Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Oğlu ve torunu Lefter'i anlattı

TÜRK futbolu, "Ordinaryüs" lakaplı Lefter Küçükandonyadis’i kaybedişine gözyaşı tutarken, kendi adını verdiği oğlu Lefter Küçükandonyadis ile hayatta iken hiç görmediği 18 yaşındaki torunu Renç Küçükandonyadis baba ve dedesini anlattı.

Faik GÜRSES/İSTANBUL, (DHA)
SON GÜNCELLEME
Babasının cenazesine katılmak üzere İzmir’den İstanbul’dan gelen oğul ve torun, noktasına virgulüne dokunmadan bakın neler söyledi:

BÖYLE BİR YETENEK GELMEDİ

Babasını şöyle anlatıyor Lefter Küçükandoyadis: "Futbolcu olarak bizim kuşağın yani 1950-60’lıların son anda izlemeye yetiştiği bir yetenekti. Sanırım 1980 ve üzeri doğumlular Lefter’i tanımıyorlar, sadece isim olarak biliyorlar. Kaleci olduğunu sananlar bile vardı. Hatta bir siyasi lideri geçenlerde kendisini kaleci olarak söylemişti. Bilmiyorlar, ama bilmemeleri iyi değil aslında. Çünkü Türkiye’nin dünya çapında bir yeteneği var. Türkiye’nin bağrından kopmuş, Türk kökenli olmayan ama öz mü öz Türk olan bir insan var. Bu insan umarım bundan sonra daha iyi tanıtılır ve genç kuşaklar da bu yeteneği tanıma fırsatı bulurlar. Herhalde onunla ilgili belgeseller bundan sonra televizyonda daha çok yer alır.Fenerbahçe’nin bağrında yetişmiş dünya çapında bir yıldız kendisi.

TIME BİLE KAPAK OLMUŞTU

Geçenlerde, "Time dergisine kapak olan Türkler" diye bir gündem olmuştu. Babam da Time dergisine yıllar önce kapak olmuştu. Orada bir mendil üstüne onun bir fotoğrafını yerleştirmişler, "Mendil üstünde çalım atan Türk" diye. Gerçekten de babam çok kısa mesafede inanılmaz çalımlar atardı. Bizimle yaptığı maçlarda da, biz ondan çok genç, hareketli, çabuk olmamıza rağmen 3-4 kişiye çok rahat çalım atardı, çok rahat ipe dizerdi bizi. Topu ayağına alırdı, "Benden bu topu alın" derdi. Dönerdi topla birlikte, yanına bile yaklaşamazdık. Uzaktan bakıldığında hiçbir faul yok. Dirseklerini kullanırdı, beni yanına sokmazdı. "Usta futbolcu, faulü yapan ama bunu hakeme belli etmeden yapan futbolcudur" derdi.

TORUN RENÇ, "ÜZGÜNÜM ELBETTE"

Renç Küçükandonyadis, dedesini hiç görmemiş... 18 yaşında. Duygu dolu cümlelerle ifade ediyor dedesini: "Onu görmeyi çok isterdim tabii ki, ama göremedim. Her konuda "keşke" yerine "iyi ki" kelimesini kullanırım, ama bu konuda kullanamıyorum. Bu nedenle biraz üzgünüm. Keşke daha fazla beraber olabilseydik. Dedemden önce, böyle babam olduğu için ne mutlu diyorum öncelikle. Teşekkür borçluyum kendisine. Zaman zaman kendisiyle konuşuyoruz dedem hakkında.

ŞİMDİ ANLAYACAK DEDESİNİN KİM OLDUĞUNU

Hemen araya Baba Lefter giriyor: "Lefter’in kim olduğunu aslında şimdi anlayacak. Dedesinin kim olduğunu aslında pek bilmiyor. Benim İzmir’de olmam, babamın İstanbul’da olması nedeniyle çok fazla bir araya gelemedik. Onların ilişkileri kopuk düzeyde oldu. Dedesini şimdi anlayacak, "Vay be neymiş benim dedem" diyecek.

HEYKELLER ÜLKESİYİZ AMA

Baba Lefter soluk almadan devam ediyor: "Heykelinin dikilmesine o zaman da sempatik bakmamıştım. Heykeller ülkesiyiz zaten. Heykeller bana bir şey ifade etmiyor, sembolik bir şey. Yaşayan insanın heykeli dikilmemeli bence. Biraz putperestlik gibi geliyor bana. Lefter’in sporcu ruhunu anlatmak lazım genç kuşaklara. Anma töreni değil de, Türkiye’nin yetiştirdiği bu yeteneğin hayata bakışını, hayat felsefesini, futbol felsefesini, nasıl buraya geldiğini genç kuşaklara aşılamakta fayda var diye düşünüyorum."

FENERBAHÇELİ OLMAK AYRICALIKTIR

"Fenerbahçe Cumhuriyeti diye bir kitap var ortada. Hürrilet Yazarı Yalçın Doğan kaleme almıştı. Diğer takım taraftarlarını küçümsemiyorum ama Fenerbahçeli olmak gerçekten bir ayrıcalıktır. Bizim için bir onur vesilesi. Başkanımız "Herkes bir gün Fenerbahçeli olacak" derdi. Ben o kadar iddialı değilim. Herkes olmasın zaten, ayrıcalığımız kalsın. Biz bir aileyiz gerçekten. Beşiktaş da, Galatasaray da bir ailedir. Ama bence Fenerbahçe zirvede yer alır. Şu anda kötü günler geçiriyor Fenerbahçe camiası. Olmaması gereken bir noktadayız. İstediğimiz bir futbolu ortaya koyamıyoruz. Bir sıkıntı var Fenerbahçe’de ve daha da arttı bu sıkıntı. Belki babamın ölümü bir dönüm noktası olur, başkanımız serbest kalır. Yeni bir rota çizilir Fenerbahçe’ye. Bu sıkıntıyı aşmak için bazı radikal değişiklikler yapmak gerekir. Lefter’in ölümü bir dönüm noktası olabilir, bunu iyi değerlendirmekte fayda var. Umarım cenazesine de katılım en iyi şekilde gerçekleştirilir. Diğer takım taraftarları da umarım katılır, çünkü Lefter Milli Takım’ın da futbolcusuydu. Sadece Fenerbahçe’nin değil, Türkiye’nin yetiştirdiği dünya çapında bir değer. Umarım oradaki kenetlenme bundan sonrası için bize bir yol gösterir.

SON SÖZ TORUN RENÇ’İN

Röportaj sonunda bir soru soruyorum Renç’e, "Deden için ne diyeceksin?": "Keşke daha fazla görseydim, beraber olabilseydim, yakın olabilseydim. Hayatta olsaydı da bana bir çalım atsaydı keşke."

Bunları da Beğenebilirsiniz