Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Obama Ortadoğu'nun adını bile anmayacak

    Time
    25.01.2011 - 17:53 | Son Güncelleme: 25.01.2011 - 17:53

    ABD Başkanı Barack Obama, geçtiğimiz yıl yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında Ortadoğu'ya yönelik taahhütler vermişti. Bir sene sonra bugün ABD, Ortadoğu'da hiçbir zaman olmadığı kadar güçsüz durumda.

    Dünya gündeminin nabzı Planet'te atıyor  

     

    Obama'nın her yıl bir kez yaptığı ulusa sesleniş konuşması, bu yıl Ortadoğu’da çok hızlı değişimlerin yaşandığı bir döneme rastladı. Konuşma genel olarak ABD’nin stratejik çıkarlarına ters düşen gelişmelerin yanında, Washington'ın uzun vadeli Ortadoğu politikalarının sınırlarını da gözler önüne serecek.

     

    Obama, Salı akşamı ulusa sesleniş konuşmasını yaparken, Beyaz Saray'ın Ortadoğu’da karşı karşıya olduğu yeni tablo şöyle özetlenebilir:

     

    ARAPLARIN DEMOKRASİ MÜCADELESİ

    Obama’nın konuşmasını yapacağı gün, Tunus’taki demokratik devrimden etkilenen binlerce Mısırlı, onlarca yıldan beri ABD’nin desteklediği Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in otoriter rejimini protesto etmek için sokaklara dökülecek.

     

    Ortadoğu genelinde, Arap halkları demokratik haklarını öne çıkarmaya ve ekonomik ve sosyal sıkıntılarını dile getirmeye başlıyor.

     

    Bugün, ABD’nin bölgesel güvenlik stratejisi için bel bağladığı Mısır, Ürdün, Cezayir ve Yemen gibi ülkeler ateş hattının üzerinde. Yaşananlar, Washington’ın Arap dünyasında görmek istediği demokrasi biçimiyle, bir grup otokratın elinde siyasi kayıtsızlığa dönüşen demokrasi anlayışı arasındaki boşluğu ortaya koyuyor.

     

    Irak, ABD’nin demokrasi ihracatının keskin sonuçlarını gösteren bir örnek olacak. ABD askerleri, bu yılın sonunda Irak’ı terk edecek. Son sekiz yılda akan kan ve gözyaşının ardından, Bağdat’ta Washington’dan çok, Tahran’a yakın bir hükümet olacak.

     

    İRAN BAĞLARINDAN KURTULDU

    Obama, geçtiğimiz yıl yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, İranlı liderlerin uluslararası sorumluluklarını reddetmeye devam ettiklerini belirtti ve Tahran'ın bunun sonuçlarına katlanacağına dair “söz verdi.” Ancak geçtiğimiz hafta İstanbul’da İran ile Batı ülkeleri arasında yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalması, Obama yönetimini uyguladığı yaptırımların İran’ı istenilen noktaya getiremediğini gösterdi.

     

    İran’ın gelecek birkaç yıl içinde nükleer silah elde edemeyeceği düşünülüyor. Diğer yandan, Obama’nın izlediği stratejinin Tahran'ın nükleer programı hakkındaki tavrını değiştireceğine dair hiçbir işaret yok.

     

    LÜBNAN UÇURUMUN KENARINDA MI?

    Hizbullah’ın, ABD’nin desteklediği Saad Hariri hükümetini devirerek kendi hükümetini kurduğu Lübnan’da yaşanan kriz, İran’ın özgüvenine zarar gelmediğine işaret ediyor. Eski Başbakan Refik Hariri suikastının yaratacağı utancı önlemek için, suikastı soruşturan uluslararası mahkemeyle işbirliğini kesmesi beklenen Hizbullah’ın hükümeti devirebilmesi, Lübnan’daki güç dengelerinin nasıl değiştirebileceğinin de bir kanıtı.

     

    Ülke her an iç savaşa sürüklenebilecek gibi görünürken, bugün sokaklardaki tansiyon, Washington’dan çok Tahran'ın işine yarıyor.

     

    HANGİ BARIŞ SÜRECİ?

    Bu hafta başında ortaya çıkarılan İsrail-Filistin görüşmelerine ait belgeler, birçoklarının uzun süreden beri düşündüğü şeyi ortaya çıkardı: İsrail ve Filistin’i iki devletli çözüm üzerinde uzlaşmaya vardırması beklenen barış süreci çoktan ölmüş durumda. Yıllar süren gerginliğin ardından, Filistin tarafı, mevcut İsrail hükümetiyle anlaşma olamayacağını anladı. ABD ise uluslararası kamuoyunda oluşan oy birliğinin bile Filistin devletinin şartlarını İsrail’e kabul ettiremeyeceğini gördü.

    Dahası, kendi başına hareket etmeye başlayan Filistin Yönetimi, Birleşmiş Milletler’e (BM), İsrail yerleşimlerinin kınanması için başvurdu ve ABD’yi uzun süreden beri üzerinde durduğu çözümün karşısına geçmeye zorladı. Ardından, Filistin Belgeleri'nin ortaya çıkmak üzere olduğu günlerde, Filistin Yönetimi lideri Mahmud Abbas Tunus’taki gösterilerin desteklenmesine karşı çıktı. Hatta Batı Şeria’da Tunus bayraklarına bile izin vermedi.

     

    Filistinlilerin elinde kalan tek çözüm, Ortadoğu barışı dosyasını İsrail ve ABD’nin elinden alarak Tel Aviv üzerindeki uluslararası baskıyı artırmak.

     

    Ortadoğu genelinde ve Afganistan ile Pakistan’a kadar ulaşan bölgede tehlikeli bir çağ başlıyor ve ABD’nin artık Körfez Savaşı’ndan bu yana gösterdiği tek süpergüç olma özelliği ortadan kalktı. Washington, Ortadoğu üzerinde her zaman olduğundan daha az kontrole sahip. Bu yüzden, Obama’nın daha iyi idare edebileceği konularla kürsüye çıkması lazım.

     

    Örneğin ekonomi.

     

    *Bu yazı "Why the Middle East Won't Feature in Obama's Speech" başlıklı makaleden alınmıştır.

     

    Planet'i Facebook'ta takip etmek için:
    http://www.facebook.com/#!/HurriyetPlanet

    Planet'i Twitter'da takip etmek için:
    http://twitter.com/HurriyetPlanet

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı