GeriSeyahat ÖĞRENCİYE ÖZEL ADANA MUTFAĞI Boğazına düşkün insanları
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
ÖĞRENCİYE ÖZEL ADANA MUTFAĞI Boğazına düşkün insanları

ÖĞRENCİYE ÖZEL ADANA MUTFAĞI Boğazına düşkün insanları

ÖĞRENCİYE ÖZEL ADANA MUTFAĞI Boğazına düşkün insanları bol olan, mutfağı zengin bir ülke Türkiye. Neredeyse bütün gazetelerde gurme köşeleri yayınlanıyor. Okurken ağzımız sulanıyor, ah abi gurme olaydım şu dünyada diyoruz. Bu kadar gurme köşesi arasında biz öğrencilere yönelik bir köşe yok. Birinin sorumluluğu üzerine alarak, iyi para kazanan, iş güç sahibi insanlara yönelik yazılar yazan gurmelerin mutlak saltanatına son vermesi gerekiyordu. İşte ben bu sorumluluğu alıyor ve öğrenciye, işçiye, memura, emekliye yönelik bir gurme(!) yazısı yazıyorum. Bir Adanalı olarak gurme yazım tabii ki Adana tatları ile ilgili olacak. Buyrun, lezzet turumuz başlıyor. İlk durağımız Kazım Büfe. Uzun yıllardır Adana'ya hizmet vermekte olan küçük bir mekan Kazım Büfe. Etrafı gölge yapan uzun ağaçlarla çevrili, günün her saati serin bir mekan olmasının yanısıra, merkezi konumu Kazım Büfe'yi özellikle gençler arasında popüler bir buluşma yeri haline getirdi. Arkadaşlarınızı beklerken, ayaküstü, limonatadan havuç suyuna, muzlu sütten "hakiki" Adana şalgamina, çeşitli meşrubatlarla serinliyebilir; yengen, tost ya da tost makinesinde ısıtılmış poğaçayla açlığınızı yatıştırabilirsiniz. Eğer yorgunsanız, bardağı geri getirmek şartıyla, meşrubatınızı hemen çevredeki banklarda dinlenirken yudumlayabilirsiniz. Sabah 07:00'den gece 00:02'ye kadar hizmet veren büfe, özellikle okul çıkış saatleri ve hafta sonlarında çok yoğun. Rezervasyon yaptırmanıza gerek yok. Tezgah çok kalabalık olsa bile siparişlerinizi uzaktan bağıra çağıra verebilir, sonra da birkaç adım geriye çekilip ayakta tüketebilirsiniz. Hızla karın doyurmak için çok ideal, temiz bir mekan. Kazım Büfe'de buluşup, ufaktan bir şeyler atıştırdıktan sonra, esas yemek İçin Kebap 52'ye gittik. Üç katlı gayet geniş bir mekan Kebap 52. Birinci katta ocakbaşı ve birkaç masa bulunuyor. İkinci kat, aile salonu olarak düzenlenmiş. Üçüncü kat ise teras. Özellikle akşamları içki içilip sohbet edilecekse terası öneririm. Kebap 52'de hepsi çok lezzetli olan çeşit çeşit kebaplar sunuluyor. Tavuk kanat, tavuk şiş, ciğer, şiş kebap, beyti ve Adana kebap burada tadabileceğiniz lezzetler. İçecek olarak şalgam, ayran, kola ya da bira veya rakı içebilirsiniz. Akşamcılar için çeşitli mezeler de mevcut. Biz önden ciğer sonra Adana kebabı ve şalgam ısmarladik. Servis gayet hızlı, beş dakika içinde ciğerler masamızdaydı.Ciğerin yanında ortadan açılmış sıcak tırnak pidesi geldi. Lezzetli ciğerlerimizi kimyon ve tuz ile tüketir tüketmez kebaplarımız masadaydı. (Kuşkusuz garson bizi gözlüyordu.) Kebap 52'de kebap yağlanmış sıcak pide, közlenmiş biber ve domates, acılı ezme salata, sumaklı soğan salatası, maydanoz, turp ve limon ile servis ediliyor. Yani kebap istedikten sonra salata istemenize gerek yok. Elde kıyılmış koyun etinden mamül, olağanüstü lezzetli kebaplarımızı yemeye koyulduk. Et iyi pişmişti ve ağızda dağılıyordu. Salatalar taze hazırlanmıştı, Adana'nın yakıcı sıcağında on dakikada ölen soğanlar dipdiriydi. Kebap 52 büyüklüğüne rağmen salaş sayılabilecek bir mekan. Dekorasyon konusuna fazla özen gösterilmemiş. Masalar okul yemekhanesi düzeninde sıralanmış, duvarlarda orjinal tablolar yok ama işletmecinin akrabası olduklarını tahmin ettiğim bir kaç futbolcunun fotoğrafları var. Fiyatlara gelince; ciğer, Adana kebabı ve şalgam (salatalar dahil) 2.5 milyon. Eğer içki içecekseniz, mezelerle birlikte bu fiyatın ikiye hatta içtiğiniz içkinin miktarına ve çeşidine göre dörde katlanabileceğini göz önünde bulundurun. Dekorasyona fazla takılmayı gereksiz buluyorum. Yemek servisi hızlı, her şey siparişiniz üzerine hazırlanıyor (Bazı iyi dekorasyonlu restoranlarda olduğu gibi dolaptan mikrodalgaya, mikrodalgadan masaya değil yani) ve fiyatlarda gayet uygun. Kebap 52'ye giderken rezervasyon yaptırmanıza gerek yok. Ama çok kalabalık gidecekseniz önceden bir konuşmakta yarar var. Büyük gruplar için fiyatlarda bir güzellik bile yapabilirler belki. Kebap 52'den çıktığımızda midemiz tıka basa doluydu. Ama bir gurme olmanın da ağır sorumlulukları vardı: yemekten sonra tatlı yemek gibi. Tatlı olarak ise illaki bici bici. Adana'ya özgü serin bir tat bici bici. Bici biciye yabancı olanlar için tarif edeyim. Bicinin ana maddesi, su ve nişasta karışımının kaynatılmasıyla ortaya çıkıyor. Koyu kıvama gelen nişastalı su geniş bir tepsiye aktarılarak soğutuluyor ve muhallebi kıvamına getiriliyor. Bu kıvamdaki bici bıçakla küp şeklinde kesilerek komposto kasesine dolduruluyor. Üzerine pudra şekeri, onun üzerine de bolca rendelenmiş buz (bir nevi yapay kar ya da Adanalılar için sanal kar) ve tekrar pudra şekeri ekleniyor. Daha sonra, Adana'da çerçilerde satılan bici boyası adlı meyan kökünden mamül bir şurup, bunların üzerine usulünce dökülüyor. İsteğinize bağlı olarak gül suyu da ekletebilirsiniz. Bici, havalar ısınınca satılmaya başlanıyor, soğuyunca mevsimi bitiyor. Bici yemek için Abuzer Usta'nın tablasına gittik. Bicilerimizi söyledik ve plastik taburelerimize çöktük. Biciler hemen geldi. Kaşık kaşık yedik, hızlı ama üzerimize dökmemek için dikkat ederek, zira bu bicinin lekesini hiçbir deterjan çıkartamıyor. Aslında bicinin tadı, ustadan ustaya pek değişmiyor ama Abuzer Usta'nın tecrübesi, babacan tavırları ve pala yavrusu bıyıkları insana güven veriyor. Plastik tabureye oturup bici yemek için rezervasyona gerek yok. Zaten Usta'nın telefonu da yok. Ama bici akşam yedi gibi tükeniyor haberiniz olsun. Özellikle okuldan çıkan öğrencilerin rağbet ettiği bicinin fiyatı da gayet uygun: porsiyonu 350 bin lira. Her şeyi tatlı yani. Gurme olmanın ağır sorumluğu olan tatlı yeme faslı da bitince görevim tamamlanmış oldu. Bu ilk gurmelik turumdan sonra iki şeyi daha iyi anladım. Bunlardan birincisi Adana'nın lezzetleri gerçekten bambaşka. İkincisi ise gurmelik zor zanaat; zira ağır (Ya da bol kalorili mi demeliydim?) sorumlulukları var. Bu yazıyla bazı ilklere imza attığımı düşünüyorum. Bu sanırım ilk öğrencilere yönelik gurme yazısı oldu, bir de yediklerimin parasını ben ödedim. Yazımın sonunda bazı tavsiyelerim olacak. İlki Adanalılar'a yönelik. Adanalılar (özellikle öğrenciler) Kazım Büfe'yi ve Abuzer Usta'yı zaten biliyordur, bir de Kebap 52'yi denesinler. Adana'ya yolu düşenler ise Kazım Büfe'de hakiki şalgamı, Kebap 52'de gerçek Adana kebabını (diğer şehirlerdeki gibi bulgur ya da dövme pilavıyla servis edilmeyenini yani), bir de bambaşka bir tat olarak Abuzer Usta'nın bici bicisini bir denesinler. Pişman olmayacaklardır. Haydi afiyet olsun. (Kazım Büfe: Cemal Paşa Mahallesi, Toros Caddesi, çocuk parkının köşesinde Kebap 52: Büyüksaat, saat kulesinden Jandarma Komutanlığı'na giderken solda Bicici Abuzer Usta'nın tablası:Ziya Paşa Bulvarı, Trafik Parkı'nın yanında) Seçkin BİLİCİ - 28 Mayıs 2001, Pazartesi