Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    Öğretimin tasarlanmasının etkileri...

    Kayhan KARLI - YÖM-Yenilikçi Öğrenme ve Öğretme Merkezi Kurucusu
    15.12.2014 - 09:00 | Son Güncelleme: 15.12.2014 - 09:12

    Öğrenmenin nasıl gerçekleştiği ve bunun hangi yöntemlerle yapılabileceği bu yıllarında en önemli araştırma konularından birisi. Aslında ülkemizde 2005 yılında gerçekleştirilmiş olan müfredat reformunun da amacı bu şekilde ifade edilmişti. Müfredat değişikliğinin sonucunda hedeflenen sınıflarda etkili öğrenmenin gerçekleşebilmesi için yapılandırmacı yaklaşımla dersler yapılması, yani daha etkilieşimli öğrenme süreçlerinin tasarlanmasıydı.

    Gerçekte olan ise kendisi böyle bir yöntemle öğrenmemiş olan öğretmenlerin hem de bu konuda etkili mesleki gelişim programlarına alınmadan başlayan dönüşüm bugün yamalı bohçaya döndü. Aslında öğretim yöntemlerindeki değişimin nasıl sonuçlar verdiğini, örnekleri araştırmalarda görebiliyoruz. Ödev nasıl olmalı sorusu da bu yaklaşımda anahtar önem taşıyor.

    Chicago devlet okullarında Chicago Okul Araştırması hakkındaki Konsorsiyum vasıtasıyla öğrenci başarısını etkileyen faktörler hakkında iki çalışma yapıldı. İlk çalışmada Smith, Lee, ve Newmann (2001) ilkokullarda öğretim ve öğrenmenin üzerinde durdular. 2’nci – 8’inci sınıflardan 100 bin’den fazla öğrencinin sınav notları ve de 384 Chicago okulundaki 5 bin’den fazla öğretmenin anketleri incelendi.

    Sonuçlar, öğretmenlerin kullandıkları öğretim yaklaşımının yapısının öğrencilerin okuma ve matematikte ne kadar öğrendiklerini etkilediği hakkında güçlü ampirik destek sağlıyor. Daha açıkçası, çalışma, etkileşimli-aktif öğretim yöntemlerinin her iki alanda da daha fazla öğrenmeyle ilişkili olduğu hakkında açık ve tutarlı kanıtlar buldu.

    Öğretmenin öncelikli işi: Rehber ya da koç

    Çalışmanın amaçları için Smith, Lee, ve Newmann etkileşimli öğretimi aşağıdaki şekilde nitelediler:
    -Öğretmenin rolü öncelikle bir rehber ya da koçtur. Bu türde öğretimi kullanan öğretmenler, öğrencilerin sorular sordukları, problem çözmek için stratejiler geliştirdikleri ve birbirleriyle iletişim kurdukları durumlar yaratıyorlar. Öğrencilerden genellikle cevaplarını açıklamaları ve sonuçlara nasıl vardıklarını tartışmaları bekleniyor. Bu öğretmenler genellikle öğrencilerin bilgilerini kapsamlı yazma ve açıklama gerektiren tartışmalar, projeler veya sınavlarla ölçerler. İçerik bilgisi yanında cevabı geliştirme süreci de öğrenci çalışmasının kalitesinin ölçülmesinde önemli olarak değerlendirilir.

    - Etkileşimli-aktif öğretimi vurgulayan sınıflarda öğrenciler konuşarak ve bazen birbirleriyle ve öğretmenle münakaşa ederek fikirlerini ve cevaplarını tartışırlar. Verilen bir konu hakkında yeni veya daha derin anlama geliştirmek için öğrenciler malzemenin uygulamaları ya da yortulmamaları üzerinde çalışırlar. BU tür ödevlerin tamamlanmaları birkaç gün alabilir. Etkileşimli sınıflardaki öğrenciler genellikle öğretmen tarafından tasarlanan bir öğretim ünitesi içinde çalışmak istedikleri soruları veya konuları seçmeleri için teşvik edilirler. Aynı sınıfın bir dersinde farklı öğrenciler farklı görevlerde çalışabilirler.

    Etkileşimli öğretim arttırılmalı

    Öğrenci başarısını zenginleştirmek için uygulanan bu öğretim tasarım yaklaşımı, aslında bizde gerçekleştirilen müfredat reformu ile hedeflenen tasarım yaklaşımıydı. Smith, Lee, ve Newmann sonuçlarını aşağıdaki gibi özetliyorlar:
    “Etkileşimli-aktif öğretimin olumlu etkileri, okuma ve matematikteki temel beceriler için zararlı olacağı yönündeki korkuları ortadan kaldırmalıdır. Aksine, bulgular, düşük başarı gösteren, ekonomik olarak sorunlu öğrencilere en iyi şekilde didaktik yöntemlerle hizmet edilebileceği varsayımını ciddi olarak sorguluyor. Sonuçlarımız, tamamen bunun aksini belirtiyor: Temel becerilerin öğretimini geliştirmek için etkileşimli öğretim arttırılmalı ve didaktik öğretim ve gözden geçirme azaltılmalı. (s. 33)”

    Bir başka çalışma (Newmann, Bryk, & Nagaoka, 2001) sınıf ödevleri türlerinin standart test performanslarıyla olan ilişkisini inceliyor.
    Araştırmacılar sistematik olarak üç yıl süresince rastgele seçildi ve kontrol okullarının 3, 6 ve 8’inci sınıflarından yazma ve matematik ödevlerini toplayıp ve analiz ettiler. Ayrıca farklı ödevlerden çıkan öğrenci çalışmalarını değerlendirdiler. Son olarak araştırmacılar sınıf ödevlerinin türü, öğrenci çalışmalarının kalitesi ve standart sınavlardaki sonuçlar arasındaki korelasyonu incelediler.

    Entelektüel çalışma gerektiren ödevler başarı getiriyor

    Ödevler, “özgün” entelektüel çalışma gerektirme seviyelerine göre derecelendirdiler ve araştırmacılar bunu aşağıdaki gibi tanımladılar:
    “Özgün entelektüel çalışma, olgular ve prosedürlerin rutin kullanımı yerine bilgi ve becerilerin orijinal uygulamasını içerir. Aynı zamanda belirli bir problemin ayrıntılarına yapılan disiplinli sorgulamayı kapsar ve de okul başarısı ötesinde değeri veya anlamı olan bir ürün ya da sunumla sonuçlanır. Özgün entelektüel çalışmanın bu belirleyici özelliklerini, okulun ötesinde değeri olan söylem, ürünler, veya performanslar üretmek için disiplinli sorgulama kullanımı yoluyla bilgi yapılanması olarak özetliyoruz. “

    Çalışma şu sonuçlara vardı:

    “Daha zorlayıcı entelektüel çalışma gerektiren ödevler alan öğrenciler aynı zamanda Iowa Temel Beceriler Sınavlarında okuma ve matematikte ortalamadan daha fazla başarı elde ettiler ve Illinois Hedef Ölçme Programı’nda okuma, matematik ve yazmada daha ileri performans gösterdiler. Bazı beklentilerin aksine, bazı çok yoksul Chicago sınıflarında yüksek kaliteli ödevlere rastladık ve bu sınıflardaki tüm öğrencilerin bu öğretimden yararlandıklarını [gördük]. Bundan dolayı daha özgün entelektüel çalışma gerektiren ödevlerin aslında geleneksel sınavlarda öğrencilerin sonuçlarını geliştirdiği sonucuna vardık (s. 29)”

    Öğretmen etkinliliği ile öğretim yeniliği uygulama arasındaki ilişkiye dair bildirilen tek araştırma (Guskey, 1988) anlamı bir ilişki ortaya koyuyor. Guskey, öğretmenlerin deneyiminin, öğretim yeniliği uygulama isteklerinin belirleyicileri ile anlamlı bir şekilde ilişkili olmadığını ifade ediyor. Bilakis, öğretmenlerin yeni uygulamalar tatbik etmeye yönelik tutumlarını etkileyen şey onların kişisel etkililik hissiyatı yani onların öğrencinin öğrenmesini sağlayabileceklerine olan inançlarının derecesidir.

    Örneğin, Guskey daha etkin öğretmenlerin etkin olmayan meslektaşlarının aksine yeni uygulamaların kendi mevcut uygulamaları ile daha fazla örtüştüğü, daha önemli olduğu ve uygulamasının daha az zor olduğu değerlendirmesi yaptığını ortaya çıkarıyor. Ancak, Guskey (1988) öğretimsel yeniliklerin tatbikatının maliyeti ile bu yeniliklerin önemine ilişkin öğretmen değerlendirmelerinin ilişkisiz olduğunu ifade etti. Ayrıca, yeniliklerin mevcut uygulamalarla örtüştüğü değerlendirmesini yapan öğretmenler, bu yenilikleri uygulaması kolay, daha az iş isteyen ve oldukça önemli olarak sınıflandırdılar. Bunun aksine, yeni uygulamaları kendi mevcut uygulamalarından farklı gören öğretmenler, bunları uygulaması zor, ekstra iş isteyen ve az önemli olarak değerlendirdiler. Dahası, uygulamanın zorluğu ile ilgili öğretmen değerlendirmeleri, yeni uygulamaların öneminin değerlendirmeleri ile negatif olarak ilişkiliydi.

    Sonuç olarak, her türlü öğretim tasarımı ve uygulamasının amacı öğrencilerde etkili öğrenme sonuçları oluşturmaktır. Bu araştırmlar da görebildiğimiz sonucu pek çok başka araştırma da görebiliyoruz. Bu çağın çocukları için etkileşimli aktif öğrenme stratejilerinin kullanıldığı ve aynı şekilde öğretmenlerin mesleki gelişim programlarında da aynı durmların modellenmesi gerekiyor. Söylediğin ve yaptığının bütünlük taşıması şart...


    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı