« Hürriyet.com.tr

Ocak ayında içinizi ısıtacak beş şehir

Türkiye kışın en soğuk günlerine girerken, bu mevsimde güneşin izini takip edebileceğiniz çok sayıda ülke var. Güney yarımkürenin tamamı yaz mevsimini yaşıyor. Şili’nin başkenti Santiago, Karayipler’in en güzel adalarından Grenada, Tayland’ın Koh Samui Adası sahillerinde bugünlerde hava sıcaklığı gündüz 30 dereceye ulaşıyor. Bu kadar uzağa gitmek istemiyorsanız Kızıldeniz kıyısındaki Mısır şehri Şarm El Şeyh, Akdenizle okyanusun buluştuğu sulardaki Marakesh gündüz 22 dereceye ulaşan sıcaklıkları, pırıl pırıl gökyüzüyle sizi bekliyor. Toplayın valizleri sıcak diyarlara yelken açmanın tam vaktidir.

Saffet Emre TONGUÇ
X

MARAKEŞ
Egzotik esintili kırmızı şehir

Batılılar için gizem dolu bir diyar olan Fas ilk defa gidenler için sürprizlerin kol gezdiği bir hayaller alemi. Portakal ağaçlarıyla süslü bulvarları, renklerin dansına sahne olan Souk’larıyla (Pazaryeri) meşhur olan Marakeş ise Fas Sultanlığı’nın ilk başkenti ve 1062 yılında kurulmuş. Sahra Çölü’ne açılan kervan yollarının bu kuzey kapısına, binalardan yollara, duvarlardan toprağa kadar her yer kızıl (Bana göre somon rengi!) olduğundan “Kızıl Şehir” deniyor. /images/100/0x0/55eb5dd0f018fbb8f8bc7a3a

MEDİNEDE ALIŞVERİŞ

Eskiyle yeninin büyüleyici uyumundan dolayı Ağa Han mimarlık ödülünü almış bulunan Marakeş’e, Güneyin İncisi gibi isimler de veriliyor. Marakeş’teki Medine (eski şehir merkezi) bizdeki Kapalı Çarşı’yı andırıyor. Kokuların dışarıya taştığı baharatçılar, geometrik desenlerin büyülü uyumunun göz kamaştırdığı halıcılar, kuyumcular, seramikçiler, bakırcılar, tahta oymacıları gün boyu müşterilerini bekliyor. Fas viskisi dedikleri, milli içecekleri nane çayı içip yarenlik ediyorlar. Babuş adını verdikleri deri terlikler, berberi takılar, fener, çaydanlık ve entari diyebileceğimiz cebella’lar bu ülkeden alabileceğiniz güzel hediyeliklerden. Fas’ta pazarlık çok yaygın. Ülkedeki en sık sorulan soru “Kaç para?” Fiyatın en azından yarısını teklif edin. Para biriminin Dirhem olduğu ülkede bir dolar yaklaşık olarak 8,5 Dirhem civarında. Fas’ta iki türlü taksi var. “Petit” dedikleri ufak ve hesaplı. “Grand” olanlar ise Mercedes ve pahalı. Taksilerde taksimetreler var ama kullanılmıyor, her seferinde şoförle pazarlık yapmanız gerekiyor.

GECE BOYUNCA AÇIK ORTAÇAĞ PANAYIRI

Marakeş’in ünlü meydanı Cemaat ül Fena zamanın durduğu bir ortaçağ panayırı gibi, gündüz de hareketli olan meydanda perde akşamüstü beş gibi iniyor ve ortaya film platolarını anımsatan bir görüntü çıkıyor. Her türlü yemeği pişirip satan seyyar satıcılar, müzisyenler, falcılar, akrobatlar, şifalı ot satıcıları, yılan oynatıcıları, sokak bahisçileri baş aktörler olarak sahnedeki yerlerini alıyor. Her gösterinin bir bedeli var, bahşişleri hazırlamayı unutmayın. Sahte rehberlere ve yankesicilere de dikkat edin. Kalabalığa karışmak istemiyorsanız bu sokak karnavalını Cafe de France veya Cafe Argana’dan seyredin.
Marakeş’in sembol binası olan ve 67 metrelik görkemli minaresiyle dikkat çeken Kutubiye Camii ise yaklaşık 800 yıldır şahitlik yapıyor bu renkli dünyaya. 19. yüzyılda inşa edilen Bahya Kraliyet Sarayı, Fas’ın en çok fotoğraflanan yerlerinden Menara Bahçeleri ve Ahmet el Mansur tarafından 1602’de yaptırılan El Badi Sarayı şehrin mutlaka görülmesi geren yerlerinden.

RİAD’LARDA KONAKLAYIN

Fas’ın genelinde Riad’lar konaklama için ilginç olabilir. Geçmişin izlerini taşıyan bu binalar iç avlulu, havuzlu ya da bahçeli. La Maison Arabe (1, Derb Assahbe, Bab Doukkala. www.lamaisonarabe) Marakeş’te şık bir seçim. Gözünüz yükseklerdeyse La Mamounia’yı (www.mamounia.com) deneyin. Sömürge dönemin görkemini yansıtan, eski Fas Prensi’nin sarayı olarak bilinen bu otelde kalamasanız bile piyano çalınan barında bir içki yudumlayın. Marakeş’te Stylia gibi Le Tobsil de iyi restoranlardan biri. Fransız mutfağı için Le Pavillon, İtalyan yemekleri için La Trattoria ve şık bir ambians için Gueliz’deki Grand Cafe’yi tavsiye ederim.

SANTİAGO
Andlar’ın eteğindeki süslü sinyorita


Dünyanın en muhafazakar ülkelerinden biri olan Şili, son yıllarda hızlı bir dönüşüm yaşıyor. Büyük ozan Pablo Neruda’nın şehri, başkent Santiago da bu /images/100/0x0/55eb5dd0f018fbb8f8bc7a3cdeğişimden payını alıyor. Şili, kaderi Türkiye’yle benzerlikler taşıyan, geçmişte demokrasi uğruna hayatların feda edildiği bir Güney Amerika ülkesi. Bölgedeki çoğu ülke gibi, sahnede önce İspanyol sömürgecileri görüyorsunuz. Bugün Santiago’nun ana meydanı Plaza de Armas’da heykeli bulunan Pedro de Valdivia 1540’ta buraya geliyor. 1818’de Şili halkı İspanyollara güle güle deyip, bağımsızlıklarını kazanıyor. Yakın geçmişe baktığımızda 1973’te Pinochet’in yaptığı kanlı darbede başkan Salvador Allende öldürülmüş, acılarla yüklü bir dönem başlamış. Santiago Milli Stadyumu’na toplanmış binlerce kişi işkence görmüş.

4500 YILLIK GEÇMİŞ

Adını koruyucu azizinden alan Santiago, kolay bir şehir. Ana bulvar Alameda’nın üzerinde Başkanlık Sarayı, Milli Kütüphane, harika bir şehir manzarasına sahip olan Santa Lucia Parkı ve alışveriş caddeleri Nueva York ile Ahumada var. En kalabalık caddelerden biri olan Ahumada’dan, dükkanları zengin ederek ilerlerken Plaza de Armas’a, yani en bilindik meydana ulaşıyorsunuz. Buradaki Katedral Metropolitana şehre damgasını vuran yapılardan. Hemen yanında, Municipalidad (Belediye Binası) ve Correo Central (Merkezi Postane) yer alıyor.
Paralel caddedeki Dışişleri Bakanlığı ise Roma tapınaklarını andıran çok görkemli bir yapı. Eskiden Şili Parlamentosu olarak kullanılan bina, Pinochet’in parlamentoyu kendi şehri olan Valparaiso’ya taşımasının ardından bakanlık olarak kullanılmış. Hemen yanında Adalet Sarayı ve onun karşısında da muhteşem bir müze olan Chileno de Arte Precolombino bulunuyor. Beyaz adam gelmeden önce Güney Amerika’daki uygarlıkların 4 bin 500 yıllık izlerini süreceğiniz bu müze, şehirde kesin görülmesi gereken yerlerden. Bu bölgedeki Paseo Huerfanos da alışveriş meraklılarını mutlu edecek caddelerden biri.

ŞIK CADDELER

“Biz şehrin modern ve zengin yüzünü görmek istiyoruz” derseniz, metro ya da taksiyle Providencia ve Las Condes tarafına gidin. Şık caddeler, büyük alışveriş merkezleri, lüks oteller, restoranlar ve barlar size hoşgeldiniz diyecek. Buradaki Suecia ve El Bosque bölgeleri size gece hayatının tüm renklerini sunacak. Atatürk için yapılan ve üzerinde ona övgülerin bulunduğu anıt da şehrin bu yeni ve güzel bölgesinde.
Restoran, bar ve gece kulübü için tercih edeceğiniz bir diğer bölge ise Barrio Bellavista. Adı “Güzel Manzara” anlamına gelen bu bölgenin arkasında San Cristobal parkı bulunuyor. Tepesinden Santiago manzarasının tadını çıkarabileceğiniz bu parkta güzel manzaralar eşliğinde sizi dolaştıran bir teleferik var. Parktan 6 bin metre yüksekliğindeki And Dağları’nı da görebiliyorsunuz.
Santiago’ya gitmişken görmeniz gereken yerlerden biri de ünlü şair Pablo Neruda’nın La Choscona diye isimlendirdiği evi. Belleklerde yer eden dizeleriyle ülkesinin sesini, kültürel zenginliğini dünyanın dört bir yanına taşıyan Pablo Neruda, 1969’da Şili Komünist Partisi’nce devlet başkanlığına aday gösterilmiş ama yerini Allende’ye bırakmıştı. 1971’de Paris büyükelçiliğine atanan, aynı yıl Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Neruda’nın Santiago’daki evi, 1973’te Allende’nin öldürülmesini izleyen günlerde yağmalanmış, kendisi de 12 gün sonra İsla Negra’daki evinde ölmüştü.

NATON
Balayı çiftlerinin gözdesi


Türk turistler Tayland‘da genelde aynı yerlere gider, Phuket ve Pattaya’ya yani ülkenin en turistik merkezlerine. Oysa geçen yıllarda Forbes dergisince dünyanın en seksi 10 adasından biri seçilen Samui adeta bir cennet. Tayland Körfezi’nde yer aldığı için tsunami riskinden de uzak olan ada özellikle balayına giden çiftlerin /images/100/0x0/55eb5dd0f018fbb8f8bc7a3egözdesi. Tay dilinde Koh ada anlamına geliyor. Samui ilk andan itibaren sizi avucunun içine alıyor.

TURİSTE HİZMET İÇİN YARIŞIYORLAR

Samui’nin havaalanı adeta bir tatil köyü, neredeyse hoş geldiniz içkisi verecekler. Taylandlılar sanki diğer ulusları mutlu etmek için dünyaya gelmiş. Otelden içeri girer girmez soğuk havlu ve bir içecek tutuşturuyorlar elinize, boynunuza ise orkidelerden yapılmış bir halka. Türkiye’de kış kapıda, burada ise üstte bir mayo, yegane aksesuvar güneş gözlüğü, kumlara seriliyorsunuz. Şairin dediği doğru; cennet de cehennem de bu dünyanın mevsimleri, Samui’de ise tek mevsim var.
40 bin nüfuslu Samui senede yaklaşık bir milyon turist ağırlıyor. Bu muhteşem coğrafyada otellerin ve restoranların kalitesi çok yüksek. Gezdiğim bazı oteller yaratıcılık sınırlarını zorluyor, tek hedef müşterinin koşulsuz mutluluğu ve rahatı. Allah’ın bonkörce sunduğu doğayı, Samui’de yaşayanlar dantel gibi işlemiş ve ortaya hayallerin adası çıkmış. 247 kilometrekarelik bu adadan turizm açısından öğreneceğimiz çok şey var.
Her tarafta bedava dağıtılan haritalar ve rehber kitaplar bulunuyor. Restoranlardan tutun, dalma okullarına, SPA’lardan günlük turlara her şeyin broşürü ve kitabı ücretsiz. Naton adanın başkenti. Kentin en önemli özelliği adayı ana karaya bağlayan feribotun buradan kalktması. Yaklaşık 50 kilometre uzunluğunda bir yol, adanın etrafını dönüyor. Naton’un devamında günübirlik bir tur için gidebileceğiniz Pha Ngan Adası manzaralı dört kilometre uzunluğundaki Maenam Plajı var. Rüzgar sörfüne meraklıysanız Samui’deki adresiniz burası. Biraz ilerideki Bophut ise daha ziyade ailelere hitap eden iki kilometre uzunluğundaki bir plaj. Buradan Pha Ngan Adası’ndaki Hat Rin Plajı’na tekne kalkıyor. Hat Rin’in şöhreti ise dolunay partilerinden kaynaklanıyor. Parti düşkünleri için Samui çok renkli bir ada. Bangrak ise Büyük Buda heykelinin olduğu bir bölge, adayı turlarken burada durulup bir Samui Hatırası çektiriliyor. Bangrak’ta kalınacak uygun fiyatlı yerler de var. Büyük Buda heykeli ise özellikle Asyalı turistlerin uğrak mekanı.

EĞLENCENİN MERKEZİ CHAWENG PLAJI

Chaweng adanın beş kilometre uzunluğundaki en uzun, güzel ve kalabalık plajı. Yeni dostluklar ve her an eğlence fikriyle adaya giderseniz Chaweng yakınlarında kalmaya çalışın. Ağırlıklı olarak gençlerin işgalindeki bembeyaz kumlu plajda şık restoranlar, barlar var. Satıcılar size binbir farklı rengi taşıyor, uygun rakamlarla masaj yapanlar müşterilerini bekliyor. Güneşle aranıza mesafe koymak istediğinizde minderlerin birine yayılın ve usta ellere kendinizi teslim edin, refleksoloji dedikleri ayak masajını hiç yaptırmadıysanız, mutlaka deneyin.
Samui’nin ikinci büyük plajı olan Lamai, daha ziyade ucuz tatil heveslisi Avrupalıların mekanı, o yüzden restoranlarda da genelde dünyaca meşhur Tayland mutfağı yerine Batı mutfakları var. Wat dedikleri Budist tapınaklarından biri Lamai’de bulunuyor. Adada jiplerle safari yapıp tropik ormanların içine dalmak da mümkün. Ocak ayında daha da güzel olan Namuang ve ondan daha küçük olan Hin Lat şelalerine gidip, kendinizi doğanın kucağına bırakabilirsiniz. Tayland’ın Türklerden vize istemiyor olması hayatı kolaylaştırıyor. Başkent Bangkok’tan 644 kilometre güneyde yer alan Samui’ye Bangkok Hava Yolları ile bir saatte ulaşabiliyorsunuz.
Forbes’in listesinde Bora Bora, Capri, Korsika, Seyşeller ve Santorini gibi adalar da var ama güleryüzleri ve yaşama karşı duruşlarıyla Samuililer gönlümü çalmış durumda. Giderseniz bana hak vereceksiniz.

ŞARM EL ŞEYH
Denizi akvaryum güzelliğinde çölleri 1001 Gece Masalları


1967’deki Mısır-İsrail savaşı esnasında, İsrailliler tarafından askeri amaçlarla kurulan ve 1980’lerde birbiri ardına açılan otellerle turizmin hizmetine soyunan /images/100/0x0/55eb5dd0f018fbb8f8bc7a40Şarm-el Şeyh, direkt uçuş bulduğunuzda İstanbul’dan sadece iki buçuk saatlik mesafede. Arapça “Şeyhin Koyu” anlamına gelen bu yerleşim, dalgıçlardan kumar düşkünlerine kadar her türlü turistin ihtiyacına cevap veren; güneşin 12 ay boyunca cömertliğini gösterdiği bir cennet.
Topraklarının yüzde 90’ı çöllerle kaplı, 70 milyon nüfuslu Mısır’ı, 1914’e kadar Osmanlı’nın görevlendirdiği Hıdiv unvanlı valiler yönetmiş. Şarm-el Şeyh’ten bahsetmeden önce bulunduğu bölge hakkında bilgi vermek lazım. Adını muhtemelen eski bir Ay Tanrısı olan Sin’den alan Sina Yarımadası, Hz. Musa’ya On Emir’in indirildiği ve Mısır’dan atılan Yahudiler’in İsrail’e giderken geçtikleri yer. Bizim gündemimize Mısır ile İsrail arasındaki savaş dolayısıyla giren yarımada, Afrika ve Asya kıtaları arasında. 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda İsrail’in eline geçti, 1978’deki Camp David Anlaşması’ndan sonra Mısır’da kaldı.

60 DOLARA YEMEKLİ DALIŞ TURU

Mısırlılara göre, bu bölgede bulunan Ras Muhammed (Muhammed Burnu) Milli Parkı, Avustralya’daki Büyük Mercan Kayalıkları’ndan sonra dünyadaki dalınacak en güzel yer. 200 civarında mercan türü, binin üzerinde balık çeşidi parkı cazip hale getiriyor.
Deniz öyle temiz ki su pırıl pırıl, adeta bir akvaryuma dalmış gibi hissediyor insan kendini. Halkın kısaca Şarm dediği bu turizm merkezinde şnorkelle denizin altındaki bu zenginliklerin tadını çıkartabilirsiniz. Genelde 9-5 arası yapılan turların öğle yemeği dahil fiyatı 30 dolar civarında. Şnorkel ve paletiniz yoksa dert etmeyin, üç dolara kiralayabiliyorsunuz. Eğer tüple dalmak istiyorsanız, bunun için yaklaşık 60 doları gözden çıkarmanız lazım. Bir de alt yüzeyi cam olduğu için Glass (Bottom) Boat dedikleri tekneler var, bunlar da 15 dolara dolaştırıyorlar mercan kayalıklarını. Tekneler değişik yerlere götürüyorlar müşterileri. Tiran Adası’nın karşısındaki Laguna ve bir gemi batığının bulunduğu Gordon mercan kayalıkları popüler olan yerlerden. Dikkat etmeniz gerekense zehirli balıklar. Özellikle Scorpion Devil, Stone ve Lion balıklarından uzak durmak lazım. En iyisi bazıları yakıcı ve kesici olan mercan kayalıkları da dahil hiçbir şeye dokunmadan, “Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli” diyerek yüzmek.

ÇÖLDE VAHALARIN ARASINDA SAFARİ

Çölde Safari ise yapabileceğiniz bir başka etkinlik. Quad veya ATV dedikleri, dört teker çekişli motosikletlere tek ya da çift kişi binebiliyorsunuz. Gideceğiniz yollar çok tozlu olduğu için tavsiyem, bizim Doğu Anadolu’da da kullanılan poşulardan takmanız ve eldiven kullanmanız. Çölün uçsuz bucaksızlığı, bedeviler, develer insana 1001 Gece Masalları’nı anımsatıyor. Sina Yarımadası’nda yaklaşık 80 bin civarında bir nüfusa sahip olan Bedeviler’in sayısı da turizmin gelişmesiyle beraber hızla azalıyor. Yarımadanın sualtı kaynakları zengin olan yerlerinde vahalar bulunuyor. Su kanalları aracılığıyla tarım da yapılan bu vahalardan en büyüğü 30 bin palmiye ağacının bulunduğu Feiran.
Şarm’a 227 kilometre mesafedeki Azize Katerina manastırı dünyada faaliyetini sürdüren en eski manastır. İstanbul‘daki Ayasofya’yı da yaptıran İmparator Jüstinyen’in eseri olan yapıda inanılmaz bir ikona ve el yazma eserler koleksiyonu var. Bu bölgedeki, Mısır’ın 2642 metrelik en yüksek dağı da bu azizeden almış adını. Mısır’da kullanılan para birimi pound. Bir dolar şu sıralar 5,8 pound civarında. Şarm’ın en hareketli yeri olan Naama Bay’e (Naama Koyu) taksiler otelin uzaklığına göre 4-5 dolara gidiyor. Restoranlar, barlar ve dükkanların bulunduğu bu bölgedeki Pacha ve Hard Rock Cafe gözde diskolardan, bir diğeri de Black House.
Şarm’dan alabileceğiniz hediyeler arasında papirüs, hiyeroglif dilinde adınızın yazıldığı kartuş, nargile, bedevilerin yaptığı balık desenli patch-work örtüler, turkuvaz, baharat, parfüm şişesi, oyuncak develer, piramit ve sfenks şeklinde yapılmış eşyalar bulunuyor. Türkçe’ye Arapça’dan binlerce kelime geçtiği için ehliyet, bedel, zira, merhaba, selam, bahşiş, yani, rüşvet gibi kelimeler kulağınıza sık sık çalınacak. Bu arada çöl ikliminin hakim olduğu Şarm’da gündüz ile gece arasında ciddi sıcaklık farkları olabileceğini unutmamak lazım, valizinizi bunu göz önünde bulundurarak hazırlayın.

ST. GEORGE’S
Karayipler’den bir tutam baharat

Ocak ayında içinizi ısıtacak beş şehir

Bir Tutam Baharat filmini seyrettiniz mi? İstanbul’dan ayrılamayan bir Rum aktarın ve onu Yunanistan’da bekleyen torununun hikayesini anlatıyordu. Seyrettiğim en güzel filmlerden biriydi. Yıllar sonra yolum Karayip Denizi’nde, Venezuella açıklarındaki baharat adasına düştü. Grenada’nın sokaklarında dolaşırken aklıma Hindistan’ın adının da kendi dillerinde “Baharat” olması geldi.

OCAKTAN MAYISA YAĞIŞSIZ MEVSİM

Grand Anse Plajı, Grant Etang Ulusal Parkı, gizli kalmış koylar, bembeyaz kumlu plajlar, yemyeşil bir doğa ve baharatın envai çeşidi Grenada’nın akla ilk getirdiklerinden. Grenada dünyada kilometrekare başına en fazla baharatın yetiştirildiği yer. Zencefil, kakao, karanfil, tarçın her köşede boy gösteriyor. Sabundan parfüme, içkiden dondurmaya baharatlar günlük hayatın önemli parçası. Dünya muskat ihtiyacının üçte birini bu ada karşılıyor. Ocaktan mayısa kadar adada kuru mevsim, kalanında ise yağışlı bir hava var. Ortalama sıcaklık 27 derece ve rüzgarlar nem oranını azaltıyor. Dolayısıyla Grenada’nın tam zamanı.

DÜNYANIN EN ESKİ ROM FABRİKASI

Karayipler’in en güzel başkenti St. George’s çok hoş bir limana sahip. Dik ve dar sokaklardaki sömürge döneminden kalma evler başkente apayrı bir güzellik katıyor. 18’inci yüzyıldan kalma pembe Anglikan Kilisesi, Market Square’deki pazarda, rengarenk kıyafetleriyle ürünlerini satan kadınlar, Fransızların inşa ettiği Fort George isimli kale şehre farklı bir hava getiriyor. Limanın Carenage isimli sahil kesimi çok keyifli. 18’inci yüzyıldan kalma bu bölgede halk yürüyüş yapıyor, kafelerde oturup yaşama şahitlik ediyor. Nutmeg adanın romunu deneyip hamburgerin ya da deniz ürünlerinin tadına bakabileceğiniz adreslerden biri. Grenada National Museum, Grenada tarihiyle ilgili eserleri görebileceğiniz küçük bir müze. Richmond Tepesi’ne çıkarsanız 1791’de yapımı tamamlanan Fort Frederick’e ulaşırsınız. Bu kaleden aşağıdaki limanın ve marinanın muhteşem bir manzarası var. Adanın kuzeyindeki River Antoine Rom Fabrikası dünyanın en eski rom damıtma tesislerine sahip. Ücretsiz olarak gezip 1850’lere yolculuk yapıyorsunuz. Grenada’nın doğu sahilindeki Grenville adanın ikinci büyük şehri. Yolunuz bu şehre bir cumartesi günü düşerse yerel pazara mutlaka uğrayın. Renkler, baharat kokuları, ortam çok gerçeküstü geliyor. 90 bin kişinin yaşadığı adada ağustosun ikinci hafta sonunda karnaval yapılıyor. Geçitler, müzik ve dansla renklenen karnaval sırasında, metal aletleri çalan orkestralar ve Kalipso grupları Queen’s Park’ta konser veriyor. Şeytan kılığına girenler ortalıkta dolaşıyor.

KARAYİPLER’İN EN GÜZEL YAĞMUR ORMANLARINDAN

Grant Etang Ulusal Parkı, Karayipler’deki en güzel yağmur ormanlarından biri. İçinden dereler akan parkta yürüyüş yolları ve manzara noktaları var. Sönmüş bir volkanın krateri olan Grand Etang Gölü’nün etrafını yürüyerek altmış dakikada dolaşabilirsiniz. Bol miktarda kuş ve Mona maymunlarından görürseniz şaşırmayın. Merak ediyorsanız, adanın en yüksek noktası 840 metre rakıma sahip olan St. Catherine Dağı. Levera Ulusal Parkı doğa yürüyüşleri için diğer bir alternatif ve çok güzel. Şehir merkezinden 15 dakika uzaklıkta bulunan Annandale Şelaleleri doğayla bütünleşmek için doğru bir adres. 15 metreden akan ve ormanın içinde bulunan şelalelerde yüzmek de mümkün.

EN GÜZEL PLAJLAR ADANIN GÜNEYBATISINDA

Grenada 344 kilometrekare yüzölçümüyle, Gökçeada’dan yaklaşık yüzde 20 büyük. Adada 45 plaj var, en güzelleri güneybatı bölümünde. Üç kilometre uzunluğundaki Grand Anse Plajı adada denize girilecek en iyi yerlerden biri. Korunaklı bir koydaki plaj beyaz kumu ve tertemiz suyuyla çok gözde. Palmiye ağaçlarının gölgesinde keyifli vakit geçirebilirsiniz. Etrafta tişört, mercandan yapılma takı ve plaj malzemesi satan seyyar satıcılar bulunuyor. Bu plajda su sporları da yapabilirsiniz. Grand Anse’nin iki kilometre güneyinde onun kadar güzel ama daha az kişinin gittiği Morne Rouge Bay Plajı var. Burası şnorkel için adadaki en doğru yer. Pink Gin, La Sagesse ve Levera plajları adadaki diğer popüler plajlardan.
Adanın bayrağındaki kırmızı mertlik, sarı bilgelik ve sıcaklık sembolü, yeşil ise ülkenin yemyeşil olmasını ifade ediyor. Grenada’ya yolunuz düşerse çok memnun kalacaksınız, çünkü Grenadalılar inanılmaz sıcak insanlar. Misafirperverlik adeta genlerine işlemiş.

DALIŞ, YELKEN BALIK AVCILIĞI

Dalmayı sevenlere Grenada’da çok sayıda alternatif var. Aquanuts (Tel: 473 444 11 26. www.aquanutsgrenada.com) ve Dive Grenada (Tel: 473 444 10 92. www.divegranada.com) dalış turları düzenliyor. Ada yakınında bazı batıklar var, dalarken onları da keşfetmeniz mümkün. Alışveriş meraklıları için adada The Grand Anse Shopping Centre isimli büyük bir AVM var.
Balık avlamayı sevenler Grenada’ya kasımla mart arası geliyor. Ocak ayında da balık tutma turnuvası yapılıyor. Grenada Golf Country Club (Tel: 473 444 41 28) ise golf tutkunlarının favori adresi. Rhum Runner ve Rhum Runner II tekneleriyle yapılan turlara katılmak için 473 440 43 86 numaralı telefonu arayabilirsiniz. Ocaktaki Port Louis Grenada Sailing Festival (www.grenadasailingfestival.com ) dahil olmak üzere adada senede üç farklı tekne yarışı yapılıyor. Yat ve yelkenli kiralamak için tercih edebileceğiniz şirketlerden biri Horizon Yacht Charters (Tel: 473 439 10 00. www.horizonyachtcharters.com)

Kaynak: Saffet Emre TONGUÇ

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyadaki ilginç batık kentler!
GezginGezgin
'Güzel Atlar Ülkesi'nde romantik macera (Kapadokya)
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
İtalya'da ucuz alışveriş rotaları
GezginGezgin
Rüzgârın sesini bir de burada dinlemeli: Alaçatı
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Amerika'nın gizli belgeleri bu anıtların arkasında!
GezginGezgin
Tazminat parasıyla motosikletle dünyayı geziyor!