OECD: Yüzde 5.8 büyüdünüz 30 ülke arasında ikinci oldunuz

Hürriyet Haber
14 Şubat 2006 - 00:00Son Güncelleme : 13 Şubat 2006 - 22:31

Türkiye 2005 yılında yüzde 5.8’lik büyüme hızıyla, yüzde 6.6 büyüyen İzlanda’dan sonra 30 OECD ülkesi arasında ikinci yüksek büyümeyi sağlayan ülke oldu. 2005’te OECD ülkelerinin ortalama büyüme hızı yüzde 2.6 olarak tahmin edildi. Türkiye OECD ve gelişmiş 7 ülkenin ortalamasından 3.2 puan, Avrupa’daki OECD üyelerinin ortalamasından 4.1 puan daha yüksek büyüdü.

EKONOMİK Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı’nın (OECD) 2000 yılı sabit fiyatları ve sabit kurlarıyla yaptığı hesaplamaya göre, Türkiye 2005 yılında yüzde 5.8 olan büyüme hızıyla, İzlanda’dan sonra 30 OECD ülkesi içerisinde ikinci en yüksek büyümeyi sağlayan ülke oldu. OECD ülkelerininin ortalama büyüme hızının yüzde 2.6 olarak tahmin edildiği 2005 yılında Türkiye OECD ve gelişmiş 7 ülkenin ortalamasından 3.2 puan, Avrupa’daki OECD üyelerinin ortalamasından 4.1 puan daha yüksek büyüdü.

İZLANDA İLK SIRADA:

OECD üye ülkeleri için tahmin ettiği 2005 yılına ilişkin büyüme hızları ve GSYİH tahminlerini açıkladı. OECD’nin belirlemelerine göre, geçen yıl OECD ülkeleri arasında sabit fiyatlarla ve sabit kurlarla en yüksek ekonomik büyümeyi yüzde 6.6’yla İzlanda sağladı. OECD’nin en küçük ekonomisi olan İzlanda’yı yüzde 5.8’lik büyüme hızıyla Türkiye izledi. OECD 2000 yılı fiyatları ve 2000 yılı kurlarıyla Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılasını 242.5 milyar dolar, cari fiyatlarla ve cari kurlarla ise 343.8 milyar dolar olarak hesapladı. Türkiye 2004 yılında aynı yöntemle yapılan hesaplamayla yüzde 8.9 olan büyüme hızıyla OECD’nin en hızlı büyüyen ülkesi olmuş ikinci sırada ise İzlanda yer almıştı.

ORTALAMADAN YÜKSEK:

Türkiye 2004 yılında olduğu gibi 2005 yılında da OECD ve AB ülkelerinin ortalamasından yüksek büyümeyi sürdürdü. 2005 yılında 30 OECD ülkesinin ortalama büyüme hızı yüzde 2.6 oldu. Gelişmiş yedi ülkenin de yüzde 2.6 oranında büyüdüğü 2005 yılında, Avrupa’daki OECD ülkelerinin ortalama büyüme hızı yüzde 1.7 olarak hesaplandı. Büyüme hızı AB’nin 15 eski üyesinde ortalama yüzde 1.5 ve Euro bölgesinin yüzde 1.4 oldu. İlk sıradaki İzlanda’dan 0.8 puan daha düşük bir büyüme sergileyen Türkiye, OECD ve gelişmiş yedi ülke ortalamasına 3.2 puan, Avrupa’daki OECD ülkelerinin ortalamasına 4.1 puan, AB15 ortalamasına 4.3 puan ve Euro bölgesine de 4.4 puan fark attı.

YÜZDE 5’İ 4 ÜLKE AŞTI:

