Eğitim Haberleri

    Öğrenme ortamı başarıda etkili

    Prof. Dr. Adnan BAKİ - Matematik Eğitimi Derneği Başkanı
    03.11.2014 - 09:08 | Son Güncelleme:

    Yaşam boyunca bireyin öğrenme süreçlerinin çok farklı ortamlarda gerçekleştiğini biliyoruz. Ancak biz eğitimciler öğrenme ortamları olarak okulu-sınıfı kast ediyoruz. Öğrenme ortamları olarak okulun-sınıfın, öğrencinin öğrenmesi ve akademik başarısı üzerinde doğrudan etkili olduğunu gösteren çok sayıda araştırma sonuçlarına rahatlıkla ulaşabiliriz.

    Araştırmalar öğrenme ortamlarının öğrenme üzerindeki rolünü fiziksel, sosyal, epistemolojik boyutlardan ele alıyor. Okulun veya sınıfın fiziksel şartlarının ergonomik açıdan incelendiği araştırmalar olduğu gibi okul kültürünün veya sınıfın kendine özgü kültürünün öğrenci başarısına etkisini araştıran çalışmalara da ilgili eğitim literatüründe sıkça rastlıyoruz. Biz bu yazımızda öğrenme ortamlarının tasarımının önemini epistemolojik (bilgi kuramı) açısından kısaca ele almak istiyoruz.

    Yapısalcı bilgi kuramına dayandırılarak tasarlanan öğrenme ortamlarında bilginin sosyal etkileşim sürecinde kurulmasını sağlayan grup çalışmaları çok önemli. Bu ortamlarda öğrenci için tasarlanmış etkinlikler ve bu etkinliklerin içerdiği yönergeler, sorular, problemler öğrenciyi yeni kavramların keşfedilmesi, yeni düşüncelerin ifade edilmesi ve uygulanması eylemine sokması gerekiyor. Öğrenciyi, bilgilerini sorgulamaya davet etmesi lazım. Ünlü eğitim psikoloğu Vygotsky böyle bir öğrenmenin gerçekleşebilmesi için öğrenme ortamının öğrenciye tanıştırdığı kavram, durum, sorun veya problemin öğrencinin “yaklaşık öğrenme eşiğinde” olması gerektiğini belirtiyor.
    Öğrencinin bu ortamda karşılaştığı yeni durum, yaklaşık öğrenme eşiğinde ise bu yeni durumun üstesinden gelebilmek, onu kavrayabilmek ve anlamlaştırabilmek için bir üst düzeyde bilişsel beceri göstermesi gerekiyor. Bunu da ancak dışarıdan gelecek bir yardımla yapabilir. Bireyin dışardan gelecek yardımı kullanmasını Vygotsky, “scaffolding” benzetmesiyle açıklıyor. Bir inşaatta ustanın daha yüksek yerlerde çalışabilmek için tezgah veya merdiven kullanması gibi öğrenci de bir üst düzeyde beceri gerektiren etkinlikleri tamamlayabilmesi veya yapabilmesi için dışarıdan sosyal etkileşim sürecinde ipucu niteliğinde yardımlar almalı.

    Öğrenci merkezli öğrenme ortamları

    Eğer etkinliğin veya problemin seviyesi ile öğrencinin mevcut anlama düzeyi arasında uygunluk yoksa, öğrenci düzeyinin çok altında veya çok üstünde ise, beklenen bilişsel öğrenme gerçekleşmez. Bu nedenle, öğrenme ortamında kullanılacak etkinliklerin tasarımı sırasında öğrencinin yaklaşık bilişsel öğrenme eşiği iyi tespit edilmeli.

    Sorulan sorular öğrencinin anlama düzeyinin çok ilerisinde olmamalı, sosyal etkileşim sürecinde öğrenci mevcut bilgilerini kullanarak ve dıştan alacağı desteklerle soruları çözebilmeli. Yeniden anlamlaştırabilmeli ve konuyla ilgili yeni kavramlar geliştirebilmeli.

    Öğrenciye araştırma, soru sorma, varsayımda bulunma ve genelleme olanağı sağlayan bu tür etkinliklerin hazırlanması ve seçilmesi öğretmene meydan okuyan zorlu bir uğraş ve her zaman kolay değil. Öğretmen, öğrenci merkezli öğrenme ortamlarında kullanacağı etkinlikleri aşağıda özetlenen ilkeler ışığında hazırlayabilirse bu zorlu uğraşta önemli bir mesafe kat etmiş olur:

    - Bilgi doğrudan aktarılamaz, bizzat birey tarafından kurulur. Öyleyse etkinliklerin, doğrudan hazır bilgileri öğrenciye aktaran materyal niteliğinde olmaması gerekiyor.

    - Öğrenmenin ön koşullarından birisi de meraktır. Etkinliklerde yer alacak sorular, problemler, durumlar merak uyandıracak nitelikte olmalı. Bu nedenle öğrenilmesi istenen özellikler, ilişkiler, kavramlar, olgular ilgi çekici bir yaklaşımla sistemli ve planlı bir şekilde tasarlanarak etkinliklerin içinde gizlenmeli.

    - Öğrenilmesi istenen özelliklerin, ilişkiler, kavramlar, olgular araştırmaya ve keşfetmeye yönelik açık uçlu sorular yardımıyla etkinliklerin içerisine gizlenmesi gerekiyor.

    - Etkinlik senaryolarının, bireysel veya grup çalışmaları göz önüne alınarak tasarlanması lazım.

    - Etkinliklerin uygulanması ve öğrenciler tarafından tamamlanması sırasında öğretmenin, öğrenciye minimum yardımda bulunması gerekiyor. Bu nedenle, etkinliklerde açık ve anlaşılır yönergeler kullanılmalı, öğrenci sık sık öğretmenin yardımına ihtiyaç duymamalı. Öğretmen uygulama sırasında doğru ya da yanlış gibi hüküm verici tavır içinde olma yerine cevabın, çözümün en sonunda öğrenciler tarafından bulunmasına yardım etmeli.

    - Etkinliklerdeki olgular, çözümler, varsayımlar, genelleştirmeler öğrenciler tarafından önce grup tartışması sonra da sınıf tartışması ortamında sorgulanmaya uygun olmalı.

    Grup çalışmasında öğrenciler çözüm üzerinde uzlaşmalı
    Bu ilkeleri yansıtan öğrenme ortamlarında öğrencilerin işbirliğine dayalı grup çalışmaları yapmaları çok önemli. Bu süreç içerisinde öğrenciler anlamlar, kavramlar ve çözümler üzerinde uzlaşır.

    Bu nedenle yapısalcı bilgi kuramını benimseyen eğitimciler-öğretmenler tasarladıkları öğrenme ortamlarında öğrenmeyi sosyal etkileşim sürecinde anlamların müzakere edilmesi olarak görüyor.

    Bu süreçte, öğretmen ve öğrenciler birlikte problemlerin ortaya koyduğu yeni durumları anlamlaştırmaya, çelişkileri çözmeye çalışırlar ve ortaya herkesçe paylaşılmış yeni anlamlar, yorumlar, bilgi ve kavramlar çıkarırlar.

    Yapılandırmacı epistemolojiye dayandırılarak tasarlanan söz konusu böyle öğrenme ortamlarında her derste, öğretmenin sunduğu etkinlikler üzerinde küçük gruplar halinde çalışılırken öğrenciler kendi çözümlerini birbirleri ile tartışır sonra da bir araya gelerek sınıf tartışması başlatarak açıklamalarını ve çözüm yollarını anlatırlar.

    Bu faaliyetler sırasında öğretmenin rolü, yanlışı onaylamayan doğruyu söyleyen bir otoriteden ziyade yargılamayan, empoze etmeyen, tartışmaları düzenleyen ve doğrunun bulunmasına yardım eden bir rol olmalı.

    Öğretmenin, kendisini merkezde bir otorite konumunda bilgi aktarıcılığı yapmak yerine, kavramların keşfedilerek öğrenilmesinde öğrenciye yardımcı olan bir rehber rolünü üstlenmesi önemli bir pedagojik ilkedir.

    Bu ilke veya öğretim stratejisi, çoğumuz için oldukça sıkıcı, karmaşık ve engellerle doludur. Kavramları, ilişkileri çabucak ve olduğu gibi anlatmak, açıklamak, göstermek öğretmenler için kolaydır.

    Ancak, bilimin tarihsel gelişim sürecine baktığımızda, bunun çözüm yolu olmadığını anlıyoruz. Çünkü bilim insanları kendilerine özgü buluşlarını veya bilime katkılarını sadece başkalarını dinleyerek, okuyarak veya başkalarının çözümlerine bağımlı olarak yeni bilgiler üretmediler.

    Öyleyse bilimsel süreç becerilerinin gelişmesi ve öğrenmelerinin anlamlı olması için öğrenciler de dinlemenin, izlemenin yanında keşfederek, bularak öğrenmeli.


    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı