Eğitim Haberleri

EĞİTİM

    OECD’nin Eğitim Çalışmalarında Beceri Kavramının Yeri ve Önemi

    Gökhan YÜCEL-İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü İnovasyon Merkezi Direktörü
    28 Eylül 2013 - 11:44Son Güncelleme : 28 Eylül 2013 - 11:44

    Napolyon’un ünlü ‘para… para…para…’ sözünü hayat boyunca başarının sırrını açıklarken kullandığı söylenir.

    Yaşadığı dönem dikkate alındığında hem devlet yönetimi hem de sıkça patlak veren savaşların finansmanı için haksız da sayılmaz. Ancak Napolyon bugün yaşasaydı, bugünün dünyasında bir devleti ve küresel vatandaşları yönetseydi hayat boyunca başarının sırrını anlatırken acaba hangi kavramı tercih ederdi? Para aslında siyasi, sosyal ve ekonomik yönetimin en önemli aracı ve hatta amacıdır. Ama yine de benim tahminim ‘beceri…beceri…beceri…’. En azından Napolyon ne derdi bilinmez ama bugünün liderleri toplum ve gelecek yönetimi tasarımlarında beceri kavramına ayrı bir önem atfediyorlar. Beceri, şüphesiz, dünyanın önemli devletlerinin ve uluslararası kuruluşlarının istihdam, kalkınma, rekabet, yenilik, girişimcilik ve eğitim ekseninde stratejik açıdan en önem verdikleri kavramlardan birisi ve belki de en önemlisidir. Yazılarımızda sürekli tekrar ettiğimiz 21. Yüzyıl Becerileri ile eğitim, inovasyon ve girişimcilik bağlantısı çerçevesi (yaratıcılık, eleştirel düşünme, takım çalışması, iletişim) bu gidişatın mevcut şartlarda en sıkça bahsedilen boyutudur.

    Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı’nın (OECD) İstanbul’da 2-3 Ekim tarihlerinde Milli Eğitim Bakanlığı’nın ev sahipliğinde düzenleyeceği OECD Eğitim Bakanları Gayrı Resmi Toplantısı’nın konusu ‘Eğitim Yoluyla Uygun Becerilerin ve İstihdamın Artırılması’ (http://www.oecd.org/site/eduimm/). OECD’nin eğitim konusundaki çalışmalarını az çok hepimiz takip ediyoruz. Genelde gözden kaçırırız ama OECD’nin ilgili biriminin adında sadece eğitim yoktur; PISA, TALIS benzeri sınavlar, onca yenilikçi rapor ve inceleme, güçlü bir veritabanı, istatistik havuzu, her yıl güncellenen Eğitime Bir Bakış Raporu (Education at a Glance) Eğitim ve Beceriler Dairesi’nin (http://www.oecd.org/edu/ ) işleridir. Bu iki kelimenin birbirinden niçin ayrı kullanıldığı ve ‘beceri’ kavramının neden hiç değilse böyle bir daireye isim verirken eğitimden bağımsız değerlendirildiğinin cevabı aslında çok basit. Sorun becerilerin eğitimden bağımsız ele alınması değil, daha önemli mesele eğitim-öğretim süreçlerini içerik şekillendirici bir kelimeyle tanımlamak namına, bu arayışın altyapısına uygun bir analitik kavramsallaşmayı sağlamaktır. Eğitim böylelikle beceri gibi bir değişkenle tamamlanan ve tanımlanan bir hal almıştır. Eğitimin kalitesi, amacı ve araçları, devletlerin ihtiyaçları bağlamında bazen yoğun olarak bürokrasiye indirgense de, beceri daima insan odaklı bir bakışı gerektirmektedir. Onun için de beceri kavramının eğitimin yanında olması, geleceğin eğitimindeki yenilik, kalkınma, refah ve rekabet odaklı bir sosyal bakış için sigortadır.

    OECD’nin Eğitim Çalışmalarında Beceri Kavramının Yeri ve Önemi

    İstanbul’da gerçekleşecek toplantının detaylarına geçmeden, OECD’nin ‘beceriler’ başlığı altındaki son dönemde yaptıklarına kısaca değinelim. Aslında vurgulamaya çalıştığımız gibi OECD’nin eğitim anlayışını anlamak ‘beceri’ paradigmasını anlamaktan geçmektedir. PISA değerlendirmesi öğrenci başarısını değil, öğrencilerin eğitim-öğretim süreçlerinde öğrendiklerinin beceri yansımasını ölçer. PISA, bir bilgiye dayalı başarı sınavı değil, beceriye dayalı performans değerlendirmesidir. PISA’da yüksek performans gösteren ülkelerin aynı zamanda teknoloji, inovasyon, girişimcilik konularında da dünya lideri olmaları bu açıdan bir tesadüf değildir. OECD bu bakışa yeni bir soluk getirmek adına 2011’de OECD Beceriler Stratejisine Doğru başlıklı bir yol haritası hazırladı (http://www.oecd.org/edu/47769000.pdf). Burada amaç her ülkenin kendi beceriler stratejisinin uygulamada farklılaşmasıyla oluşan farkları kapatmak adına küresel bir beceriler stratejisini önermekti. Altı temel faktöre göre yazılmıştı. Becerilerin transfer edilebilirliği, esnekliği, eğitim-öğretim kalitesinin geliştirilmesi, küresel gelişmelerin takip edilerek onlara ulusal ölçekte cevap verebilir süreçlerin hazırlanması, yaş gibi kayıt kabul şartlarının yumuşatılarak her kademedeki eğitim-öğretim süreçlerinin yaygınlaştırılması ve düşük maliyet üzerinde çok durulmaktaydı. 2011 tarihli yol haritasından çok önemli bir sonuca ulaşmak mümkün. Bu çağda, eğitim ve becerileri sadece sanayi devrimi tipi insan yetiştirme anlayışına ve alışkanlıklarına hapsetmek hataların en büyüğü olur. Onun için eğitim ve becerilerin diğer sosyal göstergeler ışığında irdelenmesi, planlanması ve yönetilmesi teşvik edilmekteydi.

    OECD’nin Eğitim Çalışmalarında Beceri Kavramının Yeri ve Önemi

    OECD, bu yol haritasının ardından 2012 yılında Daha İyi Beceriler, Daha İyi İşler ve Daha İyi Yaşamlar başlıklı detaylı bir strateji belgesi yayınladı. (http://skills.oecd.org/documents/OECDSkillsStrategyFINALENG.pdf) Raporun daha ilk cümlesi şöyle diyordu: ‘Beceriler 21. Yüzyılın küresel değeri olmuştur. Becerilere yatırım olmadan insanlar toplumun uçlarına kayar ve teknolojik/fiziki gelişme her zaman ekonomik kalkınmayla sonuçlanmaz ve böylelikle ülkeler küresel bilgi toplumunda rekabet edemez hale gelirler ’. OECD’nin bakışı biraz daha istihdam ve yaşam kalitesine doğru değişmişti. Bütüncül bir bilgi-odaklı toplum yaklaşımının çevrelediği ve tanımladığı beceri-eğitim ilişkisinin çeşitli değişkenleri mercek altına alınmaktaydı. Yine, 2012’nin Mayıs ayında Paris’te gerçekleştirilen ve Türkiye’nin başkanlığı; Polonya ve Şili’nin başkan yardımcılığında toplanan Bakanlar Konseyi’nin toplantısında alınan 23 kararın hemen hepsi eğitim-beceriler-gençlik konularından en az bir tanesini ilgilendiriyordu. Gerekirse beceriler stratejisi oluşturmakta zorluk çeken ülkelere yardımı içeren kararlar sonuç bildirgesinde yer aldı. (http://www.oecd.org/general/ministerialcouncilmeeting2012-chairssummary.htm)
    İşte İstanbul’daki Eğitim Bakanları Gayrı Resmi Toplantısı böyle bir arka planın bize sundukları kapsamında gerçekleşecek. Teşkilatın en önemli toplantılarından olan ve iki yılda bir gerçekleştirilen OECD Eğitim Bakanları Gayrı Resmi Toplantısı için, OECD üyesi bütün ülkelere, Avrupa Birliği’ne, OECD aday ülkelerine, Kilit Ortak konumundaki ülkelere ve OECD Eğitim Politikası Komitesinin düzenli gözlemcilerine davet gönderildi. Organizasyona 39 ülkeden katılım beklenmektedir. MEB’den yapılan resmi açıklamaya göre, ‘bireylerin yararı ve ekonomik kalkınma için becerilerin geliştirilmesi ve yayılması meselesine artan bir ilgi söz konusudur. Toplantı; amaca uygun becerileri geliştirmede, bu becerilerin etkin arzını sağlamada ve beceri talebiyle arzı arasında daha iyi bir eşleşme oluşturmada karşı karşıya olunan zorluklar üzerinde duracaktır. Toplantı, anaokulundan üst-ortaöğretime ve buradan orta öğretim sonrası meslekî eğitim ve hayat boyu öğrenimi kapsayacak şekilde tüm eğitim sistemini ele alacaktır’. Toplantıda eğitim bakanları düzenlenen iki yan oturumda; 2013 OECD Yetişkin Becerileri Anketi’nden (Yetişkin Yeterlikleri Uluslararası Değerlendirme Programı – PIAAC tarafından yürütülmektedir) bulgular ve OECD’nin PISA 2012 değerlendirmeleri üzerine bir bilgilendirme alacaklardır. Böylelikle 2012 PISA değerlendirmesi hakkında kamuoyuna ilk kez sonuçlarla ilgili bilgilendirme yapılacaktır. (http://www.oecd.org/site/eduimm/Issues%20Paper.pdf).

    İki gün boyunca sürecek toplantılarda katılımcı eğitim bakanları ve bakanlık delegasyonları çalışma grupları oluşturarak aşağıdaki konular üzerinde duracaklardır (http://www.oecd.org/site/eduimm/Draft%20Agenda.pdf):
    • Becerilerin gelişim ve uygulanışını şekillendiren eğilimler ve perspektifler nelerdir?
    • Eğitim sistemi amaca uygun beceri ve yetkinlikleri nasıl geliştirebilir?
    • Okul arz ve talebi arasında daha iyi bir eşleşme sağlamak için eğitim bakanları neler yapabilir?
    • Öğrenmenin ekonomik ve sosyal getirilerini azamiye çıkarmak için eğitim politikası ne yapabilir?

    OECD’nin 8 Ekim’de Büreksel’deki toplantısında ise 2013 OECD Yetişkin Becerileri Anketi sonuçları ve OECD’nin ilk defa yayınlayacağı Becerilere Bakış Belgesi açıklanacak (http://skills.oecd.org/documents/oecdsfirstskillsoutlooktobereleased8october.html). Bakış Belgesi’nde (http://www.oecd.org/site/piaac/surveyofadultskills.htm) PIAAC ve PISA’nın bir arada değerlendirilmesi ile Mesleki ve Teknik Eğitim Politika Belgeleri (http://www.oecd.org/edu/skills-beyond-school/oecdpolicyreviewsofvocationaleducationandtrainingvet.htm) ışığında detaylı bir analizin dünyadaki tüm eğitim politikası araştırmacıları tarafından dört gözle beklendiğini söyleyebilirim.

    Peki bunların hepsi ülkemiz için ne ifade ediyor? Elbette tüm dünya ülkeleri için ne ifade ediyorsa onu ifade etmeli: beceriler ışığında belirlenecek ve tanımlanacak istihdam, kalkınma, yenilik, girişimcilik ve en önemlisi eğitim politikalarının veri-temelli, sürdürülebilir, yenilenebilir ve insan-odaklı yapılandırılması. http://skills.oecd.org/ sitesindeki animasyonlu infografikteki başlıkta da belirtildiği gibi ülkeler ancak kendileri için gerekli becerileri doğru biçimde yapılandırarak refah düzeylerini ve toplumsal yapılarını güçlendirebilirler. Türkiye’de iki önemli zorluk var. Bunları aşmak için ‘beceri’ kavramının ülkemizde bazı kelimelere yüklenen önyargılardan nasibini almaması için çalışılmalıdır. Nasıl ki inovasyon ve girişimcilik benzeri kelimeler ya fazlasıyla ithal ya da sadece özel okullar ve fen liselere ‘layık’ bulunuyorsa, aynı mantıkla beceri kelimesinin sadece mesleki ve teknik öğretime hapsedilmesi başlı başına bir tehlikedir. Bahsettiğimiz tehlike öyle dışlayıcı ve ötekileştirici bir eğitim anlayışıdır ki, inovasyonu meslek liselerine, beceri kelimesini de özel okullara veya fen liselerine yakıştırmaz. Bu tehlike eğer MEB’in Mesleki ve Teknik Eğitim Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2013-2017) (http://mtegm.meb.gov.tr/dosyalar/MTE_Strateji_Belgesi_ve_Eylem_Plani_TASLAK_10.05.2013.pdf), ülkemizin beceri strateji belgesi olarak düşünülüyorsa daha da büyüyecektir.

    Yazıya İstanbul’a gelecek Yeni Zelanda Eğitim Bakanı Hekia Parata’nın toplantıyla ilgili sözleriyle son vermek isterim. Ayrıca Yeni Zelanda’nın PISA 2009 verilerine göre dünyanın en iyi performans gösteren yedinci eğitim sistemine sahip olduğunun altını çizmek isterim. (http://www.oecd.org/pisa/pisaproducts/46619703.pdf) Hekia Parata şöyle diyor: ‘Yeni Zelanda bazı diğer OECD üye ülkelerine nazaran daha az iyi eğitim sistemine sahip. Sistemimiz dünyanın en iyi öğrencilerini yetiştirmekle beraber, aynı zamanda dünyanın en kötü performans gösteren öğrencilerine de sahip. O yüzden toplantı değişik ülkelerin tecrübelerinden dersler çıkarmak için son derece önemli’. (http://www.scoop.co.nz/stories/PA1309/S00481/minister-at-oecd-education-ministers-meeting-in-istanbul.htm)

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı