Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Oh, hafta sonu geldi...

Bu hafta zor geçti. Galiba havaların soğumasına da alışmamışız ki, yağmur hepimizi etkiledi. Mevsim dönüşü zaten insanları huzursuz eder, bu defa belki biraz daha huzursuz olduk.

Sizin için de aynı mıdır bilemem, ancak benim en sevdiğim gün Cuma’dır. Düşünebiliyor musunuz, soğuk, yağmurlu,streslibir haftayı bitirmişsiniz veCuma öğleden sonraya varmışsınız. Birkaç saat sonra da iş tamamlanacak ve önümüze, güneşli-ılıman bir haftasonu açılacak.

 

İşte bu yazıyı böylesine bir ortamda yazıyorum.

 

Birkaç saatim kaldı.

 

Sonrası... Sonrasını düşünmek dahi istemiyorum. Zira düşünürsem, geçip gidiverir diye korkuyorum.

 

HelePazartesi...

 

Haftanın en sevimsiz günü... Bakın gördünüz mü, düşünmeye başladık ve pazartesiye geliverdik bile...

 

İyisi mi, bırakın kendinizi ve hafta sonunuzun keyfini çıkarın.

 

METE’NİN 9 UNCU SENFONİSİ...

 

Mete Belovacıklı’nın TRT’deki 9 uncu senfoni adlı programını izledim. Konu güzel, dekor hoş, Mete gayet iyi yönetiyor. Ancak, programa davetli gelen gençler konuşmaya başlayınca, başımdan aşağıya kaynar sulardöküldü.

 

Avrupa Birliğinin Türkiye’deki insan hakları konularına yaklaşımı tartışılıyor ve bu gencecik insanlar tam bir cehalet sergiliyorlardı. Teknik bilgiden söz etmiyorum. Gözü kara bir milliyetçilik ve cehaletten söz ediyorum.

 

Gençlerimize göre, Türkiye’de insan hakları diye bir sorun yok (!) Herkes el ele bir sevgi halesi yaratmış, herşeyin en iyi ve doğrusu yapılıyor. İnanılacak gibi değil. Sanki bu gençler bu topraklarda yaşamıyorlarmış gibi bir havada konuşuyorlar.

 

Beni daha darahatsız eden unsur, bu genç insanların papağan gibi, gazetelerde okudukları ideolojik köşe yazarları veya başlıkları tekrarlamaları.

 

Gerçekten çok üzüldüm.

 

Faruk Şen: 20 Yaşında

 

Faruk Şen 20 yıl önce Almanya’daTürkiye Araştırmalar Merkezi’nin kurulduğunda bu kadar başarılı olacağını herhalde düşünmüyordu.Ancak başarıyı gerçekleştirdi ve geçen Çarşamba günü de yirminci yaşını kutladı.

 

Almanya’da 1985 yılındaFreudenberg Vakfı ve Alman Bilim Vakfı ortaklığında Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) kurulmuştu. 2002 yılından bu yana “vakıf” statüsünde çalışan kurum, bugün bünyesinde çeşitli ülkelerden ekonomist, İslam bilimci, sosyolog ve siyaset bilimcilerden oluşan 25 kişilik uzman kadrosu barındırıyor.

 

Merkezi Essen’de olan TAM’ın kuruluş amacı Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkileri derinleştirmek, iki ülke arasındaki iletişimi arttırmak ve özellikle Alman kamuoyunda Türkiye ve Türkler üzerine varolan bilgi eksikliğini bilimsel çalışmalar, seminer, sempozyum, konferans ve toplantılar yoluyla giderme doğrultusunda faaliyet göstermek. TAM Kuruluşundan bu yana 190'ın üzerinde ulusal, uluslararası bilimsel projeye ve araştırmaya imza attı. Türkiye ve Almanya başta olmak üzereAvrupa'nın farklı kentlerinde 500'ün üzerinde de toplantılar düzenledi.

 

Faruk Şen’in yönetiminde, Türkiye Araştırmalar Merkezi Vakfı’nı çalışmalarından dolayı kutluyor. Benzer kurumların artarak çoğalmasını diliyorum. Hep söyledim, müzakerelere başlandı ama esas iş bundan sonra…TAM bize bir örnek olsun…

 

TÜRK GENCİ AB’YE NASIL BAKIYOR?

 

ARI hareketi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren, ARI Toplumsal Katılım ve Gelişim Vakfı, Uğur Dershaneleri, Generation Europe işbirliği ve Coca Cola’nın sponsorluğunda, Türk Gençliği’ni AB konusunda bilinçlendirmek amacıyla bir “Avrupa Ajandası” hazırlanıyor. Avrupa’da ilk kez 1996’da yayınlanan ve bu yıl da Türkiye’de 80 ilde 50 bin gence dağıtılacak olan Avrupa Ajandası, gençleri ortak bir platformda buluşturmayı ve gençlere gündelik Avrupa kültürüyle ilgili bilgiler vermeyi amaçlıyor.

 

Türkiye’de ilk kez 2003-2004’te basılan Avrupa Ajandası’nda yer alan “Türk Gençliği’nin AB’e bakışı” adlı anketi 15-18 yaş arasında 24 bin 571 genç doldurmuştu. Anket sonuçlarına göre gençlerin yüzde 70,5’i Türkiye’nin AB üyeliğini desteklerken yüzde 16’sı hayır diyor. Gençlerin yüzde 7,5’i AB konusunda çok bilgili olduğunu söylüyor. Yüzde 92,5’i ise ya az bilgili ya da bilgisiz olduğunu belirtiyor.Gençlerin yüzde 71’i fırsatı olsa herhangi bir AB ülkesinde yaşamak istiyor. Hayır diyenlerin oranı ise yüzde 28. AB hakkında en çok televizyondan bilgi ediniliyor(yüzde 92). Televizyonu yüzde 77 ile gazeteler izliyor. Öğretmenlerden ve okuldaki derslerden bilgi aldığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 32. 

 

HUKUKUN İNSANİ YÜZÜ ÇIKTI...

 

Radikal Gazetesi yazarlarından Avukat Adnan  Ekinci, şimdiye kadar kimsenin düşünemediği bir dergi yayınlanmaya başladı: YENİ HUKUK

 

Hukuk denince, aklımıza çatık kaşlı, iç kapatıcı konular gelir. Sadece hukukçularınanlayacakları makaleler akla gelir. Oysa Ekinci, hukukun insan boyutlu olduğunu gösteriyor. Hukukun kapılarını sokağa açıyor.Hukuk dünyasında neler olduğunu, anlaşılır şekilde yansıtıyor. Sadece entellektüellerin değil, sizlerinkolaylıkla içine girebileceğiniz, bambaşka bir dergi.

 

Savcı, yargıç, avukat ve adalet mekanizması ile iç içe kalmış herkesin okuması gereken bir dergi.

 

 

CemVakfı Genel Başkanı İzzettin Doğan’ın Alevi İslam İnancı, Kültürü ile ilgili görüş ve düşüncelerinin Ayhan Aydın tarafından bir araya getirildiği kitap Cem Vakfı Yayınlarından çıktı.

 

Kitapta Türk İslam İnancı, Atatürk ve Cumhuriyet, Demokrasi ve İnsan Hakları, AB-Türkiye İlişkileri ve Türkiye’nin Siyaset, Demokrasi, İnsan Hakları konularındaki görüşler yer alıyor.

 

Türkiye’de yüzyıllardır bir tabu olarak görülen Alevilik-Bektaşili inancı ve kültürü ile ilgili yazılıp çizilmesi güzel.

 

Tabularımız tartışıldıkça tabu olmaktan çıkacak çünkü…

 

SUFİ MUTFAĞI

 

Fransız mutfağı, Çin mutfağı derken Nevin Halıcı’nın ingilizce basılmış Sufi Mutfağı (SufiCuisine,Saqi Books) çok değişik geldi. “Sufi mutfağı” normal bir yemek kitabı gibi değil. Hazreti Mevlana’nın söylemlerindeki yemeklerden yola çıkan Nevin Hanım, kitabında 13. asır Selçuklu İmparatorluğunun, özellikle Konya’nın yemeklerini gözlerimizin önüne seriyor. “Bulamaç aşı, Tatar aşı , palüze gibi yemektariflerinin yanında, devrin adabı muaşereti de var kitapta... Kitapayrıca çok hoş minyatürlerle süslenmiş. Dışarıdaki yabancı dostlarınıza verilecek en güzel hediye, tavsiye ederim. (www.saqibooks.com, SAQI 26 Westbourne Grove LondonW2 5RH)

 

BÖYLE SAVCILAR DA VAR

 

Erkek ve kadıneşcinseller 15 Temmuz’da Kaos Gay ve Lezbiyen Kültürel Araştırmalar ve Dayanışma Derneği’ni kurmuşlardı. Ancak, Ankara Valiliği, 15 Eylül’de savcılığa başvurup derneğin feshi için dava açılmasını istemişti. Valiliğin tartışma yaratan bu talebi yargıdan döndü.

 

Ankara Basın Savcısı Kürşat Kayralderneğin feshi için dava açılmasına gerek olmadığına karar verdi. “Lezbiyen” ve gay” kelimelerinin günlük hayatta kullanıldığına işaret edilen kararda, “Eşcinsel olmak ahlaksız olmak anlamına gelmez. Aslolan tüm ahlak bilimleriyle uğraşanların ortak birleştikleri nokta olan insan iradesinin hür olması gerektiğidir” denildi.

 

Kürşak Kayral verdiği bu görüşle, Avrupa yolundaki Türkiye’nin insan ilişkilerine nasıl bakması gerektiğinin en önemli mesajını vermiş oldu. Bir savcının yasaları yorumlarken, sadece yazılı metine değil, içinde bulunulan ortamı yansıtacak bir yorumla ortaya çıkması gereğini göstermiştir.

 

Demek ki ülkemizde böyle savcılar da varmış.

X