Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Öcalan yol ayrımında: Ya bölünme ya uzlaşma

Yeni partinin nasıl olacağını tahmin etmek pek zor değil. Ortada iki seçenek var. Ya tam anlamıyla bir “PKK’nın sesi” ve “Öcalan’ın temsilcisi” olarak karşımıza çıkacak bir parti ile karşılaşacağız ve DTP’yi mumla arayacağız veya HADEP örneğindeki gibi, bambaşka bir yaklaşımla, karşımızda bir Türkiye partisi bulacağız.Öcalan’ın yapacağı bu seçim, PKK ve Kürt Sorununun bir bölünmeye mi, yoksa bir uzlaşıya mı gideceğini ortaya koyacak.

PKK kendine göre bir ince ayar yaptı.

          

Açılımı erteleyeceğini bilerek 7 askerimizi öldürdü ve istediğini elde etti. Hem Açılımı yavaşlattı, hem de DTP’nin kapanmasını, kamuoyu vicdanında kolaylaştırdı.

          

Göreceksiniz, bundan sonra, kendine göre yeni bir düzen kuracak. Öcalan’a biat edecek ve PKK’nın direktiflerini hiçbir şekilde aksatmayacak bir parti oluşturacak.

          

Özetlemek gerekirse, yeni parti sine-i-PKK’ya dönecek. Bu söz aslında strateji uzmanı Sedat Laçiner’e ait. Partinin kapatılma gecesinde Kanal D Ana Haber’de yaptığı yorumda söylemişti.

          

Şöyle kısaca geriye dönüp bakar, Kürt kökenli partilerin nereden nereye geldiklerini incelersek, bundan sonra nereye gidileceğini daha iyi görebiliriz.

          

İlk kapatılan partiler arasında, özellikle HADEP Türkiye’nin partisi olmak üzere ortaya çıkmıştı. Öcalan o dönemde Türkiye partisi kurulmasından yanaydı. Devlet de çok destek verdi. Ancak bu durum çok uzun sürmedi. PKK tekrar sokak gösterilerine ve suikastlara dönünce HADEP de kepenk indirdi.

          

Peki bundan sonra ne olacak ?

          

Öcalan nasıl bir parti kurduracak ?

          

Yepyeni bir sürece giriyoruz.

1'İNCİ  SEÇENEK: SİNE-İ-MİLLET

TÜRKİYE PARTİSİ KURUP, UZLAŞIYA VARMAK...

          

Geldiğimiz noktada Öcalan patronluğunu ilan etmiş oldu.

          

Bundan sonra izleyebileceği ilk seçenek, tutuklandığı dönemde söylediği gibi hareket etmek ve uzlaşı yönünde adım atmaktır. Yani, kurulacak olan partinin Türkiye partisi olmasını sağlamaktır. Bu, yeni partinin PKK aleyhtarı olması anlamına gelmez. Ancak, örgüt ile arasına belirli bir mesafe koyar. Türkiye’nin sorunlarıyla da ilgilenen bir parti konumuna oturur.

          

Tabii böyle bir yaklaşım için, Öcalan’ın da beklentileri olacaktır.

          

Kendisinin herhangi bir mahkum olmadığının kabul edilmesini, Nelson Mandela gibi muamele görmesini isteyecektir. Öcalan, henüz serbest kalma noktasına gelinmediğini biliyor. Buna karşılık, İmralı’daki koşullarının rahatlatılmasını bekleyecektir.

          

Devlet bunu kabul edebilir mi, bilemem.

          

Devlet ya bu pazarlığa girecek veya PKK’nın toplumsal desteğini kesebilmek için, Kürt Sorununu hafifletici adımlar atacaktır.

 

Ekonomik önlemlerle işsizliği hafifletmek, Ana dil konusunda son derece geniş kararlar almak, barajı indirmek ve parti kapanmasını engelleyerek Kürt kökenlilerin seslerini duyurmalarına imkan sağlayacak, siyasetin önünü açacaktır.

 

PKK’nın tasfiyesinin de, adına ne konulursa konulsun, bir nevi aftan geçtiğini içine sindirip, cesurca hareket edecektir.

 

Başka türlü uzlaşıya varılabilmesi güçtür.

2'NCİ SEÇENEK: SİNE-İ-PKK AŞAMALI UZAKLAŞMA

 

İkinci seçenek ise, kan ve barut kokusu dolu, kimselerin istemediği bir senaryoyu kapsıyor.

 

Öcalan’ın etkili olacağı ikinci seçenek, bu ülkenin Kürt ve Türk kökenli vatandaşlarının önce birbirlerinden uzaklaşmalarını, sonra da bölünmelerini getirecektir. Bu sürecin kanlı mı, yoksa kansız mı olacağı da, hem PKK hem de Devletin tutumuna bağlı olacaktır.

 

Öcalan, direktiflerinden dışarı çıkmayacak, kendine ve PKK’ya biat edecek bir parti kurar ve PKK’ya tüm gücüyle silaha sarılması direktifini verir. Sokak gösterileri, mitingler ve saldırılar başlar. Devlet bu gelişmeye tüm gücüyle yanıt verir. 1994-97 dönemine dönülür. Kan gövdeyi götürür ve bu durum giderek artan biçimde, Türk- Kürt sürtüşmesini hızlandırır. İç savaş tehlikesi artar.

 

Türkiye yanar.

 

Yangın söndüğünde ise, Yugoslavyalaşmaya kayan bir ülke ile karşılaşırız.

 

Bu senaryonun bilinmeyen yanı, Uluslararası konjonktür ve ABD’nin bu gidişe karşı tutumunun ne olacağıdır. PKK açısından da en zayıf halka budur. Eğer ABD, kesin şekilde PKK’nın bitmesi gerektiğine karar verirse, örgüt kolayca çökertilir. Ayrılış engellenilir, ancak federatif bir yapıdan da kurtulunamaz.

 

Anlayacağınız, hem Kürt’lere hem de Türk Devletine çok iş düşüyor.

X