Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Öcalan faktörü

YÜKSEK Öğretim Kurulu’nun (YÖK) aldığı yeni “katsayı” kararının “hukuku dolanma” anlamına gelip gelmediğini, konu oraya gidince Danıştay’ın söyleyeceğinden eminiz. Ama “hukuku dolanma” konusunda Demokratik Toplum Partili milletvekillerinin, YÖK’ten hızlı davrandıklarına tanıklık ederiz.

Hayırlı olsun... Düne kadar DTP’li idiler, şimdi BDP’liler.

Yüzlerine vurmak istemiyoruz ama yine de siyasi ebeveynleri olan Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) yöneticilerinin, 2002 seçimlerine girmek için sahte belge düzenlemekten mahkûm olduklarını anımsayınca, “hukuku dolanma” konusundaki tecrübe ve becerilerini teslim etmeden geçemiyoruz.  Ama eminiz, BDP’nin yani Barış ve Demokrasi Partisi’nin “hukuku dolanma” niyeti olursa onun yanıtını da Anayasa Mahkemesi verir.

İşin o kısmını, olayların gelişmesine bırakalım. Ama dün değindiğimiz gibi, DTP’lilerin “kapatılma” kararından hiç ders almamışçasına, baş terörist Abdullah Öcalan’ın talimatıyla hareket ettiklerini itiraf etmeleri, hem Anayasa Mahkemesi kararının “hukuki”liğini tartışılmaz hale getirdi hem de bir gerçeğin “itirafı” nitelindeydi.

İtiraf” deyince asıl önemlisine değinelim:

Bunu da bizzat -avukatları aracılığıyla verdiği talimatta(!)- Abdullah Öcalan yaptı.

Öcalan’ın 17 Aralık tarihli talimatından şu satırları birlikte okuyalım:

Sayın Başbakan’a çağrıda bulunuyorum:

Benim yol haritamda mevcut şiddetin önlenmesi için gerekli ilkeleri belirtmiştim. Biraz aceleye gelmişti. Ama yine de yeterli şeyleri söylemiştim.

Sorumluluklar hep omuzlarıma yüklenmiş. Bu şekilde Hükümet de bütün yükü bana bırakıyor. Bu da benim sağlığımı bozuyor.

Biz savaşın değil, barışın gerçekleşmesini istiyoruz. Barış projenizi ortaya koyarsınız.

Benim rolümü oynayabilmem için barış projesinin ortaya konulması gerekiyor.

Her şeyi benim omuzlarıma yıkmasınlar.

Dürüstlükle bir demokratikleşme projesi hazırlanmalıdır. Ve hemen harekete geçilmelidir.”

Bu sözler Öcalan’la birileri arasında bilgi alışverişleri olduğunu, “biraz acele” ile yazmış olsa da, eylül ayında yetkililere(?) verdiği 149 sayfalık “Yol Haritası”nda “şiddetin önlenmesi” için yaptığı tavsiyelere uyulmasını istediğini açıkça göstermiyor mu?

“Sorumluluklar hep omuzlarıma yüklenmiş. Bu şekilde Hükümet de bütün yükü bana bırakıyor. Bu da benim sağlığımı bozuyor” satırları ne anlama geliyor?

Acaba “Teröristleri muhatap almayız” şeklindeki resmi beyanlar karşısında bu cümleyi biz, “Demek ki Abdullah Öcalan teröristler listesinden çıkarılmış” diye yorumlasak haksız mı sayılırız?

Belli ki bu yüreği insan sevgisi ile dolu(!), barışsever(!), masum(!), mazlum(!), mağdur(!), ayrıca çok da demokrat(!) kişinin günlük emirlerini sadece DTP’lilerin ve şimdi de BDP’lilerin değil bizim de yakından izlememiz gerekecek.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI