Gündem Haberleri

    Öcalan, rahatı seçmiş

    Hürriyet Haber
    27.02.2000 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Tuncay Özkan ‘‘Operasyon’’da soruyor: Niye dağlara değil de Avrupa'ya doğru yol alıyor? Cevabını da veriyor:

    Kitabınızın ilk bölümünde, dönemin ABD Başkanı Johnson'ın mektubu üzerine İsmet İnönü'nün bir sözünü aktarmışsınız: ‘‘Büyük bir devletle ittifak, atla yatağa girmeye benzer.’’ Sizin deyiminizle ‘‘Avrupacı Öcalan’’ın yakalanmasında ABD'nin rolü, bölgedeki düşmanlarına karşı Türkiye'yi kullanma stratejisinde önemli bir adım mı?

    - Sadece ABD'yle değil. Öcalan olgusuyla birlikte Rusya'yla, bölgesel büyük güçlerle.

    Atla bir kez daha yatağa girdik?

    - Yataktan hiç çıktık mı bilmiyorum ama bazı tepkilerimiz vardı, bu tepkilerin bundan sonra gösterileceğini pek sanmıyorum. Terörün, kanın, gözyaşının ve ekonomimizdeki yaramızın üzerine bir yama geliyor ve herkes rahat nefes aldı. Çocuğunu askere gönderirken, 'Çocuğum geri dönecek' diyor. Kürt aile, 'Çocuğum artık dağa gitmeyecek' diyor. Artık teröre para yatırmayacağız, sağlığa ve eğitime yatırım yapacağız diye herkes umutlu. Bu yamayı yapıştıran ele karşı inkarcı veya reddedici davranamazsınız. Türkiye Bölgenin sıçrama tahtası gibi olmamalı.

    Avrupacı Öcalan'ın Türkiye'ye verdiği en büyük zararlardan biri de ABD'nin bölgedeki stratejilerine uygun bir Türkiye yaratmak olmadı mı?

    - Avrupa nasıl Öcalan'ı kaldırıp attıysa PKK ve Öcalan da Türkiye'yi bir yalnızlık ve bireysel çözüm bulma noktasına itmiştir. ABD Türkiye'ye kucağını açmıştır. Türkiye bugün, ABD politikaları açısından Clinton'ın deyişiyle stratejik müttefiklik noktasına gelmiştir.

    KIÇI KIRIK EŞKİYA

    ‘‘Öcalan'ın Suriye serüveni Ortadoğu ve Türkiye üzerinde hiç bitmeyen oyunlar açısından iyi incelenmeli. Dün Öcalan'la kullanılan bu senaryonun yarın bir başkası için kullandırılmayacağının garantisi yok’’ diyorsunuz?

    - Talabani'ye, Barzani'ye, daha öncesine, Mekke Şerifi Hüseyin'e bakın. İngilizler'e, Lawrence'ın neler yaptığına, Fransızlar'a bakın. Coğrafyalarında çizilmiş haritalara bakın. Ellerinde birçok insan tutulduğunu, o insanların çoğunun inanmış yurtseverler olduklarını, sonuçları açısından baktığınızda, kendi uluslarına ve bölgedeki diğer uluslara çok büyük zararlar verdiklerini görürsünüz. Ortadoğu ve Kafkaslar'daki petrol rezervlerini bilmeden bu sorunları tahlil etmek mümkün değildir. Bana göre İran'daki değişimin arkasında yatan güç de petrol. Öcalan niçin Suriye'den beş yıl, on yıl önce çıkmadı da 1998'de çıktı? Bu oyunun perde arkasında neler dönüyor, onu anlatmaya çalıştım. Öcalan'ı çıkarmaya zorlayan şey, Suriye'nin düştüğü askeri ve ekonomik çöküntü. Hafız Esat siliniyor. Bir oyun bitti. Yeni bir oyunda aktörler yerlerini almaya başladılar.

    Resmi ağızlar 1984'ten itibaren hep ‘‘bir avuç terörist’’ dedi?

    - Turgut Özal, 'Üç kıçı kırık eşkiya' dedi. 1992'de Demirel'e yazdığı mektubu, kitaba koydum. Bu sözü ettikten sonra bu mektubu yazmak, bir liderin tarihteki en büyük hatası olabilir.

    Öcalan'ın, ABD, Yunan ve diğer ülke istihbarat örgütleriyle, ajanlarıyla içli dışlı olması, PKK'nın hangi noktalara geldiği bakımından ibret verici değil mi?

    - PKK ve Öcalan, bölgesel çıkarlar için kullanılan taşeron örgüt olmuş. Türkiye'nin bunları anlayabilmesi için bu kadar insanın ölmesine gerek yoktu. Öcalan, 1998'de Talabani ve Barzani'yi değerlendirirken 'Bizi bitirmek istiyorlar' diyor. Bunu o zaman anlayan bir insanın bir tepki göstermesi gerekmez miydi? Bugün söylediklerinin ve yaptıklarının hepsinde geç kalmıştır. Ama Türkiye'de yaşayan Kürtler'in ve Türkler'in kardeşçe yaşamak için geç kalmadıklarını düşünüyorum. PKK kimin eliyle büyümüştür? Suriye'den çıktığı anda biten bir örgüt, demek ki yoktur.

    Öcalan'ın Yunan ajanlarıyla diyaloğu, istekleri insanı dehşete düşürüyor.?

    - Bir sürü insan dağda öldü. Niye dağlara değil de Avrupa'ya doğru yol alıyor? 1992 Kongresi'nden sonra idealleri değişmiş. Abdullah Öcalan, rahatı seçmiş.

    Yunanlı ajan, Öcalan Şeysel'e gidebilsin diye, Avrupa'ya 50 milyon dolar bulmaya gidiyor?

    - Bütün bunları, Türkiye'deki insanların okuyup iyi değerlendirmesi gerekiyor. Bu kitap bir küfür, bir övgü için yazılmadı. Kitap, bir olgunun halkın önüne objektif konulmasıdır. Yunanistan'la ilgili bölümlerin tamamı, casusların yargılandığı davanın tutanaklarıdır. Okurken hayretler içerisinde kaldım. Yunanistan Apo'ya, düşmanımın düşmanı dostumdur felsefesiyle yaklaşıyor. Öcalan ne yapıyor? Hani kardeşlik türküsü? Bunun bir tarafında Öcalan'ın olması gerekmez mi? Yunanistan'ın kendisini kullandığını çok sonra anladı. Günlük politikalara göre yaşıyor. Bu sonu hazırlayan da pragmatizmi.

    TÜRKİYE KARARLIYDI

    Dolayısıyla PKK'nın da kaçınılmaz sonunu?

    - İbn-i Haldun'un güzel bir sözü var: Barbarlarla barbarların kavgasını hep en barbar kazanır. Bizim corafyamızda hep en barbarlar kazanmıştır. PKK bu yüzden silahlı mücadeleyi seçmiştir. Araplar nasıl alkışladılar. Kitap Araplar'ın çok ilgisini çekti. Çok sayıda gazete röportaj istedi. Arabistan ve Yunanistan kitabı çevirmek istiyor. Bu aslında, oyunun nerelerde oynandığının da bir göstergesi.

    Avrupa her ne kadar ABD gırtlağını sıkınca Öcalan'ı harcasa da son günlerdeki HADEP ziyaretleri PKK kozundan vazgeçmediklerini gösteriyor?

    - ABD de aynı kozu oynamak için hálá ilişkilerini sürdürüyor. Öcalan Roma'dan ayrılmadan önce Fuller ve bir başka ABD'li diplomatla görüşmek için mektup yazıyor. 'Şimdi gitmek zorundayım ama mutlaka görüşmeliyiz' diyor. ABD kontağının kopmasından yakınıyor.

    Öcalan Kenya'dayken ve operasyon hazırlıkları son aşamadayken, CIA yetkilisi Atasagun'a gelip Öcalan'ın yerini saptayamadıklarını söylüyor. Türkiye'nin kararlılığını sınamak için mi yoksa nazlanarak ABD'nin bu konuda ne kadar kıymetli olduğunu vurgulamak için mi?

    - Her ikisi de var. Nazlanıp kendini ağırdan satıyor hem de yapabilirler mi diye. Belki de son anda Öcalan'ı farklı şekilde kullanma isteği şekillendi. MİT'in kararlılığını görüyorlar. Asıl etkili olan, Türkiye'nin topyekun bu işin içine girmesi.

    ÖRGÜTÜN TAHLİLİ YAPILMALI

    Öcalan'ın Türkiye'ye verdiği bir zarar da zaten iyi olmayan komşuluk ilişkilerimizin iyice bozulması oldu?

    - Bizim de hatalarımız var. Öcalan Suriye'de bunca zaman kaldı. Tahlile, doğru bilgilere sahip değiliz. Öcalan'ın Suriye'ye nasıl, niçin geçtiğini bugüne kadar bilmiyorduk. Şimdi öğrendik. 1979'da gitmiş adam. Terör örgütlerini tahlil etmeden terör üzerine konuşulur mu? 'Bölücü başı', 'Terörist başı' sloganlarının arkasına sığınarak bir örgütün tahlilini yapmanın anlamı yok. Devletimiz etrafına ördüğü kalenin arkasında mutlu mesut yaşıyor. Kimse sormadı, Öcalan için niçin 100 milyar dolar harcadınız? Neden en büyük kara helikopterine sahipmişiz?

    AKREBİN ATEŞLE İMTİHANI

    Kitabınızda, Öcalan'ın size yazdığı mektuptaki çaresizliği, etrafı ateşle çevrilmiş akrebin ruh durumunu anlatmışsınız?

    - Öcalan'ın yeni bir açılım aradığını düşünüyorum. Uluslararası hukuk zemininde sesini duyuracağı bir atmosfer yaratmaya çalışıyor. 'Yasadışı yolla ele geçirildim. Bana karşı yasadışı yöntem kullanıldı. Kaçırıldım.' Yenilmiş insanlar ya da toplumlar durumlarını, böyle komplolar silsilesi içinde açıklarlar. Eğer uluslararası destekle terör hareketi yaratırsanız, uluslararası bir operasyonla yakalanırsınız. Üstelik kan dökülmemiş, kimseye zarar verilmemiş. Fransa Carlos'u ele geçirirken farklı bir yöntem mi uygulamış? Türkiye, Apo'nun idamı konusunda çok ince düşünmelidir. Şehit kanı edebiyatıyla olaya yaklaşmamalı.

    Arşivi Uğur Mumcu Vakfı’na

    Kanal D Haber Genel Yayın Yönetmeni ve Radikal Gazetesi Yazarı Tuncay Özkan'da, Türkiye'nin en zengin haber arşivi var. Özkan'ın altı yılda yoğun bir çalışma ve sabırla oluşturduğu bu arşivde, faili meçhul cinayetlerden mafyaya, MİT'e, Öcalan'dan Susurluk'a, Fethullah Gülen'den Hizbullah'a, Uğur Mumcu cinayetinden İslami teröre kadar çok sayıda dosya yer alıyor. Özkan, arşivini bir ay içerisinde Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı (UMAG)'na bağışlayacağını söyledi: ‘‘Araştırmacılar için çok önemli. Kitlelere ve okullara da ulaşsın istiyorum. Toplumun karşısına belgeyle çıkabilmeliyiz. İnsanlara belgesiz bir şey anlatmak mümkün değil.’’

    Özkan, Doğan Kitap tarafından yayımlanan ‘‘Operasyon’’u da yine çok sayıda belgeye dayanarak yazdı. Öcalan'ın yakalanıp Türkiye'ye getirilmesinin birinci yıldönümüne rastlayan kitapta, MİT'in Abdullah Öcalan operasyonunu, operasyon öncesi ve sonrası gelişen olayları belgelerle gün ışığına çıkarıyor.

    Özal, tamamen şahindi

    PKK sorununda en Amerikancı çözüm Özal'la başladığı halde neden hálá Öcalan ve ona yakın merkezler 'Bizi Özal anladı sadece' diyor, ısrarla?

    - Çok ciddi bir yanılgı içindeler. Herhalde Özal'ın federatif çözüm söyleminden yola çıkarak kendileri için bir şey umuyorlar. Oysa, özel harekat timlerini, Olağanüstü Hal'i, bütün silahlanmayı, koruculuk sistemini Özal gerçekleştirdi. Bütün bunların temelini atıp gerçekleştirmiş bir insana, böyle bir yaklaşımı anlayamıyorum. Bu biraz da Özal'ın tavrından kaynaklanıyor. Kendini topluma sunuşuyla var, arkada devlete sunuşuyla var. Devlete sunuşunda hiç esnek tarafı yok. Tamamen şahin. Politikası bombalayarak, kurşunlayarak, sindirerek bu işi çözmek. Siyasi çözüm önerdiği yok.

    Çiller’in 50 milyon doları

    Sönmez Köksal'dan Atasagun'a kadar geçen yıllarda MİT'te önemli değişiklik oldu mu?

    - Sönmez Köksal dönemindeki yapılanmayla sonraki dönemdeki yapılanmaya baktığımızda, Türkiye'nin siyasetinde insanlar ve mantalitenin değiştiğini görürüz. Tansu Çiller, 'Bana onun kellesini getirin' diyerek masasında bulduğunu bürokratın kafasına fırlatırken daha sonraki siyasiler 'Bunu istiyorum ama usturubuyla getirin' noktasına gelmişler. Bu noktada tüm siyasilerde kararlılık görüyorum. Ama yöntemler çok farklı. Tansu Hanım, kesenin ağızını açmış, herşeyi serbest bırakmış.

    Tansu Çiller, Öcalan'ın yakalanması için örtülü ödenekten 50 milyon doları -ki bir kısmı da Yeşil'e gitmiş- dağıtmışken Öcalan'ın yakalandığı operasyonda çok az masraf yapılmış. Görünen, Çağlar'a 200 bin dolar uçak bedeli ödenmesi?

    - Olayı çözmek için yasal bir zemin üzerinde ilerlerseniz, yasal insanlarla iş yaparsınız. O zaman herkes size fatura ve makbuz vermek zorunda kalıyor. Ama yasadışı zemine kaydığınızda o zaman kimse kimseye bir şey vermiyor.

    Öcalan'ın yakalanması için daha önceki organizasyonlarda MİT epeyce dolandırılmış olmuyor mu?

    - 'Öcalan'ı getireceğiz' diye o paraları alan insanları tek tek tanısak ve verilen paraları ortaya döksek, Türkiye'de yeni bir skandalın başlangıcı olur.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı