Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ohhh, nihayet kişi kutsaldır

CİNSEL davranışla vücut dokunulmazlığının ihlali.

Adam öyle bir davranışta bulunuyor ki, karşıdaki istemediği halde, karşıdakinin vücuduna değişik biçimlerde dokunuyor. Bu en sıradan haliyle, elle dokunma ile başlayabilir, çok daha ileri boyutlara uzanabilir. Taciz olabilir ya da cinsel saldırıya dönüşebilir.
Yılbaşı kutlamaları nedeniyle geniş toplulukların katıldığı eğlencelerde  taciz ya da cinsel saldırı nedeniyle bazı kendini bilmezler yargı karşısına çıkartılıyor ve tutuklanıyor.
Bir gazete dün bu haberi manşete çıkartıyor. Eskiden
komik para cezasıyla salıverilen tacizcilere bir yargıç TCK 102’yi işletiyor, onları tutukluyor ve haklarında yedi yıla kadar hapis cezası istiyor.
İLK KEZ TUTUKLAMA
Burada önemli bir gelişme var. Tutuklama, bu ilk kez.
TCK’nın 102. maddesinin işletilerek, cinsel saldırıda bulunan kişiler hakkında yedi yıla kadar hapis istemi ise, ilk kez değil.
TCK 102. madde 2005 yılından beri var. 2005 yılında AB ile uyum paketi hazırlanırken, Türk Ceza Yasası (TCK) AB kurallarına göre yeniden düzenleniyor.
O düzenleme arasında taciz ve cinsel saldırı da, yer alıyor. Kişilik haklarının korunmasına büyük önem veren AB, taciz ve cinsel saldırıda, bu fiili işleyenin gözünün yaşına bakmıyor.
Taciz ya da saldırı silah zoruyla ve birden fazla kişi tarafından yapılıyorsa, ceza yarısı kadar artıyor, hapis on yılı aşabiliyor.
Tecavüze uğrayan kişinin psikolojisi bozuluyorsa, ceza on yıldan az olmamak üzere, yine artıyor.
Tecavüze uğrayan kişi, bu eylem sonucunda bitkisel hayata giriyor, hatta ölüyorsa, verilen ceza ömür boyu hapse uzanıyor.
SAPIK ÇOK
Yılbaşı gecesi Taksim’deki tacizcilerin tutuklanması, inanılmaz önemli bir gelişme.
Dün bu konuların erbabı Avukat Fikret İlkiz ile konuşuyorum, o dikkate değer bir bilgi veriyor:
“Taciz ve cinsel saldırı ile ilgili açılmış çok dava var. O davalardan ciddi cezalar çıkıyor.”
Büyük kentlerden küçük yerleşme yerlerine kadar, taciz en sık rastlanan suçlar arasında. Toplu taşıma araçlarında, iş yerlerinde, sokakta, dükkanda, her yerde. Her iki suçun da, mutlaka kadınlara yönelik olması şart değil. Dünyada ve bizim ülkemizde sapık çok.
Türk Hukuk Sistemi şimdi, AB ilkelerine pratikte de uyum sağlamaya başlıyor. Madem ki, kişinin dokunulmazlığı kutsaldır, o zaman onun ihlali de, savsaklanamaz.
Birilerinin durmadan küfrettiği Batı ve Batıcılık böyle erdemler içeriyor. Ama, küfrederken bu erdemden yararlanıyor.

Ayda 39 bin mi, vay canına

2002’de AKP iktidara geldiğinde, Başbakan Erdoğan önemli bir karar alıyor. Halktan kopmayı önlemek üzere:
Milletvekilleri, kendilerine ayrılmış lojmanlarda artık oturmayacak.
Erdoğan, bu kuralı kendisi için de,  uyguluyor. Başbakanlık Konutu yerine Keçiören’de bir eve taşınıyor.
Sadece dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül görevin zorunlu kıldığı nezaket gereği Dışişleri Konutu’na yerleşiyor. O normal.
Gül Cumhurbaşkanı seçilince, Çankaya Köşkü’nde onarım gerekçesiyle Dışişleri Konutunu terketmiyor. Aradan iki buçuk yıl geçiyor, Gül hâlâ köşke taşınmış değil.
Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanı olunca, doğal olarak konut gerek. Ona  konut tutuluyor, ayda 39 bin liraya, yaklaşık 25 bin dolar.
Merak ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir bakan için ödenen böyle bir
rakam var mı? Bu kadar yüksek kiranın     dünyada örneği var mı?

‘İleri demokraside’ içkiye sınır

YILLAR önce bazı belediyeler RP’ye geçince, içki sorunu ortaya çıkıyor. O belediyeler içki ruhsatlarını sınırlıyor. Kendilerine bağlı lokantalarda içki servisi kaldırılıyor.
AKP iktidara gelince bu sorun kendiliğinden yaygın hale geliyor. Günlük hayatta çok karşılaşılan durumlar doğuyor.
Şimdi yargıç ve savcı adayları için ölçülerden biri de içki. Savcı ve yargıçları fişlerken, bir de içki içip içmediğine bakılıyor-muş, Adalet Bakanı böyle diyor.
Fişlemek zaten başlı başına otoriter devlet anlayışının ta kendisi. Pratikte bunu içki ile bağlantılı kılmak ise, ayrı bir ideoloji.
Önce belediyelere ait yerlerde, şimdi savcı ve yargıçlarda, daha sonra öğretmenlerde, devlette çalışan doktorlarda, mühendislerde, v.s.
Fişlenmek, içkiyi ölçü almak, meslek dışı kurallar koymak. Sosyoloji ve hukukun kimsenin bilmediği kitaplarında yer alan ileri demokrasi bu olsa gerek.

X