Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Öğretmeni hasta eden 37 neden

    ANKA
    21 Temmuz 2007 - 10:20Son Güncelleme : 21 Temmuz 2007 - 10:20

    AB ülkelerinde görev yapan öğretmenlerde stres ve stres bağlantılı hastalıklara yol açan 37 neden bulunduğu belirtildi.

    AB okullarında okuyan göçmen ya da azınlık çocuklarının okullarını sevdiklerini ancak ayrımcılık gibi olumsuz koşullarla karşılaştıkları kaydedildi.

    Avrupa Toplulukları Komisyonu’nunca hazırlanan “21’inci Yüzyılın Okulları İçin” başlıklı uzman raporuna göre, Avrupa eğitiminde başarılı birçok örneğin yanında, 15 yaşındakilerin okur yazarlıklarının artırılması, okul terklerinin azaltılması ve ortaöğretimin ikinci bölümünün bitirenlerin sayısının artırılması gibi başarılması gereken hedefler bulunuyor.


    ÖĞRETMENLERİ HASTA EDEN 37 NEDEN VAR

    Okullarda başarının özellikle öğretmenlere bağlı olduğu belirtilen raporda, hızla değişen dünya ve öğrenciler arasındaki aracılığı öğretmenlerin sağladığı belirtildi. Raporda “Öğretmenler artık öğrencileriyle eskiden daha farklı niteliklere sahip gruplar halinde çalışmaktadırlar. Bu gruplar ana dil, cinsiyet, etnik köken, inanç ve yeteneğe göre olmaktadır” denildi. Rapora şöyle devam edildi:

    “Birçok Üye Devlette öğretmenlere karşı saldırganlık ve zorlu ortam bulunmaktadır. Avrupa Eğitim İçin Sendika Komitesi’nin ‘Stres üzerine çalışma’ başlıklı son araştırması öğretmenlerde strese ve stres bağlantılı hastalıklara yol açan 37 çevresel ve örgütsel faktör bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle öğretmenlerin çalışma koşullarına ilişkin sorunlar, öğretmenlerin ihtiyaç duydukları destek artmaktadır.”

    Üye Devletlerin çoğunun deneyimli öğretmenlerini emekli etmemeye çalıştığı belirtilen raporda, AB’de yeni öğretmen yetiştirme ve varolan öğretmenlerin kalitesini artırma gereksinimi duyulduğu da ifade edildi.



    ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 15’İ OKULU TERK EDİYOR



    Şu anda 15 yaş altı öğrencilerden beşte birinin okumada en düşük noktada bulundukları, 18-24 yaş arası öğrencilerin yaklaşık yüzde 15’inin okullarını olgunlaşmadan terk ettikleri ve 22 yaşındakilerin sadece yüzde 77’sinin orta öğretimin üst bölümünü bitirdikleri belirtilen raporda, Avrupa iş gücünün yaklaşık üçte birinin düşük vasıflı işçi olduğu kaydedildi. Raporda şöyle denildi:

    “2010 yılında yeni yaratılan işlerin yüzde 50’sinin yüksek vakıflı işçilere, sadece yüzde 15’inin ise temel okul eğitimi almış kişilere ihtiyaç duyacağı tahmin ediliyor. Okulların genç insanların ilgilerini Avrupa’nın rekabet gücü için yaşamsal olan temel bilim ve matematik konularına angaje etmekte zorlukla karşılaştıklarına dikkat çekilmeli. Kız öğrencilerin Matematik ve Bilim alanlarındaki performansları erkeklere göre daha az iyi durumdadır. Kızlar ve erkekler arasında diğer dikkati çeken farklılıklar da şöyledir: Erkek öğrencilerin okumadaki performansları kızlara göre giderek daha kötüleşiyor; erkek öğrencilerin okulu bırakmalarına da kız öğrencilerden daha sık rastlanıyor.”


    OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ

    Öğretime ve kişisel-toplumsal yeterlilik kazandırmaya yönelik yüksek nitelikli anaokulu eğitiminin, öğrencilerin okuldaki ve hayattaki başarılarıyla sosyalleşmeleri için uzun dönemli yararlarının kanıtlandığı belirtilen raporda, bunun özellikle dil desteğine ya da sosyal ıslaha ihtiyaç duyan dezavantajlı öğrenciler için yararlı olduğu belirtildi.

    Avrupa Toplulukları Komisyonu’nun bu nedenlerden dolayı, 21’inci yüzyılda Avrupa eğitiminde iyileştirmeler sağlamak için bir “danışma süreci” başlattığı belirtilen raporda, AB’de gençlerin bundan böyle tüm hayatlarını tek bir sektörde, tek bir işyerinde, geçirmeyecekleri, kariyerlerinin her an değişebileceği bir dünyayla karşı karşıya bulundukları belirtildi. Raporda, “Giderek karmaşıklaşan dünyada, yaratıcılık, geniş düşünme ve yeteneklerle çevreye uyum, bilginin belirli alanlarından daha değerli hale gelme eğiliminde” denildi. Raporda şu bilgilere yer verildi:

    “-Okullar, büyük sosyal sorunların üstesinden tek başına gelemez.

    -AB içinde hazırlanan resmi belgeler eğitim ve öğretim politikalarının ekonomik ve sosyal çıktı üzerinde olumlu bir etki oluşturduğunu, ancak eğitim ve öğretimdeki eşitsizliklerin büyük gizli maliyeti bulunduğunu göstermiştir.

    -İzole eğitim politikası girişimleri, eğitim-öğretimle bağlantılı daha geniş toplumsal ve ekonomik reform programları ve diğer politikalarla birleştirilmediği sürece örneğin ‘katılımın önündeki engelleri kaldırma’ gibi alanlarda sadece sınırlı başarı sağlayacaktır. Yine de çocuklar ve ebeveynlerin hayatlarının merkezi olan okul, önemli zorluklarla karşı karşıyadır.”

    Birçok AB ülkesinde 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 10’undan fazlasını dış ülkelerden gelenlerin oluşturduğuna değiniler raporda, bunun aslında “eğitim fırsatı” için zenginlik oluşturduğu kaydedildi. “Sınıflarda artan kültürel çeşitlilikle etkin bir şekilde başa çıkmak, aynı zamanda bazı Üye Ülkelerde bazı zorluklar ortaya koymaktadır” denilen rapora şöyle devam edildi:


    “ÇİNGENE ÇOCUKLARINA ADALETSİZ DAVRANILIYOR”

    “Göçmen öğrencilerden büyük bölümü motivasyona sahip öğrencilerdir ve okula karşı olumlu tavır içindedirler. Ancak AB ülkelerinde göçmen geçmişi olan öğrencilerin akranlarına göre oldukça düşük düzeyli performans gösterdikleri kaygısı vardır. Genel olarak azınlık geçmişi olan öğrenciler diğerlerine göre, daha olumsuz koşulların öznesi olabilmektedir ve eğitime ulaşmada ve yararlanmada ağır eşitsizliklerle karşılaşabilmektedir. Örneğin Avrupa Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı’nı Kontrol Merkezi, bazı Üye Devletlerde Çingene kökenli çocuklar için bu duruma işaret etmiştir.”

    Komisyon’un daha önce hazırladığı raporlardan da “Birçok ülkede çocuklar ortalamadan daha yüksek yoksulluk riskiyle karşılaşmaktadır. Kimsesiz çocukların okulda iyi durumda olmaları, suç dışında kalmaları, sağlıklı bulunmaları ve çalışma piyasasıyla toplumla entegre olabilmeleri, akranlarına göre daha az olasıdır. Yoksulluk onların bilişsel gelişimlerini ve sonunda akademik başarılarını etkilemektedir” alıntısı yapıldı.


    HERKES İÇİN OKUL


    AB’nin 2010’da okul terklerini yüzde 10’a indirme hedefinin hızlandırılması istenirken Avrupa’daki yeni eğitim trendi şöyle açıklandı:

    “Avrupa’da, ihtiyaçları ne olursa olsun, tüm öğrencilerin orta-yol olarak saptanan sınıflarda eğitilmelerine yönelik bir trend vardır. Tamamıyla ayrılmış ‘özel’ okullardaki öğrencilerin sayısı azalırken bu tip yerler temel okulların çalışmalarını destek için ‘kaynak merkezleri’ haline dönüşmektedir. Uzmanlara göre, ‘kapsayıcı’ eğitim insanlar için hayatlarının tüm yönlerindeki özel ihtiyaçlarıyla birlikte fırsat eşitliğini sağlamada önemli bir temel oluşturmaktadır ve tek tek öğrencilerin sıklıkla karmaşık ve çeşitli ihtiyaçlarını karşılayacak esnek eğitim sistemleri gerektirmektedir.”

    Gençlerin temsili demokrasinin içinde yer almalarını sağlamanın bugün Avrupa toplumunun karşılaştığı en önemli sorunlardan biri olduğu belirtilen raporda, “Öğrenciler toplumda yerlerini almaya hazır iseler, okullar ve dünya arasında ?yaşanılan yer, bölge, devlet, Avrupa Birliği ve ötesi- etkin bağlar kurmanın yaşamsal olduğu kabul edilmiştir. Toplum okullar aracılığıyla gençlerin topluluk içinde yaşamalarına ve sorumlu-etkin vatandaşlar olarak hazırlanmalarına yardımcı olur, gençlere demokratik bir toplum içinde sorumlu Avrupa vatandaşlığı düşüncesini aşılar” denildi. Raporda toplumda artan şiddet, radikalizm, köktencilik, ırkçı, yabancı düşmanı tavırlar ve cinselliğin kaçınılmaz olarak okul topluluklarını da etkilediği belirtildi ve zorbalığın birçok Üye Devlet tarafından eylem için öncelik verilen bir sorun olduğu kaydedildi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı