Dünya Haberleri

    Obama, Turgut Özal ve Ahmet Türk: Militan siyasete karşı birleştirici liderlik

    Emre KIZILKAYA / DIŞ AÇI
    13.11.2008 - 00:00 | Son Güncelleme:

    ABD Başkanlık Seçimleri’ne bakınca, “Türkiye’de Kürt başbakan seçilir mi” sorusuna “Turgut Özal” cevabını vermek çok da mantıksız değil. Nitekim Obama, tıpkı Özal gibi, kendi alt kimliğini unutturarak ülkeyi bütünleştiren bir lider. Türkiye’deki Kürt politikacılar, etnik siyaset yaptıkları müddetçe bu düzeye ulaşamazlar. Bu yüzden Obama ve Özal’dan alınacak çok ders var.

    Demokrat Senatör Barack Obama’nın ABD Başkanı olmasına bakıp, “Türkiye’de bir Kürt’ün Cumhurbaşkanı seçilmesi olasılığını” tartışanların yaptığı bir hata var:

    Deniyor ki: “Evet, Turgut Özal da Kürt’tü, ama bunu hiç dillendirmedi. Belki de bu yüzden iktidar oldu. Burada özlem duyduğumuz ihtimal, Türkiye’de bir siyasetçinin, Kürt olduğunu açıkça vurgulayarak Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı seçilebilmesidir.”

    Bunu söyleyenler, ABD’deki seçim sürecini iyi izlememiş demektir.

    Obama, bu süreçte siyah olduğunu VURGULAYARAK değil, tam aksine, bunu UNUTTURARAK başkan olabildi.

    Martin Luther King Jr. veya Jessie Jackson gibi, ten rengi üzerinden “militanca” bir siyaset yapsa, değil ABD Başkanı, Demokrat Parti Başkan Aday Adayı olarak bile ismini duyamazdık Obama’nın.

    Illinois Senatörü, derisinin renginden kaynaklanan “fiziksel bariyere” rağmen, kendisini bambaşka bir yerde konumlandırarak başarıya ulaştı. Çünkü Jessie Jackson değil, Theodore Roosevelt’ti onun rol modeli.

    Zaten siyaset sahnesine çıktığı 2004 yılı Demokrat Parti Kongresi’ndeki açılış nutkundan, 3 Kasım’da seçim sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından zafer konuşmasına dek, “birlik ve beraberliği” vurgulayadurdu. “Siyah hakları mücadelesi” ile hiçbir ilgisi olmadığını gösteren konuşmayı da geçen martta yaptı. Bu konuşmanın başlığı “Daha Mükemmel Bir Birlik” idi.

    Obama’nın temel mesajı hep şu oldu: “Muhafazakar ve liberal iki ayrı Amerika yok, tek bir Amerika Birleşik Devletleri var. Kadın-erkek, zengin-fakir, beyaz-siyah ayrımı yok; eşit Amerikan vatandaşları var.”

    Bunları söylerken, bir yandan da “Ben zenciyim, siyasi haklarımı tanıyacaksınız” deyip ayrımcılığı körüklemedi Obama.

    Militan” siyahlarla bağlantısı olduğu iddia edildiğinde, bu kişilerle arasına hemen mesafe koydu.

    Onu 1970’lerde anarşist eylemler düzenleyen marjinal bir örgütle ilişkilendirdiler. Bu örgüt dünyada “terörist” olarak tanımlanmamasına karşın, Obama, “Teröristlerle işim olmaz” dedi.

    Milli devlete” sahip olmayan bir ülkede yetişmiş olmasına rağmen, “milli birliği” sağladığı ve bu süreçte, en büyük ayrımı yaratacak olan kendi farklılığını “ötekilere” unutturduğu için zafer kazandı o.

    Bu sayede beyazların büyük bölümünden de oy aldı, bazı Cumhuriyetçi kalelerini bile fethetti ve sonunda “herkesin başkanı” oldu.

    * * *

    Sonuçta, Barack Obama’nın zaferi, ne ABD’nin ilk siyah başkanı olarak kendisinin, ne de temsil ettiği etnik grubun (Afro-Amerikalıların) başarısı.

    Bu tamamen Amerikan siyasi sisteminin “kendisini dönüştürebilme becerisinin” ve Amerikan demokrasisinin “derinliğinin” eseri...

    Dolayısıyla, “Türk halkı, ne zaman Kürt cumhurbaşkanı seçer” diye sorulunca, “Zaten seçti” deyip Turgut Özal örneğini vermek çok da abes değil; çünkü Obama buna yakın bir örnek.

    O yüzden, ABD seçim sürecini herkesten çok Türkiye’deki Kürt siyasetçilerin iyi okuması gerekiyor.

    Onlar ne zaman “Türk ve Kürt iki ayrı Türkiye yok, tek bir Türkiye Cumhuriyeti var” diyecekler?

    Ne zaman “ayrımcı” değil de “birleştirici” bir rol oynayacaklar?

    Terörizmi kınadıklarını, teröristlerle aralarına mesafe koyduklarını görebilecek miyiz?

    Parti programlarında, kendisini Kürt olarak tanımlayan tek bir vatandaşın bile yaşamadığı bir taşra kasabasının ahalisini cezbeden bir vaat ne zaman yer alacak?

    Güneydoğu ve bazı büyük şehirler dışında yüzde 1’den fazla oy almayı başarabilecekler mi hiç?

    DTP’nin en ılımlı isimlerinden olduğu söylenen Ahmet Türk bile, “bütün Türkiye’nin cumhurbaşkanı” gibi görünüyor mu sizce?

    Son soru:

    Ne sağlam bir siyasi sistemin, ne derin bir demokrasi kültürünün, ne de bir ‘Demokrat Parti’nin bulunabildiği bu coğrafyada, Obama’yı beklemek niye?

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı