olmaz mı?

Kimse başkalarını enayi yerine koymasın:

Adı sanı belli 40 gazetecinin bir kısmı şu anda hapishanede, bir kısmı da hakkında verilmiş hapis cezasının onaylanacağı korkusuyla perişan haldeyse, sansürün kaldırıldığından söz etmek abestir. Onun için Türk basınının ilk işi, ülkemizdeki düşünceleri ifade özgürlüğünün sınırlarını Avrupa Konseyi standartlarına göre yeniden düzenlemenin mücadelesini yapmak olmalıdır.

Lozan'da kazandığımız hakları ne kadar koruduğumuzu mu soruyordunuz?

Önce Gümrük Birliği anlaşmasıyla şimdi de Tahkim yasasıyla ulusal egemenlik haklarından -bizim kanaatimize göre yeter karşılık almadan- vazgeçen bir Türkiye'nin Lozan'ı kutlamaya yüzü olduğunu söyleyebilir misiniz?

Özellikle karşı ödünler almadan imzaladığımız Gümrük Birliği anlaşması Türkiye'yi kapitülasyonlar döneminin bile gerisine düşürdü.

Sendikal haklardan, Toplu İş Sözleşmesi düzeninin çalışma yaşamımıza 1963 yılında girmesinden mi söz ediyordunuz:

Ankara'da 100 bini aşkın memur ve işçinin dün ‘‘haklarını’’ almak için yürüdüğünü bile bile o konudaki durumun 1963'ten daha iyi olduğunu söylemeyi size bırakıyoruz. Tabii vicdanınız elveriyorsa...



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI