"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Öfkenin doldurduğu şarjör

BUGÜN yine “jetlerimiz vurdu” manşetleri var...

“Hava ve kara harekâtı” manşetleri... ABD’den “terörist siparişleri” yaptığımızı okudum... Durdum. Zaman tünelinden kopup gelen o manşetleri okuyunca tutulup kaldım... O jetlerin nereyi vurduğunu görebilmek için, hafızamın dağlarına tırmandım... 25 yıl geriye döndüm. 25 yıl geriden bakınca gördüm ki; Öfkenin ve nefretin doldurduğu şarjör yine hortluyor... Ve yine en kötüsü olarak hortluyor... Askeri alandan çıkıp sivil bir patlamaya doğru hortluyor... Askeri siperlerden taşıyor, sivil aklı işgale hazırlanıyor.

Toplu bir linç histerisi başlıyor yine...

Sivil cesaretin, aklın, insanın yerini, “tetik kafalı” bir koro alıyor... “Vurun ve bomba yağdırın” diyen o kafa...

İşte ben bundan korkuyordum..

Çünkü “vurun” diye başlayınca, bomba diye tutturunca, “sivil cesaret” siliniyor.  Akan her damla kan öfke ve nefret nehirlerine dönüşüyor..

İşte yine o haberler:

- Jetlerimiz bomba yağdırdı...

- Taş üstünde taş kalmadı...

Dikkat edin, ben bu yapılmasın demiyorum. Elbette eline silah alıp saldırana karşı gereken yapılacaktır... Ama 25 yıllık o kanlı takvime bakınca görüyorum ki bunda bir yanlışlık var... Siz de bakın şu “bomba ve silah takvimi”ne... Bakıp, çekinmeden soralım... Soralım çünkü çocuklarımız ölüyor... İşte; 1984’ten bu yana Irak’ın Kuzeyi’ne düzenlenen hava ve kara harekâtları:

İlk kez 1986 yılının Ağustos ayında gazetelerin manşetleri:

“Jetlerimiz Irak’ın kuzeyine bomba yağdırdı. Teröristlerin sığınakları cehenneme döndü...”

Sonra 4 Mart 1987: “Türk Hava Kuvvetlerine ait savaş uçakları bomba yağdırdı.”

25 Ekim 1991: “Terör örgütü PKK, Hakkari’nin Çukurca ilçesi yakınlarındaki 3 jandarma karakoluna saldırdı. 17 er şehit oldu. Teröristlere karşı sınır ötesi operasyon başlatıldı.”

Aradan 8 yıl geçti...

Yine aynı manşetler...

30 Ağustos 1992: “TSK’nın sınır ötesi operasyonunda da 100’den fazla terörist öldürüldü.”

2 Eylül 1992: “TSK, havadan ve karadan Irak sınırları içerisindeki PKK kamplarına karşı yoğun bir harekât başlattı.”

7 Ekim 1992: “Jetlerimiz Hakurk ve Durji kamplarını vurdu.”

27 Ekim 1992: “Asker Hantur Dağı’nı çembere aldı. 100 terörist öldürüldü.”

29 Ekim 1992: “Sınırdaki Sinhat Boğazı, TSK’nın eline geçti. Çatışmalarda 90 terörist öldürüldü.”

HAFTANİN KAMPI ELE GEÇİRİLDİ

31 Ekim 1992: “TSK, terör üssü Haftanin kampını ele geçirdi.”

10 Ekim 1993: “Kuzey Irak’ta 41 terörist ölü ele geçirildi.”

30 Kasım 1993: “Diyarbakır’dan havalanan 16 savaş uçağı, Kuzey Irak’ın 10 kilometre içinde bulunan 9 terör örgütü kampını bombaladı. 40’ın üzerinde terörist öldürüldü.”

20 Aralık 1993: “Kuzey Irak’a geçen dağ komandoları 27 teröristi öldürdü.”

28 Ocak 1994: “Jetlerimiz Irak’ın kuzeyindeki en önemli PKK kampı Zeli’yi bombaladı. 100 teröristin öldüğü bildirildi.”

26 Temmuz 1994: “Jetlerimiz Kuzey Irak’taki Mezi bölgesinde bomba yağdırdı. 70 PKK’lıyı öldürüldü.”

3 Ağustos 1994: “Jetlerimiz 120’den fazla teröristi imha etti.”

21 Mart 1995: “TSK, 35 bin personelin katılımıyla Irak’ın kuzeyine Çelik harekâtı başlattı. Terör örgütü PKK’nın 23 kişilik mobil timi yakalandı.”

22 Mart 1995: Irak’ın kuzeyine düzenlenen sınır ötesi harekâtta, 3 bin PKK’lı çember altına alındı. 200’ü öldürüldü, 8 er şehit oldu, 11 er yaralandı.

23 Mart 1995: “Haftanin kuşatıldı. 89 PKK militanı daha ölü ele geçirildi.”

ÇİLLER TÖRENLE KARŞILAMIŞ

Elbette buraya tüm takvimi alamıyorum. Ama meraklısı için bulabildiğim tüm harekâtları tarihleriyle hurriyet.com.tr’ye koyuyorum...

Hepsinde büyük manşetler atmışız...

Yazılar yazmışız... Bu ateş ve kan hafızasında, üzerlerinde jetlerin devasa resimlerinin bulunduğu birinci sayfalar yapmışız...

Televizyonlarda, dağlara ateş yağdıran jetlerin kulakları sağır eden seslerini yayınlamışız. Kendi dağımız olan Cudi’ye Türk bayrağı dikmişiz...

Mesela 30 Nisan 1995’te dönemin başbakanı Tansu Çiller Kuzey Irak’tan dönen binlerce askerimizi törenle karşılamış....

Konuşmalar yapılmış.

Genelkurmay Başkanlığı açıklamış:

“2 trilyon 800 milyar liraya varan operasyon sırasında 555’i ölü olmak üzere toplam 568 terörist ele geçirilmiştir...”

1995’te “Çekiç”, 1996’da “Yarasa”, 1997’de “Şafak”, sonra “Süpürme” harekâtları yapılmış. Ardından “Tokat” harekâtı gelmiş. Sonra gazetelerin manşetleri:

“Kandil’e bomba yağdırdık.”

“Jetlerimizden tarihi operasyon.”

Dönemin Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu:

“Jetlerimiz sıfır hatayla vurdu...”

Bu tarihleri uzatabilirim...

ORTAK ÖZELLİK

Operasyonların ortak özelliğine gelince: PKK, bir ya da birkaç karakol basıyor... 10 ya da daha fazla evladımız şehit düşüyor... Tek tek şehit gelince tepki o kadar olmuyor. Ama sayı yüksek olunca öfke patlıyor... “Bıçak kemiğe dayanıyor...”

Sonra “uzmanlar” televizyonlarda terörün kökünün Kuzey Irak’ta olduğunu anlatıyor. Ardından, “Ne duruyoruz” sesleri yükseliyor. Muhalefet yükleniyor. Başbakanlar terliyor. Sert açıklamalar yapıyor... MGK, Bakanlar Kurulu derken, manşetler patlıyor:

“Jetlerimiz bomba yağdırdı...”

Bombaların yağdırıldığı bu takvim, 1985’ten başlıyor, 2010’a kadar sürüyor... Yani tam 25 yıl boyunca o dağlara “sıfır hatayla” bomba yağdırmışız...

ABD Irak’a girmeyelim diye “koordinatör” tayin etmiş...

Sonra, “Şimdi tamam ABD bizimle istihbarat paylaşıyor. Onlar hedefi uydudan veriyor biz vuruyoruz” diye açıklamalar yapılmış..

Dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, “Kuzey Irak BBG evi gibi oldu. Her hareketlerini takip ediyoruz” demiş.

Düşünün ki; Apo yakalanmış. PKK paniklemiş. Terör kesilmiş. Ama siyaset yine o tembel ritmini bırakmamış. Atılacak adımları atmamış. Vurdukça vurmuşuz. ABD’nin verdiği hedeflere aylarca bomba yağdırmışız...

Ve yıllar geçmiş, gelmişiz bugüne...

Şimdi yine bakıyorum. Manşetler patlıyor. Terörün kökü Kuzey Irak’ta deniyor... “Vuralım” sesleri yükseliyor. “Hedef Kandil”, “Sınır ötesi harekât hazırlığı” haberleri çıkıyor.

Ve yine ABD’ye liste verip, “terörist siparişi” yapılıyor...

Budur işte 20 yıl boyunca dönüp dolaşıp geldiğimiz nokta...

Budur hiçbir stratejisi olmadan, yalnızca “şehit sayısı”na göre tepki vererek terörle mücadele etmek...

Budur “insansız hava aracı”na mahkum olan insansız çözüm...

Budur oğullarımızı içine attığımız “kanlı çember”...

Budur içimden lav gibi akan gözyaşı...

Budur sözünü ettiğim, “öfkeyle dolan şarjör”...

Bu yüzden “Yeter artık” diyorum.. Bıktım artık... Irak’a büyük operasyon yapıyormuş gibi yapıp yapamamaktan... Erzurum’da her yıl kış tatbikatı yapıp, Irak’ta kış günü en fazla 7 gün kalmaktan...

ABD’yle girilen bu “çuval ilişkisi”nden ve “istihbarata dayalı” stratejik “sınır oynaşması”ndan...

Sivil, demokratik, çağdaş ve en önemlisi insanca bir çözüm için “açılım yapıyormuş” gibi yapıp aslında yapamamaktan...

O “sivil cesareti” gösterememekten...

Bıktım artık... Silahı da, barışı da kullanamayan bu çapsızlıktan...

İşte! 25 yıllık kanlı takvim ortada... 25 yıldır bomba yağdırıyorsunuz. Ve 25 yıldır eline silahı yeni almış çocuklar dağlarda pusuya düşüp şehit oluyor...

Bir o kadarı kolsuz, bacaksız her gün uyandığında yeniden ölüyor...

Görmüyor musunuz?

Öfkeyle dolan o şarjör, gelip her gün beni vuruyor...

Duymuyor musunuz?

Yalnız silahla çözüm, öfkeyle demokrasi, nefretle siyaset olmuyor...  

Anlamıyor musunuz?

IRAK'IN KUZEYİNE DÜZENLENEN TÜM KARA VE HAVA HAREKATLARI

fcekirge@hurriyet.com.tr

 

X