2005 yılında büyüme hızında İzlanda ve Türkiye’yi yüzde 5.3’le Slovakya ve yüzde 5.1’le İrlanda izledi. Buna göre geçen yıl aralarında Türkiye’nin de bulunduğu sadece dört ülke yüzde 5’in üzerinde bir büyüme sağladı. Çek Cumhuriyeti yüzde 4.8, Macaristan yüzde 4.2, Kore yüzde 4’le yüzde 4’ün üzerinde büyüyen OECD ülkeleri oldular. OECD 2005 yılında ABD, Yunasistan ve Lüksemburg’un büyüme hızını yüzde 3.5 olarak hesapladı. 2005 yılında İspanya yüzde 3.4, Polonya yüzde 3.2, Kanada, Meksika ve Danimarka yüzde 3 oranında büyüme hızı sağladılar. Yeni Zellanda’da yüzde 2.7, Avusturalya’da yüzde 2.6, Japonya, İsveç ve Norveç’te yüzde 2.4 olan büyüme hızı diğer OECD ülkelerinde ise yüzde 1’in altında kaldı. 2005 yılında ekonomisi küçülen bir OECD üyesi olmadı. Avusturya yüzde 1.8, İngiltere yüzde 1.7, Fransa yüzde 1.6, Belçika yüzde 1.4, Finlandiya yüzde 1.3, İsviçre yüzde 1.2 büyüdü. Almanya’nın büyüme hızının yüzde 0.9’da kaldığı 2005 yılında Portekiz yüzde 0.8, Hollanda yüzde 0.7 ve İtalya yüzde 0.2 büyüdü.

En fazla yabancı sermaye giren 20 ülke arasındayız

DOĞRUDAN yabancı sermaye girişinin, 2005 sonu itibarıyla 9 milyar dolara ulaşması beklenirken, böylelikle Türkiye, en çok yabancı sermaye çeken 20 ülke arasına girebilecek. Uzun yıllar boyunca yıllık ortalama 1 milyar dolar doğrudan yabancı sermaye çekebilen Türkiye, özelleştirme ve makro ekonomi ile yatırım ortamındaki gelişmeler sonucunda 9 milyar dolarlık doğrudan yabancı sermaye girişi sağlayabilecek. Bu rakamla Doğrudan Yabancı Sermaye girişini, önceki yıla göre üçe katlayacak olan Türkiye, cari işlemler açığının finansmanında sağlıklı bir kaynak bulmuş olacak. Doğrudan yabancı sermaye girişi 2004 yılında, brüt 2.8 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

KAMU DAHA AZ BORÇLANACAK:

Bu arada kamu, 2006 yılında daha az borçlanacak. 2001 yılında Türkiye’nin toplam kamu kesiminin borçlanma gereği GSMH’sinin yüzde 16.4’ü düzeyinde bulunuyordu. Kamu kesiminin borçlanma gereği, 2003 yılında yüzde 9.4’e düştü, 2004’te yüzde 4.7’ye, 2005’te de yüzde 0.9’a geriledi. 2006 yılı programında, toplam kamu kesimi borçlanma gereği yüzde - 0.7 olarak öngörülüyor. 2006 yılı itibarıyla yüzde - 0.7 olarak programlanan toplam kamu kesimi borçlanma gereği, bu tür istatistiklerin tutulmaya başlandığı 1970’li yıllardan beri Türkiye de ilk kez negatife düşmüş olacak.

Borçlanma vadesi 30 yıla kadar uzadı

Borçlanmanın vadesi 2002 yılı sonu itibariyle ortalama 9 ay iken, 2005’te iç piyasada 27 ayı geçmiş durumda bulunuyor. Dış borçlanmada vade açısından, Euro’da on yıl düzeyinde, ABD Doları’nda 30 yıllık borçlanmalar gerçekleştirilebiliyor. Yetkililere göre, dış borçlanmada, Türkiye’nin risk primleri hızla aşağıya iniyor. Sosyal güvenlik reformnunu yasalaşmasının ardından, kredi derecelendirme kuruluşları tarafından beklenilen not artışının da risk primlerini indirmede önemli etkide bulunacağı belirtiliyor.

İLK MAASTRICHT KRİTERİ:

2005 yılında Türkiye, ilk Maastricht Kriteri’ni tutturdu. Bu da yine Maastricht tanımlı kamu açıklarının GSMH’ye oranının yüzde 3’ün altına inmesi oldu. Yetkililer, Türkiye’nin, AB’ne üye olmadan yıllar önce ve para birimine katılmadan önce Maastricht kriterlerini tutturmaya başlayan bir ülke olduğuna dikkat çekiyorlar. 2001 yılında Kamu Borç Stoğunun GSMH’ya net oranı, yüzde 90,5 iken, bu yıl sonu itibariyle yüzde 55-57 arası bir rakam bekleniyor.
Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı